Fitne dönemlerinde adalet ve sağduyu çağrısı
İslami kaynaklarda fitne dönemlerinde adalet, ilim ve sağduyunun önemi vurgulanırken, bireysel sorumluluk ve toplumsal barış çağrıları öne çıkıyor.
FITNE DEN SAKINMAK VE BARIŞ EHLİ ADALET EHLİ OLMAK !
Hz. Ali: “Kim fitne zamanında doğruyu bulur ve onun yanında durur ve yanlışın karşısında doğruyu söylerse, Kıyamet günü Sıddıklardan sonra gelir.” buyurmaktadır..Fitne döneminin özelliği, insanların zaaflarına, çıkarlarına, dünyevi kaygılara ve gelecek endişelerine fazla kapılarak birbirini satmaya başlamalarıdır. fitnenin böyle kol gezdiği bir dünyada Allah’ın yardımından başka insanın sığınacağı bir liman ve korunak yoktur maalesef….işte o zaman;"Ma'rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir heva, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahede edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zîra (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir." [Ebu Davud, Melahim 17, (4341); Tirmizî, Tefsir, Mâide, (3060); İbnu Mace, Fiten 21, (4014).]Fitneden korunmanın yolu, ilme tâbi olmaktır!Fitneniz: O fitne sizi etkilemez olana kadar, son bulmayacaktır!.Tek şansınız, o fitneye bağışıklık kazanmaktır… Dünyada… Ya da Kâbir âleminde… Veya Cehennemde!.Eğer uyandığınızda pişman olmak istemiyorsanız, yaşam boyu sizi bırakmayacak olan fitnelere takılıp kalmayınız!Dostlarım,Lûtfen elinizden geldiğince hakikati araştırın ve yarın size hiç bir faydası olmayacak "dedikodu"yu "gıybeti" derhal terkediniz!.Neyinize gerek insanların hâlleri, yaşamları!. Siz, geleceğinize ışık tutacak fikirlerle, düşüncelerle ilgilenin!.Siz bu dünyaya başkalarının neler yapıp neler yapmadığıyla uğraşmak ve onları yargılamak üzere gelmediniz!.Zaten hepimiz bu dünyada yaptıklarımızın cezasını tam hakkıyla göreceğiz!. Bundan kesinlikle kuşku duymayın!. Çünkü sistem, bir mekanizma olarak yürürlüktedir.Herkes yaptığının sonucuna katlanacaktır!.Öyle ise bırakın insanların yaptıklarıyla kafanızı meşgul etmeyi!. Başkalarının kulvarlarıyla ilgilenip yol almaktan geri kalacağınıza; kendi kulvarınızda olabildiğince ileriye gitmeye çalışın!.Her sabah değişik bir rüyadan uyandığımız halde; acaba ne oluyor da, dünya rüyasından, beklemediğimiz bir anda uyanıvereceğimizi düşünemiyoruz?Uyandığımızda didişecek birileri kalmadığını gördüğümüzde, acaba hangi şartlar altında olacağımızı düşünüyor muyuz?Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-buyurmuşlardır ki:"Allah'ım! Kabir azâbından sana sığınırım. Ateş azâbından Sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnelerinden sana sığınırım. Deccâlin fitnelerinden sana sığınırım. " .AMİN...Çıkan fitnenin büyümesini önlemede ve ondan gelecek zararlara karşı korunmada en isabetli tedbirlerden biri, fitneciyi yalnız bırakmaktır. Haklı ve haksız tarafların belli olduğu durumlarda, haklı tarafın desteklenmesi tavsiye edilmiş olmakla beraber, haklı veya haksızın belli olmadığı durumlarda, hiçbir tarafa destek vermemek, bütün tarafları terketmek esastır. Hz. Peygamber'den gelen rivayetlerden bu anlaşılmaktadır.Müslim'de gelen bir rivayette Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Ümmetimi Kureyş'ten şu kabile helak edecektir" diye istikbalde gelecek bir fitneden haber verir. Yanındakiler: "O vakit ne yapmamızı, nasıl davranmamızı emredersiniz?" diye sorarlar. Cevap şudur: "İnsanlar onları terketmelidir."Günümüzde bazı yazarlar, gazeteciler, kalemşörler siyasetciler hocalar ve sokaktaki insanlar, öyle pervasızca, bozuk bir üslupla ve İslâm’ın, Kur’ân’ın hiçbir ölçüsüne uymadan, bodoslama sağa sola saldırıyorlar ki, bunlar adeta fitnenin ateşleyici ve körükleyicisi durumunda oluyorlar. Bunlar birer “silahşör” gibi cinayet işlemektedirler..Bunlara şunu hatırlatmakta yarar vardır:İslâm’da cihadın bir ahlâkı, kuralı ve ilkesi vardır.İslâm’da savaşın bir hukuku vardır.İslâm’da tebliğin bir adab-ı muaşereti ve edebi vardır.İslâm’da bir bilginin, haberin ve söylentinin araştırılma ve tahkik edilme boyutu vardır.İslâm’da “kul hakkı” diye temel bir ilke vardır.Bütün bunlara rağmen eğer bir insan bu hassasiyeti taşımıyorsa, bu insanın sözü ile savunduğu davasının hiçbir ilgisi yoktur demektir.Böyle bir insan, menfaatinin, çıkarının ve zaaflarının kulu ve kölesidir. Böyle insanların şerrinden Allah’a sığınmak gerekir.Ümmetin de bu tür insanlara pirim vermemesi lazım. Aksi takdirde bu fitne ateşi daha da büyüyecek ve zalim de mazlum da hak ile yeksan olacaktır. (Öyle) Bir fitneden sakının ki, aranızdan yalnız haksızlık edenlere erişmekle kalmaz (hepinize erişir). Bilinki Allâh'ın azâbı çetindir.(. Enfal, 25)Allah’ım bilerek veya bilmeyerek fitneye uymaktan, onun tuzağına düşmekten ve fitneyi yaymaktan sana sığınırım. AMİN...











