En küçük para bile, bazen hayatımızı değiştirebilir.

Peki, siz ilk kazandığınız maaşı hatırlıyor musunuz?

En küçük para bile, bazen hayatımızı değiştirebilir.

En küçük para bile, bazen hayatımızı değiştirebilir.
 
Bu cümleyi internette okumuştum. Kime ait inanın bilmiyorum. Ama severim bu cümleyi. Paraya dair atasözleri/deyimlerin çoğu olumsuz duygular çağrıştırdığından belki de internette okuduğum bu sözü anlamlı buldum. Anlaşılacağı üzere bugün biraz para hakkında düşünmek, tartışmak istiyorum.
 
Geçtiğimiz günlerde Meltem Reyhan’ın “Para Ne Söyler Biz Ne Anlarız” adlı kitabını okudum. Reyhan, kitapta yaklaşık yirmi yıl önce Amerika’da yaşarken tanık olduğu bir anısını anlatır. Bir gün, çalıştığı iş yerine ilkokul çağlarında iki çocuk gelir. İkisinin de büyük bir heyecanla çikolata sattıklarını görür. Çocukların parayı alırken de üstünü sayarken de çok dikkatli olduklarını aktarır. İki çocuğun neden çikolata sattığını merak eder. Okulun çocuklara verdiği bir ödev olduğunu öğrenir. Okul ödevleri: Bir kutu çikolatayı satmak ve parayı tam olarak teslim etmek. Çocuklara bu ödev aracılığıyla para kavramını öğretme, alma ve vermede dikkatli olmalarını sağlamak, parayı kullanmayı öğretmekmiş amaçları. Ne güzel bir ödev değil mi?


 
İstanbul’dan İzmir’e taşındığımız 96 senesinde yaşadığım mahallede böyle bir şeye tanık olmuştum. Ertesi yıl ben de bu geleneğin kervanına katılmıştım tabii. İzmirlilere yoksa Bornovalılara özgü müydü, bilemiyorum? Bornova dışında bir mahallede de görmemiştim çünkü… Yanlış hatırlamıyorsam okullar açılmadan iki hafta önce yapardık. Mahallenin her bir çocuğunun tahtadan, herhangi bir nesneden yapılmış satış standı olurdu. Kimi çok süslü, kimi çok sade… Mahalleden geçen büyükler her bir tezgâha bakıp bir şeyler seçerlerdi. Standların birinde mutlaka satış olurdu. O yaşlarda azımsanmayacak kadar çok para kazanırdık. Fakat o parayla ne yapardım, bir türlü hatırlayamadım. Sevincimi çok iyi hatırlıyorum ama…

Anılara gidince ilk kazandığım maaşımı düşünmek istedim. Tuttuğum günlükler sayesinde bilgiye ulaştım. Orta okul ikinci sınıfa giderken ilk maaşımı kazanmışım. Gittiğim tiyatro kursunda “Konuşan Orman” adlı bir çocuk oyunundaki rolüm sayesinde. Sevdiğim bir şeyden para kazanmanın tadını çok küçük bir yaşta deneyimlediğimi, bugünki zihnimle yorumlayabiliyorum. O çağlardaki sadece mutluluktu. Ve sevdiğim bir mesleği yapma isteyişimin ilk fikri o zaman filizlenmişti.

Peki, siz ilk kazandığınız maaşı hatırlıyor musunuz?


Mutlu ve sağlıklı bir hafta sonunuz olsun. Yazının tamamını okumak isteyenler, tıklamanız yeterli.

Aylin Aktaş

Yazar & Dramaturg / Kurumsal İletişim Uzmanı