Babalar Günü ve Benim Babam!
Babalar Günü’nde, Anadolu’nun yitip giden değerlerini taşıyan bir baba üzerinden; vicdanı, adaleti, hoşgörüyü ve merhameti anlatan etkileyici bir yaşam öyküsü. İzzet İnan’ın hayatı, sadece bir babanın değil, bir dönemin ruhunu yansıtan insani bir miras…
YUSUF İNAN YAZDI...
Babalar Günü ve Benim Babam
Bir babalar günü daha geldi, geçti. Sosyal medyada paylaşılan süslü cümleler, market raflarını süsleyen hediyeler, televizyonlarda dönen duygu yüklü reklamlar arasında sessizce kendi babamı düşündüm. Benim babam, bu günü hiç kutlamadı. O neslin babaları gibi; gösterişi değil, göğüslenmiş hayatı yaşadı. O, çilesini sırtında taşıyan, sessizce alın terini toprağa akıtan, ama ruhuyla nice hayatları yeşerten bir Anadolu babasıydı.
Babam İzzet İnan...
Babamın babası Yusuf Ağa, ben daha doğmadan, babam ise çocuk yaştayken hayata veda etmiş. O yüzden benim babam, babasız büyüyen bir babaydı. Belki de bu yüzden hepimizin babası oldu. Merhameti, adaleti, yardımseverliğiyle sadece evlatlarının değil, köydeki her yetimin, her kimsesizin, her dul kadının babasıydı.
Köyde Bir Dükkan, İçinde Koca Bir Dünya
Babam ilkokul mezunuydu, Köy Enstitüsünde bir yıl okumuş ama ailevi sebeplerle bırakmak zorunda kalmış. Sonrasında rüyasında gördüğü bir zatın yönlendirmesiyle dükkan açtı. Dükkan, ekmek kapısıydı ama aynı zamanda köyün vicdanıydı. Orada sadece ticaret yapılmazdı, insanlık yaşanırdı.
Zor durumda olanın borcu silinir, ihtiyacı olana bedelsiz mal verilir, aldığı borcu ödeyemeyen dahi incitilmeden ağırlanırdı. Her yıl sonunda, borcunu ödeyemeyenlerin isimleri yazılı defter eski sobaya atılır, bir daha açılmamak üzere kapanırdı. O defterle birlikte vicdan rahatlığı ve sessiz bir dua da duman olurdu belki.
Babamın Arkadaşları, Babam Gibi İnsanlardı
Babam gibi babalarla büyüdük biz. Zikri amca, Mecit emmi gibi dostları vardı. Hasat parasını babama emanet edecek, iki ay boyunca kendi dükkanını kapatıp bizim dükkanın kasasına oturacak kadar güvene dayalı ilişkilerdi bunlar. Küçücük yaşımda, tezgâh arkasında dururken kasadaki parayı kontrol eden bir amca değil, bir değer vardı yanımda. Güvenin, kardeşliğin adıydı o insanlar.
Bir gün babam yokken, dükâna gelen bir kadına veresiye vermedim diye, eve dönünce beni uyardı. “Bu köydeki birkaç dul kadına biz sahip çıkmazsak bu köyün ahlakı bozulur” dedi. O söz o zaman anlamadığım ama şimdi yüreğime kazınmış bir öğüttür.
Siyaseti Değil, İnsanlığı Önceleyen Bir Hayat
Babam Ülkü Ocaklarını kurmuştu köyümüzde ama Komünist İmam olarak bilinen Uluköy Belediye Başkanı Naci Eren’le dosttu. Cumhuriyet okur, Behice Boran'la sohbet ederdi. Behice Boran gibi bir figürün “İzzet bey” diye hitap ettiği bir ülkücüydü. İdeolojilere değil, insanların iyiliğine inanırdı.
Ülkücüydü ama en yakın dostları arasında solcular da vardı. Cami yapılacağı zaman da en öndeydi, Kur’an Kursu açılacağı zaman da. Öğrencilere bilet parası verir, öğretmenlerin her tür ihtiyacını karşılar, evlerine yerleştirirdi.
12 Eylül’de jandarma köye gelip, babamla çay içip “Sen işine bak İzzet amca” diyerek saygıyla ayrıldılar. Çünkü herkes onun dürüstlüğüne, adaletine, vicdanına şahit olmuştu.
İçişleri Bakanlığı’na Selamla Girilen Günler
Ben askeri liseyi kazandığımda, bana bir adres verdi: İçişleri Bakanlığı. “Emin Bey var, benim selamımı söyle” dedi. O zaman 14 yaşındaydım. Gittim. Emin Bey, babamın dostuydu ve beni sarılarak karşıladı. Çünkü babam, köyün gençlerini geleceğe taşıyan bir köprüydü.
Fakir Babası
Babam ticaretten çok insan kazandı. Hacca gitmeyi çok isterdi ama parayı hep bize, köye harcadı. Bir gün komşumuz Zikri amca hacdan döndü ve babama, “Ben seni Kabe’de tavaf ederken gördüm” dedi. Babam gidemediği hacca ruhuyla gitmişti belki de.
Köyde herkes onun için “fakir babası” dedi. Sağlığında annesinden kalan mirası kırgınlık olmasın diye istememiş.
Babam vefat ettikten sonra miras bizim üzerimize geçti. Biz de o zaman öğrendik.
Hakkı olanı bile istemeyecek kadar büyüktü gönlü.
Çocuk Eğitimi: Sorumlulukla Büyütülen Nesil
Daha ilkokuldayken bana büyük paralar teslim eder, kasabadan ilçeye gönderirdi. Sorumluluk vermekten korkmazdı. Bugün çocuklarımızı korumak adına özgüvenlerinden çalarken, o yaşta bizi hayata katardı. Eğitimin sadece okulda değil, hayatta verildiği bir kuşağın çocuğuyum ben.
Ruhu Şad Olsun
Babamı kaybedeli 10 yıl oldu. Ama onun öğrettiği dürüstlük, adalet, merhamet ve hoşgörü hâlâ benim, kardeşlerimin ve bizim çocuklarımızın hayatında yaşıyor.
Onun hayatı, sadece kendi çocuklarına değil; bugünün babalarına, yöneticilerine ve çocuklarına da sessiz bir ders gibi duruyor
Köyde cami yaptıran da oydu, kütüphane kuran da. Kur’an Kursu'na öncülük eden de oydu, farklı görüş ve düşünceye hoşgörüyle yaklaşan da oydu.
Bu yüzden babamın adı bir ideolojinin değil, bir insanlık modelinin temsilidir.
Ruhu şad olsun.
Bir babalar günü daha geçti.
Özlemle ve gururla anıyoruz...
YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH
Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com













