ChatGPT: YEŞİL GÖZLÜ SELANİK: BİR GÖÇMENİN HATIRASI

Edirne’ye yerleşen Selanikli bir göçmen ailenin çocuğu, annesine duyduğu hayranlıkla “Yeşil Gözlü Selanik” dediği hikâyesini anlattı. Göç yolculuğu, Gülcemal Vapuru ve Edirne’de kurulan yeni yaşam, Balkan göçlerinin unutulmaz tanıklıklarından biri olarak aktarıldı.

ChatGPT:  YEŞİL GÖZLÜ SELANİK: BİR GÖÇMENİN HATIRASI
YEŞİL GÖZLÜ SELANİK.
Edirne’de yaşamış bir Selanikli göçmeninin anlattıkları şöyle :
“Asıl vatanımız Türkiye idi, bilirdik...Ama, oralarda doğduk...Ben Vardar Nehri kıyısında bulunan, Yenice-i Vardar'a bağlı Işıklar (Aşıklar) Köyündenim.(Şuan ki Evropos Belediyesi Kılkış'a bağlı ).... Çok yeşildi köyümüz... Anamın yaptığı mercimekli börekleri yer, oyunlar oynardık... Anam duldu Çağlayı andırır gözleri vardı. (Ölene kadar bana her haliyle Selanik’i hatırlattı...Bu yüzden “Yeşil Gözlü Selanik” derdim ona)
Çok güzel ve çok çalışkandı...
Fakirdik... Zeytinliğimiz, üzümlüğümüz yoktu...Bulgur, bulamaç yedirerek büyüttü anam bizi...Yabancı askerler kendisinin güzelliğini fark etmesin diye kömür isi sürerdi yüzüne...Hep soğan yerdi anam...Bir yabancı erkek yanına gelince, ağzı koksun, kendinden tiksinsin diye...Öyle korkardı...Bu yüzden en çok o sevindi Türkiye’ye gelecek olmamıza...
Kendini güvende hissedecekti çünkü...”Direği sağlam bir gök kubbe o topraklar” derdi hep...
Ben sekiz yaşındaydım oradan ayrılırken...
Yanımıza eşya almadan at arabasıyla yola çıktık...Önce Selanik’e geldik Selanik’e vardığımızda ilk defa gördüğümüz Beyaz Kule çok etkiledi hepimizi... Burada, diğer kasaba ve köylerden, Mayadağ’dan, Gümence’den gelip aylardır bizi götürecek olan vapuru bekleyen başkaları da vardı Bekledikten sekiz gün sonra Gülcemal Vapuru göründü uzaktan...”Gülcemal”...inşallah cemalimiz güle döner dedi anam...Çok kalabalıktı... Vapurda hastalananlar ve ölenler oldu...Ölenler hastalık yaratır endişesiyle denize atıldı...Önce Tekirdağ’a geldik...Sonra İstanbul’a... Köyden başka ailelerle beraber bize gösterilen yerlere baktık...Anam Boğazı görünce “ben buralarda duramam” dedi... “Buranın deresi çok büyük kızanlarım suya düşer” Bugün hala hatırıma geldikçe gülerim rahmetlinin bu sözüne...
Çoğunluk ilk önce Hayrabolu ve sonrasında Kırklareli merkezine yerleştirilirken, biz Edirne’ye yerleştik işte...Bir Rum ailenin viranesiydi ilk oturduğumuz ev...Sonra değiştirdik... Yerliler “yarı gavur” dediler önce... Sonra iyi komşu olduk tabi...Derken evlendik, çocuklarımız, torunlarımız oldu Buralara kök saldık bu sefer...
Annem, "Atatürk’ten Allah razı olsun...
Bizi o kurtardı...Yeni bir hayat sağladı…” diyordu.
İlhan Bolca Sayfasından ALINTI