“Yaradan rahmetini kahrından üstün saydı,
Ne olurdu halimiz, gözyaşı olmasaydı?..”
KARDEŞİM, CESUR KALEM NİHAT GENÇ DE BU DÜNYAYA VEDA ETTİ…
Nihat’a birkaç cümle ile veda etmek ne kadar zormuş.
Ellerim titriyor, gönlüm hüzünleniyor, gözlerim doluyor.
Her Ankara’ya gelişimizde mutlaka bir araya gelip geçmişi yâd ederek ülkenin meseleleri konusunda derin sohbetlerimiz olurdu.
Sanatoryum Hastanesinde 4.devre kanser tedavisi gördüğü süreçte, müsait olup telefonla konuşabildiği her an görüşüp hasret gideriyor olsak da hastane ziyareti kısıtlı olduğu için ziyaret edememenin üzüntüsünü yaşadık.
Yarım asrı geçen dostluğumuz olan Nihat kardeşimin hastalık dönemini üzüntü endişe ve dualarla geçirdik.
Hastalığının son sürecinde entübe edilince ümidimiz her gün azaldı ve nihayet dünya ızdırabı noktalanıp ebediyete irtihâl etti.
Nihat, ömrü boyunca kula kulluk etmeden, adamın adamı olmadan, haksızlık karşısında susmadan, küresel emperyalizme ve vurguncu düzene karşı yiğitçe mücadele etti.
Azîz milletimizin birlik ve beraberliğini, kardeşlik hukukunu, cumhuriyetimizin kurucu değerlerini her platformda cesurca savundu.
Emekten ve insan haklarından yana mücadele verirken, cesur haykırışlarından ürken iktidarın palazlandırdığı sermaye sahipleri onu satın alamadı.
Mafia bozuntuları ve güç odakları onu korkutup sindiremedi.
Troller cesur haykırışlarını kesemedi.
Hiç bir güç, hiç bir tehdit onu susturamadı.
12 Eylül’de ABD’nin uşaklığını yapan Kenan Evren cuntasının yapmış olduğu darbede, Nihat’ın, onlarca arkadaşını evinde misafir edip ekmeğini paylaşırken unutulmaz fedakârlıklarının şahidiyim.
Nihat kardeşime bu ülkenin çok ihtiyacı olduğu böyle bir dönemde ne yazık ki ömrü vefa etmedi.
Allah rahmet eylesin.
Ruhu şâd, mekânı cennet olsun.
Hasan BÖLÜCEK