"BİZİM YAKUP" ve TÜRK DÜNYASI İLGİSİ

Evde telefon ile kendisi ile konuşmamız sonrası gelen "Kimdi?" sorusunun yanıtı bu olurdu: "Bizim Yakup".

"BİZİM YAKUP" ve TÜRK DÜNYASI İLGİSİ
Evde telefon ile kendisi ile konuşmamız sonrası gelen "Kimdi?" sorusunun yanıtı bu olurdu: "Bizim Yakup".
Türk Ocaklarının yeniden faaliyete geçtiği 1986 sonrasında Türk Ocakları'nın Ankara şubesinde çok samimi ve nitelikli bir ekip bir araya gelmişti. Genç bir akademisyen olarak Mehmet Şahingöz'ün Türk Ocaklarının yeniden açılışında rahmetli Ender Gökdemir ile birlikte verdiği emek de unutulmamalıdır.
Orhan Kavuncu riyasetindeki şubenin faaliyetleri neredeyse Genel Merkez faaliyetlerinin önüne geçmişti. (Yıllar sonra 2000'de Ankara'ya atanarak gelip Türk Ocağı Ankara şubesinin "gençlikten boşalmış hali"ni gördüğümde çok üzülmüştüm ve hâlâ üzülüyorum.)
Türk Ocakları Ankara şubesinde düzenli seminerler, okuma gruplarımız ile adeta ikinci bir öğrenim alıyorduk. Aslında bugünden geriye baktığımda "self education" denebilecek bir program yaptığımızı görüyorum.
Türk Yurdu'nun yeni dönem sayılarındaki ilk şiir ve yazılarımız yanında, Ankara'ya taşınan ve Lütfi Şahsuvaroğlu'nun başına geçtiği, değerli hemşerim Beytepeli Ahmet Arslan'ın Yazıişleri Müdürü olduğu Yeni Düşünce yazmak için yer bulabildiğimiz zemin olmuştu. Yeni Düşünce de bu şekilde Yakup ile birlikte uğramadan edemediğimiz ikinci bir adresimiz olmuştu Ankara'da. Bir üçüncü adresimiz -daha çok etkinliklere katılma şeklinde- D. Mehmed Doğan'ın başkanlık yaptığı Türkiye Yazarlar Birliği'nin önce Kızılay Hatay sokakta sonra Müdafaa caddesinde yerleşen merkezi idi.
1990 öncesinde Türk Ocakları Ankara şubesinde bir araya gelen kadronun as elemanlarından birisi olan sevgili Yakup Deliömeroğlu (o zaman soyadı böyle idi) AÜ Veteriner Fakültesi öğrencisi idi. Ben de Ankara Tıp'ta ihtisas eğitimine devam eden bir genç hekim olarak ekipte yer almıştım. Tıbbiyeli Atila ve Muhittin Demirkasımoğlu kardeşler, Ziraat'ten Uğur Özyetgin, Siyasal'dan Murat Yılmaz ile Tuncay, Almula İdil, ODTÜ'den Mustafa Turan ile Gazi'li Gülkız ve daha pek çok ülküdaş...
Birlikte öğreniyor, Mustafa'nın pişirdiği Türkistan Pilavı ile birlikte iftar ediyor, birlikte -başta "Çırpınırdın Karadeniz"- olmak üzere marşlar söylüyorduk.
O günlerde Ocak'ta misafirler de eksik olmazdı. Afganistan Türklerinin lideri Azad Bek Kerimi, Almanya'dan doktorasını bitirip yeni dönmüş olan Ümit Özdağ, Paris'ten dönen Ali Gemuhluoğlu, ABD'den dönen Ruhi Özbilgiç hatırımda kalan bazı isimler.
***
O günlerin kalıcı bir birikimi Türk Dünyası müziklerini bir araya getirdiğimiz Türk Yurdu Kaset Kulubü koleksiyonu olmuştu. Bu koleksiyonda Şehriyar Ata'nın "Haydar Baba'ya Selam" kasedi en popüler olan parça idi. Abdurrahman Kuzeci'den Kerkük hoyratları, Başkırd Türklerinin Kuray ezgileri, Zeyneb Hanım Hanlar'ın Baba Mirzayev'in eşsiz icraları ile Azerbaycan mahnıları ve daha pek çok Türk boyundan sesler...
Bu koleksiyon o kadar bereketlendi ki rahmetli Ali Özaydın ve İrfan Gürdal'ın üstün çabaları ve becerileri ile resmen kurulacak olan Kültür Bakanlığı Türk Dünyası Müzik Topluluğu'nun çekirdek repertuvarını da oluşturdu.
***
16 Ağustos 2024 günü bu fani dünyaya veda edip aramızdan ayrılan Yakup Ömeroğlu'nun vefatına yakın yıllarda zirveye ulaşan Türk dünyası ilgisine ve derin bilgisine başlangıç aramak gerekirse o günlere bakılmalıdır.

Hayati Bice