Bir Ülke, İki Zaman: Güney Kore / Andong-4. Gün
Güney Kore’de Andong bölgesindeki Dosan Seowon ve Bongjeongsa Tapınağı, UNESCO mirası yapılarıyla kültürel miras yolculuğunun öne çıkan durakları oldu.
Bugün artık Seul dışına doğru geziye başlayacağız. Bu perifere yolculuk Busan'a kadar sürecek. Busan'da gezip, sonrasında Jeju Adası'na uçacağız. Orayı gezdikten sonra, Seul'e geri döneceğiz.

İlk durağımız bir Konfüçyüs Akademisi olan Dosan Seowon olacak. Seowon, Kore’de Joseon Hanedanı döneminde kurulmuş olan Konfüçyüsçü özel akademilere verilen bir isim. Bu kurumlar hem eğitim yeri, hem de bilginleri onurlandırmak için yapılan anı mekanları olarak işlev görmüşler. Yani öğrenciler bu akademilerde Konfüçyüs felsefesi, ahlak, tarih ve edebiyat üzerine dersler alıp, burada muhafaza edilen ünlü bilginlerin tabletlerine (ruh levhaları) saygı gösterirler ve belirli günlerde de saygı törenleri düzenlerlermiş.

Seowonlar, genellikle doğayla uyumlu, dağ ve nehir yakınlarına kurulmuş, sade ama zarif yapılar olmuşlar. Günümüzde Kore'de bunlardan az sayıda kalmış.
Bu akademiler 19. yüzyılda devlet reformlarıyla büyük ölçüde kapatılmış olsa da, günümüze ulaşan bazıları tarihi ve kültürel miras olarak korunmaktalar. UNESCO, 2019 yılında “Kore Seowonları” başlığıyla dokuz Konfüçyüs akademisini Dünya Kültür Mirası Listesi’ne almış. Bu dokuz Seowon, hem doğayla uyumlu yerleşimleri, hem de Konfüçyüsçü ahlak ve eğitim anlayışını yansıtan mimarileri nedeniyle listeye girmişler.

Andong Bölgesinde bu listeye giren 2 tane seowon mevcut; Dosan Seowon ve Byeongsan Seowon. Biz bunlardan ilkini gezeceğiz ve hakkında bilgi sahibi olacağız. Bu arada Kore'deki 5. UNESCO Kültür Mirası eserini de ziyaret etmiş olacağız.
Kasvetli ve zaman zaman da yağmur yağan bir havada, yaklaşık 220 km yol ve 3,5 saatlik bir zaman harcayarak Seul'den, Dosan Seowon'a ulaştık. Yolda coğrafyanın değiştiğine, tarım alanlarının daha da çoğaldığına şahit olduk. Bu akademi, Andong Şehrinin 20 km kadar dışında bulunuyor. Otobüs bizleri girişte bıraktıktan sonra, akademiye doğru güzel bir doğa içinde yürüyüşe başladık.
Her seowonun temelinde bir kurucu bilge bulunuyor. Dosan Seowon’un temellerini de 1501–1570 yılları arasında yaşamış, Koreli bilge Yi Hwang 16. yüzyılda atmış. Yi Hwang, Konfüçyüsçülüğü Kore’ye derinlemesine yerleştiren en önemli düşünürlerden bir tanesi kabul ediliyor. Halen Kkullanımda olan 1000 won'luk banknotların üzerinde Yi Hwag'ın temsili bir resmi bulunuyor.

Kore'de bir dönem yaşamış bilge ve düşünürler, adları dışında kendi karakterleri veya yaşadıkları yerleri anlatan takma adlarla çağrılır ya da kendileri seçerlermiş. Yi Hwang'ın takma adı ise "Toegye". Kore'ce "to", dilimizde “geri çekilmek” "gye"ise “dere” ya da “akarsu” anlamına geliyor. Dolayısıyla Yi Hwang'a verilen takma ad olan “Toegye” kelimesi, kelime anlamıyla “Derenin kıyısına çekilen kişi” veya “Dereye çekilen bilge” anlamına geliyor.

Şair ve filozof olan Yi Hwang önemli tüm devlet sınavlarını geçmiş ve kraliyet sarayına devlet memuru olarak girmiş. Önemli danışmanlıklar ve kral adına gizli müfettişliklerde bulunmuş. Taviz vermeyen dürüstlüğü ve ahlakı takdir görmüş. Ancak kendisi bir süre sonra saray içi entrikalara şahit olunca siyasetten uzak durmaya karar vermiş. 1557 yılında, Andong'da Dosan Vadisinde, dere kenarında, Dosan Seodang adlı küçük bir okul kurmuş. Toegye takma adının kaynağı da buradan geliyor. Ölümünden sonra öğrencileri bu okulu genişleterek, 1574 yılında günümüzde Dosan Seowon dediğimiz akademi hâline getirmiş.

Aşağı yukarı her seowonda benzer bazı yapısal özellikler bulunuyor. Yapılar, doğa içine kuruluyor ve manzaraya entegre ediliyor. Akademide ahşap direklerle desteklenmiş, sade ama zarif bir yapıda olan ve öğrencilerin eğitim aldığı bir ana bina, anıt ve tapınma alanı, öğrencilerin ve öğretmenlerin konakladığı küçük geleneksel evler bulunuyor.

Dosan Seowon özeline gelirsek; Dere kenarından çok güzel bir yolu takip ederek akademiye geldik. Akademinin ön tarafı dereye, arka tarafı dağa yaslanmış durumda. Tam da bir seowon'da olması gerektiği gibi.

Akademiye ilk girişte, küçük bir lotus göletinin arkasında, buranın en eski binası, ve Toegye'nin ilk kurduğu küçük binayı yani ilk dersliği göreceksiniz.

Daha yukarıya doğru çıktıkça bir kapı ve kapının iki tarafında birer tane olmak üzere akademinin kütüphane binaları karşınıza çıkıyor. Kütüphane binalarının ahşap ayakları, içerideki kitapları nemden korumak için yüksek tutulmuş.

Kapının arkasında derslikler, öğretmen ve hocaların kaldıkları binalar, daha arkada belgelerin basıldığı bir matbaa bulunuyor.
Bir kapıdan geçilerek mutfak ve kiler gibi yaşam alanlarına ulaşıyorsunuz.



Sonra yan merdivenlerden aşağıya inerek, daha yeni olan bölümlere ve müzeye ulaştık. Müzeyi gezdik. Müze küçük olsa da gezilmeye değer.

Bahçede, dereye bakan bölümde ortamın dinginliğinin, manzaranın güzelliğinin tadını çıkarttık.
Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz derenin karşı kıyısında bulunan taş yapı Dosan Seowon'a ait. Buraya "Sisadan" deniyor. Sisadan, şiir sanatına adanmış anıt alanı ifade ediyor. “Si (şiir) + sa (tapınak) + dan (sunak)” kelimelerinden oluşur. Kelime anlamı olarak “Şairlere adanmış sunak” veya “Şiir tapınağı” anlamına geliyor. Dosan Seowon kurucusu Toegye ve onun öğretileri yüzlerce yıldır, devlet ve Kraliyet düzeyinde saygı gördü. Onun ölümünden tam 222 yıl sonra, bu karşıda gözüken alanda 1870 yılında, Kral Gojon bir sınav düzenlenmesini emretmiş. Yi Hwang (Toegye)’in öğretilerini yeniden canlandırmak ve Joseon’daki Konfüçyüsçü değerleri güçlendirmek amacıyla bu sınavın yapılması uygun görülmüş.

Dosan'da devletin izni ile yapılan bu özel sınava "Dosan Byeolgwa " deniyor. Krallığın, özel Konfüçyüsçü akademiler arasından sadece bir tanesi için yaptığı bu imtihan, Dosan Seowon’un bir öğrenim merkezi olarak devlet nezdinde hala çok saygı gördüğünü göstermesi ve Seowon kültürünün devlet düzeyinde onurlandırıldığı nadir örneklerden birisi olması açısından önemlidir. O dönemde yapılan bu imtihanla sadece bu akademiden yetişen 7228 öğrenci arasından, sınavı geçen 11 Dosan Seowon öğrencisi kralın hizmetine girmiş.

Ziyaret etmekten herkesin çok memnun olduğu bu akademiden çıkıp, Bongjeongsa Tapınağı'nı ziyarete gittik. Bu tapınağa gitmemizin nedeni, onun Sansa Budist Tapınakları'na iyi bir örnek olması.

Sansa” terimi, Kore Yarımadası’nda dağlık alanlarda yer alan Budist manastır ve tapınakları için kullanılır.
2018 yılında, Güney Kore’deki yedi adet sansa tapınağı, bir seri yapı olarak UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınmış.




Bongjeongsa Tapınağı, Kore’nin en eski ahşap yapılarından birine sahip olmasıyla ünlü ve çok özel bir Sansa Budist tapınağı. Yani biz UNESCO listesinde olan Sansa Budist Tapınaklarından birini gezerek, 6. UNESCO Kültür Mirası eseri ziyaretimizi de yapmış olacağız.

Tapınak, Andong’un kuzeyindeki dağ eteklerinde, gür ormanların içinde saklı. Kalabalıktan uzak bu tapınakta olmak sessiz ve dingin bir ruh hali yaratıyor. Silla Krallık döneminde, 672 yılında yapıldığı, daha sonra birçok kez onarıldığı öne sürülüyor. Son büyük yeniden inşa, Goryeo hanedanlığı döneminde, 1363 yılında gerçekleşmiş ve bu da Bongjeongsa'nın ana salonunun Kore'deki en eski ahşap bina olduğunu gösteriyor. Hanedanlığın genel olarak Budizm karşıtı tutumuna rağmen, Joseon Krallığı döneminde, 1625 yılında da daha küçük bir yenileme çalışması yapılmış.
Bongjeongsa Tapınağı ana salonu, Kore'de kalan az sayıdaki Goryeo ahşap mimarisi örneğinden biridir. Sütun başlığı konsolları ve kavisli braketlerin kullanımıyla dikkat çeker.


Aslında biz ilk programımızda bu tapınakta konaklama yapmak üzerine plan yapmıştık. Ancak temmuzda belli olacak dedikleri yer durumu ağustos ayında hala belli olmayınca, tapınak konaklamasını başka bir tapınağa almak zorunda kaldık. Bu tapınakta gece konaklama da yapmayı planlayabilirsiniz. Bizim konakladığımız tapınak, konaklama işlerinin daha profesyonelleştirildiği bir tapınak gibi geldi bana. Bongjeongsa Tapınağı'nda gece konaklamak, işin özüne daha uygun gibi duruyor.
Daha sonra Andong şehrine doğru yolumuza devam ettik. 168.000 nüfuslu küçük şehir Andong, bir kültür ve halk gelenekleri merkezi olarak biliniyor. Gezdiğimiz Dosan Seowon, Bongjeongsa Tapınağı ve gezeceğimiz Hahoe Halk Köyü gibi önemli yerlerin Andong'da bulunması nedeniyle bölge çok turist çekiyor.
Çevrede birçok gelenek yaşatılır ve en ünlü unsurlarından birinin Andong maskeleri olduğu Halk Festivali, her yıl ekim ayı ortasında düzenlenir. Biz Andong'da hem öğle yemeği yiyeceğiz ve hem de Woryeong Köprüsü ziyaretimiz olacak.

Nakdong Nehri üzerinde, 2003 yılında yapılmasına rağmen, Andong’un simge yapılarından biri olarak kabul edilen Woryeong Yaya Köprüsü'ne yemek sonrası gittik.

"Ayın gölgesi" anlamına gelen Woryeong Köprüsü (Kore'ce -gyo köprü demek. Woryeonggyo denince Woryeong Köprüsü anlaşılmalıdır) Kore'nin ahşaptan yapılmış en uzun yaya köprüsüdür. 387 metre uzunluğundaki köprü, Andong Barajı'nın üzerinden geçer.

Woryeong” kelimesi “ay ışığı gölgesi” gibi bir anlama gelir. Efsaneye göre 1500’lü yıllarda bir kadın, hastalanan kocası için kendi saçından ve kenevir ipinden “mituri” (kenevir ayakkabı) yapmış. Ancak kocası iyileşmeden vefat etmiş. Bu nedenle kadın mituriyi ve bir mektubu kocasının mezarına gömmüş. Bu hikaye köprünün mimarisine de yansımış: Köprünün uçlarında mituri şekline benzer platformlar yer alıyor. Köprünün merkezinde ise Woryeongjeong Köşkü yer almaktadır.

Köprünün karşı tarafına geçince kendinizi ağaçlar arasında buluyorsunuz. Aslında burada çok güzel yürüyüş parkurları da var. Bizde pek var olmayan ise zaman!



Köprü hem gündüz hem de gece ziyaret edilebilir. Özellikle gece, köprü ışıklandırmaları ve nehir üzerindeki ay yansımaları ile romantik bir ortam olduğu yazıyor. Bizim gece köprüye gelme şansımız, konakladığımız yerin buraya olan uzaklığı nedeni ile mümkün değildi.


Kore'nin her yerinde modern ama ruhsuz gökdelenler bulabilirsiniz. Tepelik yerlerde duvarlarına, bazıları sanat eseri kabul edilebilecek kadar güzel resimlerin çizildiği, yan yana bitişik nizam az katlı evlerle dolu mahallelere "Daldongnae" deniyor. Bu mahallelere tepelerde olması nedeniyle ve aya yakınlığından hareketle “ay köyleri” de deniyor. Son adlandırma olayı, işin romantikleştirilme tarafı olsa gerek.
Güney Kore’nin yoksulluktan az çok kurtulmuş, neredeyse tüm şehirlerinde mevcut olan Daldongnaeler, son yıllarda Kore’nin trend sanat bölgeleri haline gelmişler. Hayranlık uyandıran bu kültür köylerini gezerken renkli boya katmanlarının arkasındaki hikayelere bakmayı unutmamalıyız. Çünkü Daldongnae bölgelerinde sanatın işlendiği ev duvarlarının ardında gerçek insanlar yaşıyorlar.


Kore’deki ünlü mural köylerinden bazıları şunlar; Gamcheon Kültür Köyü (Busan'da bulunan bu köy daldongnaelerin en ünlüsüdür. Bunu Busan'da gezeceğiz), Ihwa Mural Köyü (Seul), Dongpirang Mural Köyü (Tongyeong) ve Sungjingol Mural Köyü (Andong).

Bu mural köyler (daldongnae) içinde daha sakin ve yerel ruhu koruyan bir örnek olarak Sungjingol Mural Köyü bugün ziyaret edeceğimiz son yer olacak.

Başlangıçta gayriresmi bir yerleşim yeri olan köy, 2009 yılında başlatılan sanat projesi ve ardından gelen kentsel yenileme projeleriyle Andong'un en ünlü turistik yerlerinden biri haline gelmiş. Günümüzde köy, çok sayıda duvar resmine ev sahipliği yapıyor.

Bugün için programımızda Andong Hahoe Folk Village gezisi de vardı. Ancak benim reddetmeyeceğim bir teklifle, bu köyün gezisini yarına almayı teklif ettiler. Köye gidişimiz saat 17:00 civarı olacağından gezimiz de mecburen kısa kalacaktı. Bu köyün gezisi sabahtan daha da güzel olacağı ve daha rahat gezeceğimiz için ben de doğru yapılan teklifi kabul ettim.

Andong'da konaklayacağımız otele gidip, günü sonlandırdık. Güzel bir gündü. Zaten Güney Kore'de hangi günümüz kötü geçti ki?

10 Kasımdan dakikalar aldığımız bu anlarda, içimi yine bir hüzün kaplıyor. Modern Türkiye'nin yaratıcısı ulu önder Atatürk'ün ruhu şad olsun. Ölüm, onunla ölümsüz oluyor..
Gezekalın
Dr Ümit Kuru
10.11.2025






































