Bir Türk subayının ardından: Gürsel Bey’e vefa yazısı
Şerefli bir Türk subayı ve hukukçu olan Gürsel Bey’in öğrencileri ve meslektaşları üzerindeki izini anlatan vefa yazısı.
Bir Türk Subayının Ardından...
Belki de öyle olmasını istedi, kendisinin vefat ve cenaze haberini yine sevgili öğrencilerimden aldım…
Gürsel Bey’in bende yeri ayrıydı. Son sınıfta, kıymetli evrak dersinde karşılaşmıştık. Hiçbir öğrencimin beni bu kadar kesintisiz dikkat ve sınırsız ilgiyle izlediğine tanık olmamıştım. Derin bir hüzün nehrinin yüzünde yardığı asil vadilerde kâh sorgulamaların kâh anlamlandırmaların güçlü geçişlerini görüyordum. Gencecik öğrenci arkadaşlarıyla eşit, nazik, bir o kadar da şefkatli ve babacan bir ilişki kurmuştu. Dersin sonunda hafif bir baş selamı vererek beni uğurlardı.
Yine bir ders bitiminde bir yandan rahatsız etmek istemediğini belli eden bir nezaketle ancak konuşmaya istekli olduğunu hissettiren bir tavırla kürsüye geldi. Dersimi işleyiş şeklim ve dersten öğrendikleri hakkında olumlu düşüncelerini ifade ettikten sonra yaşam öyküsünü kısaca anlattı. Şanlı Türk ordusunun kahraman bir subayı olarak görevde geçen yıllarını, ülkemize kurulan büyük kumpasta kendisine düşen talihsizlik payını, ailesinin bu felaketten nasıl etkilendiğini, “biz turnalar gibiydik” diye tanımladığı eşi hanımefendiyi yitirmenin yol açtığı tarifsiz kederi yüreğim burularak dinledim. ODTÜ Elektrik Mühendisliği ve Kara Harp Okulundan sonra üçüncü fakültesi olan hukuk fakültesinde yıllar önce dondurduğu kaydını, biricik eşinin “hukuk fakültesini bitir, avukatlık yap, insanların haksızlığa uğramasına müsaade etme” vasiyetiyle tekrar açıp bize gelmişti. “İyi ki gelmişim, sizler sayesinde yeniden yaşama bağlandım.” dedi.
Mezuniyetinden sonra eşinin adını verdiği ofisini açtığını haber vermek için geldi. Maksadı genç hukuk mezunlarına kol kanat germek, hukuk öğrencilerine destek olmaktı. Bir yandan fakültemizde yüksek lisansa başladı, bilimsel araştırma teknikleri dersimi de aldı. Birini bile kaçırmadığı derslerimde engin bilgisiyle ve muhakeme yeteneğiyle dersi zenginleştirdi. Makale konusu olarak “kanunsuz emir”i seçmişti. “Kınalı kuzular” diye çağırdığı Mehmetçiklerin kanunsuz emirden dolayı maruz kaldıkları muamelenin onun vicdanını ne kadar yaraladığını ve bu konunun teorik çözümlemesine ne kadar yüksek bir fikri emek sarf ettiğini görüyordum. Hafta sektirmeden makalesini azimle inşa ediyordu. Sonra bu konuyu ayrıntılı bir şekilde doktora tezinde yazmayı istediğini ifade etmişti. Yüksek lisansını da başarıyla tamamladıktan sonra fakültemizde doktora programına girmeye de hak kazandı. Bir yandan da hocalarımızdan bazıları kendisini lisans ve lisans üstü derslerinde kürsüye alıyordu. Pek çok öğrencimiz de bu sayede Gürsel Bey’in engin bilgisinden yararlanma fırsatı buldu.
Kendisi şerefli bir Türk subayıydı. Türk ordusu Türk halkının ruhunu temsil eder.
Ben Gürsel Bey’de bu ruhun cisimleştiğini gördüm. Bilgiyle gelen tevazu, disiplinle edinilen terbiye, vatan sevgisiyle perçinlenen irade, azim ve görev bilinci, canseverlikle beslenen duyarlılık ve şefkat… Türklüğün herhangi bir etnik kimlik değil bilinçli bir vatandaşlık tercihi olduğunu, yüksek insanlık gerektirdiğini Gürsel Bey’in mühendislik ve askerlik bilgisiyle donatıp hukuk bilgisiyle taçlandırdığı yaşamından okuyabilirsiniz. Al bayrağımızın hilaliyle sardığı, yıldızıyla göklere taşıdığı ruhu şad olsun.
Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun
Erenköy İlkokulu/Robert Kolej/ İÜHF/ MJur-MSt University of Oxford Doktora











