DAYI

Onu bunu bilmem tadımız kaçtı Hiç kimse bir selam vermiyor dayı

DAYI
DAYI !
Onu bunu bilmem tadımız kaçtı
Hiç kimse bir selam vermiyor dayı
Öküzler de şimdi haddini aştı
Dürüstçe cızgıya girmiyor dayı
*
Bağcılar ermeden üzüm ezerler
Koruk üzümlerden sirke süzerler
İnekler hovarda olmuş gezerler
Bu işlere aklım ermiyor dayı
*
Köpekler doğurur yarım düzine
Enik havlar oldu itin yüzüne
Kedi pişman olmuş vurur dizine
Sıçanları gözü görmüyor dayı
*
Eşek de şımardı görünce otu
Kendini zannetti bir yarış atı
Sıpaya giydirmiş daracık kotu
Devinip tarlayı sürmüyor dayı
*
Zühre'm ne söylerse hakikat söyler
Bana gücenmeyin hanımlar beyler
Şehir yeri gibi olmuş da köyler
Kimse dama tahıl sermiyor dayı
YİĞEN.... (Dayı)şiirine nazire.
Hele sen hoş geldin soluklan hele.
Dinlen vaziyeti söylerim yiğen.
İlk defa sen oldun getiren dile.
Seni burda biraz eğlerim yiğen.
*
Tadımız tuzumuz kalmadı bizim.
İsterdim bunları görmesin gözüm.
Herkes aş derdinde duydun mu kuzum.
Bazen düşündükçe ağlarım yiğen.
*
Kimsenin kimseye yoktur güveni.
Alkışladık anamıza söveni.
Öküzler terketti çifti, düveni.
Çözülür dizimin bağları yiğen.
*
Dışardan içeri girmez inekler.
Söz veriyor tutmuyor ki dönekler.
Yengen gitti dayın yalnız pinekler.
Geldi geçti gençlik çağlarım yiğen.
*
Mustafa'm yüreğim dayanmaz kahre.
Kusuruma bakma yiğenim Zühre.
Çoluk çocuk hepsi göçtüler şehre.
Issız kaldı yurdum dağlarım yiğen
Mustafa Mehmet Ucar