Bir Oyunun Gölgesinde Büyümek: Sahnenin ve Gökyüzünün Adamı Babam

İzmir'de geçen çocukluk anılarına ve Türkiye'nin ilk ip cambazlarından biri olan babasına dair duygu dolu satırlarla, bir kız çocuğunun sahneyle ve hayranlıkla örülü büyüme hikâyesi anlatılıyor.

Bir Oyunun Gölgesinde Büyümek: Sahnenin ve Gökyüzünün Adamı Babam

Yaşım 15
Basmane Fuar meydanının karısında fotoğrafçı vardı. Adını şimdi hatırlamıyorum.
Babamı izlemeye gitmiştim. Çamlık Senar'da oyun provaları vardı. O vakitler, oyun tekstleri böyle bas tuşa, dağıt herkese değildi. Oyunun adını da unuttum şimdi. Bu mevsimdi, masada herkesin önünde karpuz vardı. Bendeniz, daktiloda oyunu yazmıştım. (Eskiler bilir, teknolojinin saltanatı henüz kurulmamıştı. Sarı arasına tekst kağıtlarının arasına karbon kağıdı konulurdu iki nüsha olsun diye. O bile bir kurtarıcıydı)
Babamın oyunu yönetmesini izliyordum. Ne yalan soyleyim oyunculuğu mükemmeldi. Onu izlerken hayran hayran otururdum.
Hele.. 1974 yılında İzmir Devlet Tiyatrosu'nda konuk oyuncu olarak tek kişilik oyun olan "Morfin" eserini oynamıştı. TRT'de tiyatro saatleri olurdu o zamanlar. Babamı izlemeye mahallede ne kadar çocuk varsa çağırmıştım. Böbürlenecegim ya... Gururlanacagim ya..
O siyah beyaz ekranda oyununu izlerken gıkım çıkmadı. Kimseye de cikartmadım. Konuşacak gibi olana bir bakışım yetiyordu. Oğlumun aksam eve geldiğinde "dominant teyze bakışını atsana bana Afet sultan" dediğinde fırlattığım bakışın çıkış hikayesi.
Hey gidi günler..
Neyse.. Nerede kalmıştık...
Karpuzlar yenmiş, masa toparlanmış, çaylar dağıtılmıştı. Oyuncu abilerim ve ablalarıma dağıttığım oyun tekstlerini dağıtırken bendeki o havayı görmeniz lazım. Sanırsınız ki Shakespeare'ın asistanı.
Babamın sahnesi geldiğinde onun koltuğuna oturunca, bacak bacak üstüne atmamak mümkün mü...
Ve
Herkes yoruldu.. geçmiş olsunlar denildi..
Babamın, beni görme haftasıydı. Süre kısıtlı. Babama dedim ki;
-Bizim hiç ikimizin fotoğrafı yok, bugün saçlarıma bigudi sardım, birlikte çekilelim mi?"
(kokoş olduğun o zamanlardan belliymiş dediğinizi duydum bile)
-E hadi gidelim
Dedi..
Gittik.. Çekildik.. Sonra;
-Bende de senin hiç tek fotoğrafın yok. Hadi bir de tek çekil.
***
İşte o tek fotoğraftaki kız bu kız..

Babamla olanını bulamadım simdi.
Ve
Yaşlanıyorum galiba -ki oyunun adını da unuttum.
Babam..
Çok yetenekliydi. Derler ki sanat yönün babandan almışsın. Çok güzel şiirleri vardı. Kitap cikarabilirsem şayet.. onlara da yer vereceğim.
***
Üvey Baba, oyununu izlerken ona çok kızardım.

Ama onu ipte izlerken düşecek korkusuyla çok aglardım.
Bilmeyenlere söyleyim;
Benim babam, Türkiye’nin ilk ip cambazlarindan biriydi diyebilirim.
Onu izlerken, eteğimi alttan tutar, düşerse kucağıma düşsün derdim.
Galiba simdiki yükseklik korkum bundan mütevellit.
Çok anım yoktur babamla ama olanlar da çok kıymetlidir.
Işıklarda uyu babam...

Afet Ergü

 Türkolog/Türkçe&TDE Öğretmeni/Sosyal Medya Uzmanı/Aktivist/Yazar/Tiyatro