Bir Nefeslik Hayatın Kıymeti: Ölüm, Yaşamı Hatırlatıyor
Yakın bir kayıpla yaşamın anlamını yeniden sorgulayan Öykü Esra, “Bir günlük ömrüm kalsa?” sorusuyla hayatı doya doya yaşamanın önemini hatırlatıyor.
Bir nefeslik hayatı ne kadar ciddiye alıyoruz... Bir gece, hasta bir kızın aşk hikayesini anlatan bir Japon filmi izlemiştim. Ömrünün son 6 ayında bulmuştu aşkı. Sıcacık bir filmdi. Sabahında uyanıp, her günümü son günümmüş gibi doya doya yaşayacağım dedim kendime. Ne yazık ki bu sözümü unuttuğum anlarım, hatırladığım anlardan daha fazla oldu. Nihayetinde, şu anda bu karara sadık kalmaya kalpten razı oldum. Bunu bana hatırlatan, yengemin beklenen vefatı oldu. Defalarca ölüme şahitlik ettim. Kendim de birkaç defa ölümün kıyısından döndüm geldim. Ölüm beklense de, o son nefese kadar ki duygusu ile ölüm soğukluğu arasındaki mesafeyi anlatabilmek ne mümkün! Öte yandan, aslında ölürken bile, kalanlara asıl önemli olanları hatırlatmak gibi bir vazife üstleniyor gidenler...
Gittikleri yerde huzurla ve sevgiyle olsunlar. Ölüm korkum yok, ama kibirle, kul hakkıyla, kendime ihanetle ölme korkum var. Tam da bu nedenle, bu hafta kendime sadık kalmaya ve yaşamın her anını doya doya sevgide geçirmeye niyet ediyorum Tatsız olduğunu düşündüğüm her an, kendime şunu soracağım: 1 günlük ömrüm kalsa, önemli olur muydu? 1 günlük ömrüm kalsa, nasıl davranırdım? Bu da haftanın sorusu olsun, Mucize haftalar olsun











