Bikini, Atom Bombası ve Mavi Diş: Görünmeyen Bağlantıların Gücü
Bikini mayosunun atom bombasıyla ilintili doğuşu, Kyoto’nun bir seyahat anısıyla kurtuluşu ve Bluetooth teknolojisinin Viking geçmişi… Bu yazıda, tarihteki görünmeyen bağlantıları keşfe çıkıyoruz.
Bugünkü yazı açılışımı “bikini” ile yapacağım.
1946 yılında Fransız moda tasarımcısı Louis Réard, kadınlar için oldukça cesur bir mayo tasarlamıştı ve bu mayoyu tanıtmak için de ona dikkat çekici bir isim arıyordu.
Tam aynı dönemde, Amerika Birleşik Devletleri de Pasifik Okyanusu’nda yer alan Bikini Atolü’nde nükleer denemeler yapmaya başlamıştı. Herkes hâlâ Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombalarının şokundayken, bu denemeler de tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştı.
Réard, tasarladığı bu iki parçalı mayonun tıpkı atom bombası gibi büyük bir şok yaratacağına inanıyordu. Çağrışımsal ve metaforik bir bağ kurarak mayoya “bikini” adını verdi.
Bikini tanıtıldığında gerçekten de "şok" yaratmış, birçok ülkede ahlâka aykırı bulunarak yasaklanmıştı. Fakat, ironik şekilde, bu onun popülerliğini daha da artırmıştı.
Bikini Atolü ise nükleer testlerden sonra yaşanamaz hâle gelmiş, orada yaşayanlar tahliye edilmiş; halk evinden, yurdundan olmuştu.
*
Bugün size "görünen"in ardındaki "görünmez" bağlantılardan söz edeceğim.
Ve konu da atom bombasından açılmışken hemen şunu anlatayım…
1926 yılının sonbahar ayında Amerikalı Stimson çifti Japonya’nın Kyoto şehrine seyahat eder. Sonbaharın müthiş renklerine bürünmüş şehri baştan sona keyifle gezerler ve hatta Henry Stimson, otele varınca günlüğüne harika bir gün geçirdiğini yazar.
Bundan yaklaşık 20 yıl sonra Henry Stimson ABD yönetiminde üst pozisyonlara gelir ve o dönemin savaş bakanı olur.
1945 yılının yazında ise atom bombasının savaşta nerede kullanılacağı tartışılmaya ve hedef şehirler belirlenmeye başlanmıştır. Kyoto şehri de farklı gerekçelerle ilk seçenek olarak listeye konmuştur.
Fakat, Henry Stimson bunu görünce, ona unutulmaz günler hediye eden Kyoto şehrini kurtarmak için elinden geleni yapar.
Ve kurtarır da.
Bildiğiniz üzere, dünyanın ilk atom bombası 6 Ağustos 1945 yılında Japonya’nın Hiroşima şehrine atılır. Toplamda 140 bin kişi, patlamaya ve radyasyona bağlı olarak hayatını kaybeder.
Diğer açıdan bakınca da Stimson’ın kısacık bir seyahatine bağlı olarak Kyoto’daki 140 bin kişinin hayatı kurtulmuştur.
*
Ve son bir anekdot...
10. yüzyılda yaşamış Viking kralı Harald Gormsson’un lâkabı bir dişi maviye çaldığı için Bluetooth yani “mavi diş”tir ve Kral İskandinavya'da farklı kabileleri birleştirmesiyle tanınmaktadır.
1000 yıl sonra teknoloji şirketleri farklı cihazları birleştirmek için kablosuz bir teknoloji geliştirince, proje ekibinden biri Harald Bluetooth’un birleştirici gücünden ilhamla, isim olarak bunu önerir.
Öneri kabul edilir.
Hatta logoyu da İskandinav runik alfabesinden; Harald Bluetooth’un baş harfleri olan H (ᚼ) ve B (ᛒ)’den oluştururlar.
*
Görünenin ardındaki "görünmez" bağlantıların tıpkı yapboz parçaları gibi zamanla yerini bulması hâline Kierkegaard'dan ilhamla şöyle de diyebiliriz:
"Hayat ileriye bakarak yaşanır, geriye bakarak anlaşılır."
Ya da şöyle:
Hayat ileriye bakarak yaşanır ve biz geriye bakarak, yaşananlara aslında bir hikâye yazarız.











