Bel fıtığı genç yaşlarda artıyor: Uzmanlardan önemli uyarılar
Uzmanlara göre her 4 kişiden 1’i bel ağrısı yaşıyor. Hareketsizlik, yanlış duruş ve fazla kilo bel fıtığını genç yaşlara kadar düşürdü.
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İSTANBUL, TÜRKİYE — 28 OCAK 2026
Türkiye’de her 4 kişiden 1’inin son bir yıl içinde bel ağrısı yaşadığı belirtilirken, uzmanlar bel fıtığının modern yaşam alışkanlıkları nedeniyle genç yaşlarda giderek daha sık görüldüğüne dikkat çekiyor.
Uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz yaşam, yanlış duruş alışkanlıkları ve obezitenin bel fıtığı riskini artırdığını belirten Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özkan Yükselmiş, bel fıtığının artık 20’li yaşların başında ve hatta üniversite çağındaki gençlerde dahi yaygınlaştığını vurguluyor.
Bel fıtığı artık 20’li yaşlarda da görülüyor
Bel fıtığının genellikle 30–50 yaş arasında ortaya çıktığını ancak yaşam tarzı değişiklikleri nedeniyle bu yaş aralığının giderek aşağı çekildiğini ifade eden Dr. Özkan Yükselmiş, özellikle gençlerde uzun süre telefon, tablet ve bilgisayar karşısında kambur pozisyonda oturmanın önemli bir risk faktörü olduğunu belirtiyor.
Yükselmiş’e göre hareketsizlik, yanlış egzersiz teknikleri ve fazla kilo, genç yaş grubunda bel fıtığının artışında başlıca etkenler arasında yer alıyor.
İki haftayı aşan şiddetli ağrı uyarı sinyali olabilir
Bel fıtığının, omurlar arasındaki disklerin yıpranarak sinir köklerine baskı yapması sonucu ortaya çıktığını belirten Yükselmiş, hastalığın en sık görülen belirtilerini ani ya da giderek artan bel ağrısı, belden bacağa yayılan elektrik çarpması tarzında ağrı, uyuşma, karıncalanma ve kas spazmı olarak sıralıyor.
Bu belirtilerin çoğu zaman “geçer” düşüncesiyle ihmal edildiğini söyleyen Yükselmiş, “İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık iki haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında mutlaka hekime başvurulmalı” uyarısında bulunuyor.
Bel fıtığına yol açan 7 önemli etken
Dr. Özkan Yükselmiş, bel fıtığının tek bir nedene bağlı olmadığını ve çoğu zaman birden fazla faktörün birleşmesiyle ortaya çıktığını belirterek risk faktörlerini şöyle sıralıyor:
-
Genetik yatkınlık
-
Yaşa bağlı disk yıpranması
-
Hareketsiz yaşam
-
Yanlış duruş ve uzun süre oturma
-
Eğilerek ağır kaldırma ve ani hareketler
-
Fazla kilo
-
Sigara kullanımı
Özellikle gençlerde telefon ekranına uzun süre öne eğilerek bakmanın omurgaya ciddi yük bindirdiğine dikkat çekiliyor.
Bel fıtığının büyük bölümü ameliyatsız tedavi edilebiliyor
Toplumda yaygın inanışın aksine bel fıtığı hastalarının büyük bir kısmının ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebildiğini vurgulayan Yükselmiş, acil cerrahi gerektiren durumlar dışında öncelikle konservatif tedavilerin önerildiğini belirtiyor.
Fizik tedavi, egzersiz, yaşam tarzı değişiklikleri ve doğru duruş alışkanlıklarının erken tanı ile birlikte ağrı ve fonksiyon kaybını belirgin ölçüde azalttığını ifade eden Yükselmiş, birçok hastanın günlük yaşamına geri dönebildiğini söylüyor.
Tedavi sonrası koruyucu önlemler hayati önem taşıyor
Bel fıtığında tedavi kadar korunmanın da önemli olduğunu belirten Yükselmiş, düzenli egzersizin bırakılmaması, ani ve ağır yüklerden kaçınılması, uzun süre aynı pozisyonda kalınmaması, kilo kontrolü ve sigaranın bırakılmasının tekrar riskini ciddi oranda azalttığını ifade ediyor.
Yükselmiş, “Bel fıtığı aynı ya da farklı seviyede tekrarlayabilir. Bu nedenle uzun vadeli koruma planı ihmal edilmemeli” diyerek uyarılarını yineliyor.













