Atalet Varsayımı Ve Karar Verme: Değişimi Zorlayan Zihin
İnertia default, blind spot ve margin of safety kavramları, karar alma süreçlerimizde neden değişimden kaçındığımızı ve bunu nasıl aşabileceğimizi anlatıyor.
Memnun olmadığın halde yıllarca aynı işte kalırsın; çünkü “artık alışmışsındır.” Bitmesi gereken bir ilişkin vardır ama bu ilişkiyi aylarca hatta yıllarca sürüncemede bırakırsın. Sağlıksız alışkanlıklarına hep “pazartesi gününden itibaren” son vereceksindir ama o pazartesi günü nedense hiç gelmez.
Buna “inertia default” deniyor; Türkçeye “otomatik eylemsizlik / atalet” olarak çevirebiliriz. Kavramın ana fikri ise şu:
Eylemsizlik insanın varsayılan ayarıdır; çünkü değişim zahmetli olduğu için zihnimiz mevcut durumu sürdürmeye eğilimlidir.
*
Geçtiğimiz hafta, Ankara'ya geliş yolunda, karar verme, zihinsel modeller ve düşünce sistemleri üzerine çalışan Kanadalı yazar Shane Parrish’in fikirlerini okudum ve dinledim.
Parrish'in hikâyesi şöyle... Kariyerine bir istihbarat kurumunda başlamış ancak işe başladıktan iki hafta sonra 11 Eylül saldırıları gerçekleşince hem çalıştığı kurumun hem de kendisinin sorumlulukları ciddi şekilde artmış.
İşte, bu dönem de ona, karar verme becerisinin ne kadar hayati olduğunu göstermiş ve o da konuyu pratik bir bilgelik arayışıyla derinlemesine incelemeye başlamış.
*
Parrish’in fikirlerinde ilgimi çeken iki kavram daha var:
*İlki “blind spot” yani kör nokta.
Diyelim, bir yöneticisiniz ve çalışanlarınızın da sizden memnun olduğunu düşünüyorsunuz. Oysa gerçek öyle olmayabilir, ekibiniz size yaklaşamıyor ve fikirlerini ifade edemiyor olabilir mi?
Veya bir ilişki çoktan bitmiştir ama siz hâlâ partnerinizi idealize edip açık işaretleri (bunlara bugünün jargonunda "red flag" deniyor) görmezden geliyor olabilirsiniz.
Zihniniz kendini korumak için gerçekleri filtreliyor ve sizi ustaca yanlış kararlara sürüklüyor olabilir mi?
*Diğer kavram ise “margin of safety” yani güvenlik payı.
Sağlıkta, ilişkilerde, çalışma hayatında, zaman ve para yönetiminde beklenmedik sürprizlere karşı güvenli tamponlar yaratmak demek.
"Ben risk almayı severim" diyenler veya "garanticilik"i sevmeyenler buna itiraz edebilir ama "margin of safety" risk almamayı değil, akıllıca risk almayı ifade ediyor.
10 ton taşıması gereken bir köprünün beklenmeyen durumlar için daha yüksek yüklere dayanacak şekilde yapılması gibi.
Veya Everest’e tırmanarak risk alan bir dağcı için de aynısı geçerli...
Zirve yolunda en tehlikeli kısım çıkış değil, oksijen ve enerji kaynağını ayırman gereken iniştir.
Kazanmak için, önce kaybetmeyeceğini garanti altına alman gerekir. Öyle değil mi?
*
Hazır, yeni bir yıla yaklaşırken şu üç nokta üzerinde beraberce kafa yormayı isterim:
*Ataleti kırmak için küçük adımlar atmalı.
Değişim büyük olmak zorunda değil; küçük, bilinçli adımlar da bir başarıdır.
*Geribildirimlere açık kalarak kör noktalarını kendine görünür kılmak gerek. Geribildirime ilişkin daha önceki bir yazıma da eklemiştim:
"Öz farkındalık eksikliği zehirdir. Kafa yorma ve gözden geçirme ise panzehir."
... ve unutmamak gerekir ki,
*Uzun vadeli başarının en kritik gerekeni zekâdan çok, akılcı ve bilinçli düşünme biçimidir.
Damla Ömür Tantekin adlı kullanıcının {:badgeType} hesabı var
*













