Angela Merkel’in “Freiheit”i: Özgürlüğün Sessiz Cesareti
Angela Merkel, Freiheit adlı kitabında Doğu Almanya’daki gençlik yıllarından başlayarak özgürlüğü “otoriteye rağmen düşünme cesareti” olarak tanımlıyor. Berlin, Almanya.
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / BERLİN, ALMANYA –
Almanya'ya gittiğimde Şansölye Angela Merkel'in anılarını kaleme aldığı Freiheit yani Özgürlük isimli 700 küsür sayfalık otobiyografik anı kitabı yeni çıkmıştı.
Almanya’nın ilk kadın başbakanı olarak 16 yıl boyunca ülkeyi yöneten Merkel'in bu hem şahsi, hem de yakın siyasi tarihi kendi pencencesinden ele alan kelimeleri, tıpkı kendisi gibi sade ve duygularını ölçülü anlatan bir içtenlik içinde.
Lakin yakın tarihe ilişkin olup biteni anlatırken ki üslubunda temkinli olmaktan ziyade açık sözlü olmayı tercih etmiş gibi geldi bana.
Görüşlerini okuyan birçok kişinin olayları daha iyi anlayabileceği şekilde içgörülerini de paylaşmış ve etkileyici bir anı kitabı sunmuş.
Doğu Almanya'da yaşamını anlatan başlangıç bölümü beni etkiledi. Merkel'in gücünden ziyade insani taraftan samimi hikayeler paylaşması hoşuma gitti.
1954'de doğan Angela Dorothea Kasner bölünmüş Almanya'da, Berlin Duvarı'nın ardında bir ev hanımı ve genç bir papazın çocuğu olarak sosyalist rejiminin yaşam koşulları ve ideolojik baskıları içinde büyüdü.
Bu ilk bölüm gençliğinde otoriter sistemle arasına nasıl ironik bir mesafe koyduğunu göstererek açılıyor.
Doğu Almanya’da öğrencilerin devletin propaganda amaçlı kültür programlarına katılmak zorunda olduğunu anlatıyor.
Her sınıfın edebi metin yahut sanat gösterisi sunduğu bu etkinliklerden birinde Merkel’in sınıfı görünüşte uyumlu davranarak, Christian Morgenstern’in mizahi bir şiirini seçiyor.
Lakin şiirin alt tonunda sistemle dalga geçen, ince bir özgürlük vurgusu var. Merkel de zaten bunu bilerek seçtiklerini söylüyor.
Sonra finalde yaptıkları sürprizi anlatıyor; "Internationale marşını Almanca değil de, İngilizce söyledik" diyor. Bu hareket o dönem için rejime karşı açık bir meydan okuma anlamına geliyor.
Derken olaylar gelişiyor ve okul yönetimi diğer sınıflardaki çocuklara haklarında eleştiriler yazdırıyor, okul panolarında afişe ediliyorlar. Ve en fenası her çocuk ve ailesi tek tek gizli polis tarafından sorgulanıyor.
Merkel bu olayı anlatırken şunu söylüyor.
“Ne tamamen isyan edebiliyorduk ne de tamamen boyun eğebiliyorduk ama kelimelerin arasına gizlenmiş anlamlarla nefes alıyorduk.”
Bu anısını kavram olarak özgürlüğü açıklamak için kullanıyor.
Diyor ki; özgürlük büyük bir devrim olmak zorunda değil esasen bazen sadece bir şiiri seçme şekli, bir şarkıyı hangi dilde söylediğin, yahut gülümserken bile sisteme bir “hayır” deme biçimidir.
Büyüdüğü bu tek partili sosyalist rejim, devletin kişiler üzerindeki kontrolü ve özgürlük kısıtlamaları ile karakterizeydi. Bu bağlamda yaşamış Merkel sistemin sınırlarını ve zorluklarını bilen biri olarak kitabına verdiği isimden yani özgürlük temasından da hiç kopmuyor.
Bu nedenle kitabının adı söylemek istedikleriyle tam örtüşüyor. Çünkü Angela Merkel için özgürlük, “otoriteye rağmen düşünme cesareti” anlamına geliyor...
Bugün Berlin'de Bergama Müzesi'nin karşısında küçük bir apartman dairesinde yaşıyor.
Hiçbir koruma kendisine eşlik etmiyor.
Berlin Duvarı
East Side Gallery













