Angela Merkel
'Görev sürem bitince ben gidersem ülke yıkılır' demeden kendi iradesiyle köşesine çekilmesi mi?
Angela Merkel 16 yıl süren şansölyeliği dönemindeki anılarını kaleme aldığı "Freiheit - Özgürlük" isimli kitabı 26 kasımda rafları süslediği sırada Almanya'daydım.
Uzun zamandır hakkında konuşulan ve yalnız Almanya'da değil dünyanın pek çok köşesinde merakla beklenen, 1954-2021 arasında yaşadıklarını kaleme aldığı bu kitabı almaktan çok hoşlandım.
Kitabın çıktığı gün lansmanına kaç kişi katıldı bilemiyorum ama dile kolay Merkel, ilk kitabının yazarı olarak 36 bin küsür kişiye o gün imza vermiş.
Almanya'da yaşamıyorum.
Lakin Merkel'i bir politikacı olarak hep yakın markajımda tutuyorum nedense.
Bunun sebeplerinin neler olduğunu kendime sormadan edemiyorum elimde 768 sayfalık anılarını tutarken.
Kadın olması mı?
Tevazuyu elden hiç bırakmaması mı?
Dürüst, adaletli, uzlaşmacı tavrı mı?
Hamasetten ve popülizmden uzak kalması mı?
Yoksa;
'Görev sürem bitince ben gidersem ülke yıkılır' demeden kendi iradesiyle köşesine çekilmesi mi?
Yahut verdiği pek çok izlenim ile bana rahmetli annemi hatırlatıyor olması mı?
Sadece tek bir cevabı yok belli ki kendime yönelttiğim sorunun.
Amma velakin; 'etki alanına odaklanması ve suya sabuna dokunması' cevabımı en üst sıraya yerleştiriyorum.
Düşünüyorum...
Belki de kendi ülkesi için elini taşın altına koyarken yaptıklarıyla, bizim ve diğer ülkelerin hoşnutsuzluğuna neden oldu ama kendi ülkesi için faydalı mıydı bunlar. Etki alanı içinde önemli olan buydu, odağı buydu.
Zaten herkesin hoşnutluğunu kazanmak, alkışlarla yaşamak gibi bir gayret içinde olduğunu hiç sanmıyorum. Öyle olsaydı suya sabuna dokunmuş olur muydu?
Böylelerinden beklenmesi gereken herkesin takdirini kazanmasını değildir gibime geliyor. Ülkesinde kazandığı sevgi ve saygının onun için ziyadesiyle tatmin edici olduğuna da şüphem yok.
Bundan sebep bana göre anlayabilene büyük dersler var kendisinde...
Şunu farkediyorum.
Hayatımın hatırı sayılır bir döneminden beri inisiyatif alabilen her kim olursa olsun büyük saygı ile karışık sevgi besliyorum.
İyi de Onur koskaca bir şansölye, bir politikacı üstelik Almanya gibi eli kuvvetli bir devleti yönetiyor, insanlardan bunu beklemek de ne bileyim fazla değil mi yahu? dediğinizi duyar gibiyim;)
Tam bu noktada alıntılarla yahut aforizmalarla anlatmak istediklerimin anafikriyle ilgili çıtayı yukarı taşımak ve yazımın finalinde size 'vay be' dedirtmek gibi bir niyetim olmayacak.
Demem o ki, sorumlulukla yahut bir amaçla hareket edenlerin mütevazı ama etkili tavırları zaten ziyadesiyle değerli ve yüce geliyor bana.
Size nasıl suya sabuna dokunulacağının bir formülünü de veremem fakat rahatlıkla kendi kriterimi söyleyebilirim.
Bu yaptığım, -her ne olursa olsun, ister yazdığım yazı, ister kurduğum ilişkiler, ister iş hayatımı getirmek istediğim nokta hiç farketmez- yalnız bana mı hizmet ediyor?
Yoksa etki alanımda daha geniş bir çevreye mi?









