AKADEMİK ETİK
Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun’un akademik etik üzerine yaptığı çarpıcı değerlendirme, liyakat, bilimsel donanım ve akademik sorumluluk gibi temel sorunları gündeme taşıdı.
AKADEMİK ETİK
Linkedin’deki bağlantılarımdan biri “Hocam bayram geldi, bayramlık ağzınızı açmayacak mısınız?” diye sordu. “Okuduğum haberlerden zaten ağzım açık kaldı, daha ne açayım?” dedim. Siyasete ve ticarete bulaşan akademisyenlikten bir hayır gelmeyeceğini ne zamandır yazıyorum. Bu bilimsel, ussal bir tespit; öznel değil.
Bizde “hoca” denildi mi akan sular durur. Sorgu, sual edilmeden saygı gösterilir. Bu mesleğin hafta içi sabah 9 akşam 5 mesaisi de yoktur. Yakın zamana kadar düzenli performans ve kalite takibi de yoktu, şimdi var mı o da tartışılır.
Akademik camiamız etik çerçeveyi tartışarak ve gözeterek kendi etik kurallarını belirlemiş ve içselleştirmiş de değildir.
“Gülü gül ile tartarlar” diye bir söz var ya, akademik kaliteyi de öyle tartmak gerekiyor. Etik bilgisi olmayan akademisyen, bilimsel temeli de zayıfsa hele bir de ihtiraslıysa ve nefsi zayıfsa çok tehlikeli bir varlıktır. Bilimsel ve etik donanımı olmayan bir kişinin akademik hayata hiç adım atmaması gerekir ancak bazen ana baba, hısım akraba, eş dost hemşehri kontenjanından, bazen tarikat/cemaat/parti bağlantısından böyleleri sisteme giriyor ve bir serseri mayın gibi çarptığı yere ciddi hasar veriyor. Nice iyi akademisyen adayı bu nedenle sistemin dışında kalabiliyor veya uğradıkları mobbing dolayısıyla akademik hayattan soğuyor, akademiden ayrılıyor.
Aslında bu durum ülkemizin geleceği açısından ciddi risk barındırıyor. Ülkemizin kıt kaynaklarının bir kısmı da üniversitelere ayrılıyor ve gençlerimizin bu bilim yuvalarında iyi bir bilimsel donanım alması umuluyor. Kendisi bilim üretemeyen, başkalarının bilimini kopyalayan “hoca”dan öğrenci nasıl feyz alabilir ki? Böyle bir “hoca” öğrencinin ufkunu nasıl açabilir ki? Ona yeni ve farklı bakış açıları nasıl kazandırabilir ki?
Akademisyenlik ilgiyle, bilgiyle, sevgiyle olur:
Öncelikle uzmanlaştığı alana gerçekten ilgi duyacak, akademik unvanını siyasi/ticari rant kapısı olarak görmeyecek, keşiflerden zevk alacak, merakla beslenecek, nakilci değil akılcı olacak. Kutunun dışında düşünecek, sorgulamaktan çekinmeyecek.
Alanına dair sağlam bir kuramsal temel oluşturacak ve bu temeli sürekli güçlendirerek ilerleyecek yani bilgi açısından donanımlı olacak, kendine güvenecek ve bu donanımı öğrenciye aktaracak pedagojik formasyona, niyete, enerjiye ve zamana sahip olacak (sürekli adliyede iş peşinde koşturmayacak).
insanlığı, vatanını, mesleğini, meslektaşlarını, öğrencilerini ve bilimi çok sevecek, akademisyenliğe tutkuyla bağlanacak. İnsanlık için uğraşacak. Sözde değil özde milliyetçi olacak, kendisine harcanan kaynakları heba etmeyecek. “Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır.” sözünü aklından çıkarmayacak. Mesleğiyle onur duyacak. Meslektaşlarının da kendisiyle aynı hasletleri taşıdığı bildiği için onlara -unvanları ne olursa olsun- saygısını esirgemeyecek. Öğrencilerini, “hoca, öğrencinin öğrencisidir” düsturuyla velinimeti olarak görecek, kutsal emanet bilecek. Bilimin öncelikle dürüstlük gerektirdiğini bilerek bilimi sevmekten korkmayacak, yalana, dolana, talana değil gerçeğe tutkuyla bağlanacak.
Bu bayramda akademik camiamıza bir çağrı yapıyorum.
Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun Özden bir çabaya girişelim. -mış gibi yapmadan, içtenlikle etik ilkelerimizi belirlemek için kolları sıvayalım. Asistanlar, öğretim görevlileri, dr. öğretim üyeleri, doçentler, profesörler; tam zamanlı akademisyenlik yapan tüm öğretim elemanları bir araya gelelim. Bağlı kalacağımız etik kuralları belirleyelim. Akademiyi etik dışı davranışlara kurban etmeyelim. Milletimizin, insanlığın üzerimizdeki hakkını ödeyelim. Sağlıklı, huzurlu, neşeli bir bayram geçirmenizi diliyorum
Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun
Erenköy İlkokulu/Robert Kolej/ İÜHF/ MJur-MSt University of Oxford Doktora











