Açıklığın Şefkatine Kapılarımızı Ne Zaman Açacağız?
Açık olmak, bireysel yaşamda şefkatin ve toplumsal güvenin temel taşı olabilir mi? Açıklığın şefkatine kapılarımızı açmanın zamanı geldi.
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ
Kapalı kapılar ardında alınan kararlar, bireylerin hayatında olduğu kadar toplumun genelinde de derin izler bırakıyor. Açıklık yalnızca bir iletişim biçimi değil, aynı zamanda şefkatin en net tezahürü olarak karşımıza çıkıyor.
Günlük yaşantımızda sıkça karşılaştığımız “kapalı kalmak” eğilimi, bireysel sınırları korumaktan ziyade çoğu zaman sorumluluktan kaçmanın bir biçimi haline geliyor. Açık olmak ise cesaret gerektiriyor; çünkü şeffaflık, sorumluluk alma, hesap verilebilirlik ve tarafsızlık gibi ağır ama gerekli yükleri omuzlamayı şart koşuyor. Bu noktada açık davranış yalnızca bir kişisel tercih değil, toplumsal bir şefkat biçimi olarak değer kazanıyor.
İş hayatında çalışanlardan habersiz alınan kararlar, evde çocuklardan gizlenen durumlar ya da dostlarla yüzleşmek yerine bahanelerle geçiştirilen diyaloglar… Tüm bunlar açık olmamayı bir alışkanlığa dönüştürüyor. Oysa açıklığın yalnızca bize değil, çevremize, işimize, yaşadığımız topluma da iyi geleceği açık.
Bu noktada sorulması gereken soru şu: Açık olmadığımız bireysel yaşamlar nasıl olur da toplumsal adaleti, yönetişimi, güveni besleyebilir? Kapalı kapılar ardında alınan ani kararların neden olduğu güvensizlik, yalnızca bireyleri değil kurumları da sarsıyor. Açık davranışların hâkim olduğu bir kültürde ise güvenin, şefkatin ve adaletin daha köklü şekilde yer bulması mümkün.
Açık olmak, “ben yaptım oldu” yaklaşımını terk edip neden-sonuç ilişkisi kurabilmekten geçiyor. Bu da ancak düşünceyle, öz değerlendirmeyle ve tarafsız bir duruşla mümkün. Açık olmak; kişiye, duruma, zamana göre değişen değil, tutarlı ve eşitlikçi bir davranış biçimi olmalı.
Belki de artık zamanı geldi. Açıklığın şefkatini yalnızca özel hayatımızda değil, toplumsal ilişkilerde de hissedebilmek için kapılarımızı açmamız gerekiyor. Kapalı kapılar ardında yaşananların ağırlığı yerini, güven veren bir açıklığa bırakmalı. Çünkü ancak açıklıkla örülü bir toplumsal yapı, daha adil, daha huzurlu bir yaşamı mümkün kılabilir.
Özlem Akyüz Atamer
Kale Grubu şirketinde Head of Legal













