2025'e girerken, dijital zeka

Teknolojinin hızı ve ivmesi giderek artıyor

2025'e girerken, dijital zeka

Dijital zekanın, 32 milyon aktif çalışanı olan Türkiye'de önümüzde 4-5 yıl içerisinde ortalama 6 milyon insanın yaptığı işleri en iyi şekilde yerine getirebileceği öngörülüyor. Bu inanılmaz bir rakam aslında. Orta vadede ise 9-12 milyon insanın dijital zekanın yerine geçmesi kaynaklı, olası işsizlikle mücadele edebileceği öngörülüyor. Elbette, herkes işsiz kalacak gibi bir endişe içerisinde asla değilim. Sadece şöyle görüyorum: Eskiden yaptıklarımızı, artık yapmıyor olacağız.

Bu açılım elbette şimdiden geleceğe yapılmış bir açılım. Teknolojinin bugün ki seviyesini baz alıyor ama bu zaman dilimi önümüzdeki 6 ay içerisinde bile değişebilir ve verilen verilerin süresi giderek kısalabilir.

Bazen, bazı şeylere inanmakta güçlük çekebiliyoruz. Nasıl ki cep telefonu ilk çıktığında "dokunmatik ekranın olup olamayacağını" tartışmamız gibi. Ya da fotoselli kendiliğinden açılır kapılar ya da muslukların olması gibi.

Teknolojinin hızı ve ivmesi giderek artıyor. Dijital zeka devriminin, asıl etkileri aslında kullandığımız bilgisayar ve telefonların dijital zeka araçları ile donanmasıyla gerçekleşecek. Çünkü henüz bizim dijital zeka dediğimiz şey, bir internet sitesinden ibaret.. Oradan gelen bilgiler bile bizde sansasyonel bir etki bırakırken, kullandığınız bilgisayarın sizi gördüğünü, tanıdığını, sesinizden ruh halinizi anlayabildiğini ve hatta kokunuzu duyumsayabildiğini düşünün.. İşte o zaman iletişimde boyut atlayabileceğiz. Bir ileriki boyut ise, arkadaşlarımızla birlikte çalışırken, arkadaşımın bilgisayarının, benim bilgisayarımla "konuşuyor", bir şekilde iletişim kuruyor olması olacak. O zaman deneyimsel bir "üst bilinç" oluşabilecek. Verinin bu denli hızlı aktarıldığı ve paylaşıldığı bir dünyada, geleceğimizi yine ve hep "ortak akıl" şekillendirecek gibi duruyor.

Lahmacun mu yesek, yoksa saçımıza biberiye mi sürsek diye günlük yaşam tartışmaları içerisinde, özellikle Türkiye'de dijital zeka devrimi bana kalırsa çok güçlü bir şekilde yaşanacak. Neden derseniz, bizler Dünya'da sosyal medya platformlarını en etkin bir şekilde kullanan, en son ve yaygın olan teknolojilere hızlı adapte olup, tüketen bir toplumuz. Ve dijital zekanın özellikle şirketler bazında kılcallara kadar işlemesi, Türkiye'yi 20 yıl içerisinde hayal bile edemeyeceğimiz bir değişime, dönüşüme götürebilir. Ve tüm gelecek açılımları da bunu gösteriyor.

Bizler, böyle bir geleceğe hazırlanmalıyız. Özellikle pandemiyle birlikte değişen bir dünyada, geleceğe erişmemiz için tek bir seçeneğimiz var: Üretken olmak. Tükettiğimiz kadar üreteceğimiz, kendimize yenilikçi yetenekler kazandıracağımız, beynimizi deyim yerindeyse resetleyip, yeniliklerin en güncel versiyonlarını kendimize kazandırdığımız bir yıl geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Gelecek okumalarından sezdiğim en güçlü sezi ise, artık hiç bir şeyin eskisi gibi devam etmeyeceği. Yeniliğin alabildiğine hızlı gelip, zemin kırıcı değişimler yaratacağı..

Can KAYACILAR

Endüstriyel Bilim İnsanı