“Yeterince İyi Değilim Sandım” raflarda: İmpostor hissine rehber
Ebru Feza Yeğengil’in kaleme aldığı “Yeterince İyi Değilim Sandım”, modern iş hayatında yaygın olan İmpostor hissiyle baş etmenin yollarını ele alıyor.
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İSTANBUL, TÜRKİYE — 01 ŞUBAT 2026
İş hayatında önemli başarılara imza atan pek çok profesyonelin, tüm bu başarılarına rağmen kendisini “yetersiz” hissetmesi modern çağın en yaygın ama en az konuşulan psikolojik sorunlarından biri olarak öne çıkıyor.
Bu görünmez engeli odağına alan yazar Ebru Feza Yeğengil’in kaleme aldığı “Yeterince İyi Değilim Sandım”, Ceres Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kitap, literatürde “İmpostor Sendromu” olarak bilinen olguyu, klinik bir tanımın ötesine taşıyarak “impostor hissi” kavramı çerçevesinde ele alıyor.
Başarılarını şans, tesadüf ya da doğru zamanda doğru yerde olma gibi gerekçelerle açıklayan bireylerin iç dünyasına odaklanan eser, profesyonel gelişimin önündeki zihinsel bariyerleri görünür kılmayı amaçlıyor.
Başarıya rağmen ‘yakalanma korkusu’
İmpostor hissi, bireyin elde ettiği başarıyı kendi yetkinliğiyle ilişkilendirememesi ve her an bir “sahtekâr” gibi ortaya çıkacağından endişe etmesiyle tanımlanıyor. Bu durum, kişinin performansını ve özgüvenini doğrudan etkileyerek kariyer gelişiminde ciddi bir engel oluşturabiliyor.
Yazar Ebru Feza Yeğengil, kitapta bu hissin yalnızca bireysel bir sorun değil, modern iş kültürünün ve mükemmeliyetçi beklentilerin ürettiği davranışsal bir sağlık olgusu olduğuna dikkat çekiyor.
İmpostor sendromundan impostor hissine
“Yeterince İyi Değilim Sandım”, impostor sendromunu sabit bir etiket olarak değil, fark edildiğinde dönüştürülebilen bir iç deneyim olarak ele alıyor. Yeğengil, bu nedenle “sendrom” yerine “impostor hissi” kavramını kullanmayı tercih ediyor.
Kitap, okuru kendi iç sesiyle yüzleşmeye davet ederken, yetersizlik algısının kökenine inmeyi ve bu algının hangi öğrenilmiş kalıplardan beslendiğini sorgulatıyor.
Mükemmeliyetçilik döngüsünü kırmak
Çalışmanın temel hedeflerinden biri, mükemmeliyetçilik ve yetersizlik arasındaki kısır döngüyü kırmak. Kitapta, hatasızlığı başarıyla eşitleyen anlayışın yerine, hataları öğrenme sürecinin doğal bir parçası olarak gören “Gelişim Odaklı Zihniyet” (Growth Mindset) yaklaşımı rehber olarak sunuluyor.
Bu yaklaşım çerçevesinde okura, “Bu ses gerçekten bana mı ait, yoksa bana öğretilmiş bir kod mu?” sorusu yöneltiliyor.
Kanıta dayalı düşünme önerisi
Yazar, impostor hissiyle baş etmede pratik bir yöntem olarak “kanıt temelli düşünme” yaklaşımını öneriyor. Buna göre, bireyin bugüne kadar tamamladığı projeleri, elde ettiği başarıları ve aldığı geri bildirimleri somut biçimde listelemesi, içsel yetersizlik sesine karşı güçlü bir denge unsuru oluşturuyor.
“Yeterince İyi Değilim Sandım”, hem bireysel farkındalık arayanlar hem de iş hayatında zihinsel engellerini aşmak isteyen profesyoneller için kapsamlı bir rehber niteliği taşıyor.













