Yazı Tipleriyle Kurduğumuz İlişki: Fontlar Neyi, Nasıl Söylüyor?
Yazı tiplerinin psikolojik etkileri, okunabilirlik düzeyleri ve iletişimdeki rolleri üzerine örneklerle zenginleştirilmiş bir tipografi incelemesi.
Bir arkadaşım Times New Roman 12'yi neden sevmediğini anlatıyordu... Düşündüm de, yazı karakterleriyle aşk, nefret veya huzur gibi bir ilişkimiz olabilir miydi sahiden?
Yaklaşık üç yıl önce de tipografiye ilişkin bir paylaşım yapmıştım. Bugün, bu konuyu beraber tekrar düşünelim istedim.
*
Obama’nın seçimlerdeki başarısında etkili olduğu öne sürülen unsurlardan biri de neymiş biliyor musunuz? Kampanya sloganlarında Gotham yazı tipinin kullanılması.
"Değişim, Umut, Evet Yapabiliriz!” sloganlarının ürkütmeyen ama vizyoner düşünceyi ortaya koyan bir havada verilmesi gerektiği ve bunun için de Gotham'ın seçilmiş olmasının isabetli bir tercih olduğu söyleniyor.
Disleksik çocuklarla ilgilenenlerin Trebuchet ve Comic Sans'ı tercih ettikleri; çünkü bu yazı tiplerinin rahatlığı ve yumuşaklığı ile disleksik çocuklara daha iyi geldiği tespit edilmiş.
Ya da bir başka ilginç örnek... İnsanlara hangi yazı karakterinin daha okunaklı geldiğini ölçmek için bir test geliştirilmiş. Laboratuvar koşullarında, okura aynı metin farklı yazı tipleriyle sunulduğunda, hemen her zaman Bembo, Bodoni ve Garamond en iyi sonucu vermiş. (Not edebiliriz!)
Bilmiyordum, yeni öğrendim: Kitap fontları arasında en okunabilir olanı Sabon imiş.
Havaalanlarındaki veya otoyollardaki tabelalar için seçilen yazı karakterlerinin tesadüf olmadıklarını tahmin edebilirsiniz.
Yazının belli bir mesafeden rahatlıkla okunabilir, ince, tutarlı, biraz tekdüze ve hayal gücünü uzun süre oyalamayacak nitelikte olması gerekiyor.
Buna göre Avrupa havaalanlarında büyük ölçüde Frutiger egemenliği var, Amerika’da ise Helvetica.
*
Arial’ın Helvetica’yı taklit ederek doğduğu ve bir anlamda “çalıntı” olduğu için tasarım dünyasında çok sevilmediğini, Times New Roman’ın -arkadaşımı haklı çıkarır şekilde- geleneksel ve soğuk bir font olarak bulunduğunu, Comic Sans’ın ciddiyetsiz duruşundan dolayı “kullanımını yasaklayalım” kampanyasına bile konu olduğunu da ekleyeyim.
Herkesin bir gözdesi vardır mutlaka. Çoğu kişinin Calibri'yi sevdiğini biliyorum; ben de son dönemlerde aklı fazla karıştırmayan bir font olduğunu düşündüğüm Georgia'yı kullanıyorum.
Hiç bu açıdan baktınız mı bilmiyorum ama bir yazı karakteri seçtiğimiz zaman aslında bu seçimimiz “Neyi, nasıl söylemek istiyoruz?”un da cevabı oluyor.
Nitekim, ünlü Alman tipograf Erik Spiekermann'ın söylediklerini meâlen tercüme edersem...
"Yazı karakteri bizimle konuşur. Bir duyguyu, bir atmosferi anlatır. Sözcüklere ses kazandırır ve hatta onların niyetini bile belirler."
Siz ne düşünürsünüz?









