YAŞAM VE FARKINDALIK
Bir şeylerin kesik kesik olduğunu değil de, süreğen olduğunu hissettiğimizde rahatlıyoruz.
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / YAŞAM
Farkındalık, üzerine düşünmeyi ve yazmayı en sevdiğim konulardan aslında. Mühendis Esra ile şairin en uyumlu çalıştığı saha. Biri neden-sonuç ve analizlere kafa yorarken, diğeri var olan kaostan ölesiye besleniyor; mutlu. Bir ötekine oyun alanı açıyor: Anlamlandırıyor var oluşunu.
Yine böyle bir günden kalan birkaç satır:
Bir şeylerin kesik kesik olduğunu değil de, süreğen olduğunu hissettiğimizde rahatlıyoruz. Yeniden başlamıyoruz aslında. Başa sarmıyoruz! Her tecrübe, bir sonrakine alan açıyor.
Boşa gitti sanıyoruz. Gitmiyor.
Ya daha kötüsünden koruyor ya daha iyisine sebep oluyor.
* Beni en çok mutsuz eden şeylerden birinin bu “kesik kesik” ilerleme hissi olduğunu fark ettim.
Evet, bazen arayı açıyoruz: Önceki ve sonraki arasındaki bağlam gevşek. Ama hiçbir zaman kopuk değil. Halen var bir bağıntı.
Hiçbir es boşuna değil.
Hiçbirinde eksik değildin. Hepsi tam da olması gerektiği gibi..
“Bizi zengin kılan aklımızdır ki o da sürgüne gelir bizimle. Yaşamak için bedenin ihtiyaç duyduğu şeyleri en yabani yerde bile bulduktan sonra, akıl kendi meziyetlerinden duyduğu mutlulukla dolup taşar.”
Seneca sürgündeki vaktini okumakla, yazmakla ve doğayı incelemekle geçirmişti.
Bizse adeta aklımız sürgünde bir çağa ayak uydurmaya çabasındayız.
Sürgün mü galip biz mi..?
*Yazın Stoacılardan okumalar yaptığımdan bahsetmiştim. Tam da o satırları okuduğum Karadağ gezisinden bir fotoğraf.
Esra Şahin











