Yaşam maliyeti hızla artıyor ya ücretler? 

İstanbul’da ortalama kiranın maaşa oranının %74’e ulaşması, ücret artışlarının yaşam maliyetlerindeki yükselişi karşılamada yetersiz kaldığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Yaşam maliyeti hızla artıyor ya ücretler? 

Yaşam maliyeti hızla artıyor ya ücretler? 

Görsel, kentlerdeki ortalama kira bedellerinin ortalama maaşa oranını gösteriyor. İstanbul için oran %74. Yani ortalama bir çalışanın gelirinin yaklaşık dörtte üçü yalnızca kiraya gidiyor. Bu tablo, ücret artışlarının yaşam maliyetlerindeki yükselişi yakalamakta ne kadar zorlandığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Bu oran, çalışanların gelirlerinin büyük bölümünü yalnızca barınma ihtiyacı için harcamak zorunda kaldığını gösteriyor. Kira, ulaşım, gıda ve enerji gibi temel ihtiyaçlar eklendiğinde tasarruf yapmak, sosyal yaşama katılmak veya gelecek planı oluşturmak giderek zorlaşıyor.Ücretlerin tek başına değerlendirilmesi yeterli değil.

Asıl önemli olan, ücretlerin satın alma gücü ve yaşam maliyeti karşısındaki durumu. Bu nedenle ekonomik göstergeleri değerlendirirken yalnızca maaş seviyelerine değil, maaşların karşılamak zorunda olduğu yaşam maliyetine de odaklanmak gerekiyor.

"kiranın maaşa oranı" (rent-to-income ratio). Yani: Kira / Gelir×100 ancak bu kiranın toplam harcamalar içindeki payını göstermiyor. Örneğin bir kişinin geliri 50.000 TL, kirası 25.000 TL ise: Kiranın gelire oranı = %50.Ancak kişinin toplam harcaması 45.000 TL ise, kiranın toplam harcamalar içindeki payı = %56 .

Dolayısıyla  "gelirin %74'ü kiraya gidiyor" toplam harcamaların değil. Bu durum ücretli çalışanların gelirlerinin çok büyük bir kısmını yalnızca barınma ihtiyacı için harcamak zorunda kaldığını gösteriyor, özellikle emekliler ve asgari ücretliler açısından barınma maliyetinin bütçe üzerindeki baskısını ortaya koyuyor.

2025 Hanehalkı Bütçe Araştırması TÜİK verilerine göre hanehalkı harcamalarında en büyük pay %29,3 ile konut ve kira harcamalarına ait. Bunu %20,5 ile ulaştırma ve %17,3 ile gıda ve alkolsüz içecekler izliyor. yani asgari ücretliler gelirlerinin önemli bölümünü kira, ulaşım ve gıda harcamalarına ayırdıktan sonra ay sonunu getirme mücadelesi veriyor. birçok emekli ise yıllarca çalışıp prim ödemesine rağmen temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. TÜİK'in açıkladığı hanehalkı harcama verilerinde konut ve kiranın payının %29,3'e yükseldiği bir ortamda, yalnızca gerçekleşen enflasyon kadar artışın yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Bu durumda  yalnızca enflasyon oranında yapılacak bir artış, emekli ve ücretlilerin son yıllarda yaşadığı reel gelir kaybını telafi etmeye yetmez. Özellikle konut, kira ve gıda harcamalarının bütçedeki ağırlığının arttığı bir dönemde, gelir artışlarının yaşam maliyetlerindeki yükselişi gözeterek yapılması gerekir. Bu nedenle Temmuz düzenlemelerinde sadece enflasyon farkı değil, alım gücünü ve refah seviyesini koruyacak ek iyileştirmeler de gerekli. İktisatta refahı belirleyen yalnızca nominal gelir değil; gelirin satın alma gücü, yani insanların kazançlarıyla ne kadar mal ve hizmet satın alabildiği çok daha önemli bir gösterge. Eğer ücret artışları yaşam maliyetinin gerisinde kalıyorsa, kâğıt üzerindeki artışlar günlük hayatta bir refah artışına dönüşmüyor.

Deniz Şişman

Akademisyen Doç.Dr. Bireysel Sürdürülebilirlik Çözüm Arayışı Platformu

turkiyegunlugu.net