YAŞAM
Hayatta geçen zamanın uzunluğu, yaşananların değeri kadar önemli değildir aslında..
Geçmişte yaşayan birisi hiç bir zaman olmadım.. Ama geçmişte yaşanmışlıkları oldukça çok olan biriyim aslında..
Yaşamımda iz bırakan bir anlatıyı sizlere anlatmak istiyorum sizlere.. Fransa, parfümleri, sanatı, tarımı, dili, kültürü ile gittiğinizde sizlerde derin izler bırakan bir ülke olmakla birlikte, eski çağlardan kalan mezarlıkları ile de ünlü bir ülkedir aslında.. Fransa'da, özellikle Paris'te, birçok ünlü ve tarihi mezarlık bulunmaktadır. Örneğin, Père Lachaise Mezarlığı, Oscar Wilde, Jim Morrison ve Edith Piaf gibi ünlü isimlerin mezarlarına ev sahipliği yapmaktadır..
Hikaye aslında şöyle başlar.. Yine bu denli bir ünlü mezarlığı ziyaret eden birisi, mezar taşlarının üzerinde bu dünyada yaşanan zamanlarla birlikte, bazı günler yazdığına tanık olur. Örneğin, yetişkin bir insan boyutunda olan bir mezarda bulunan taşta, kişinin sadece 12 gün yaşadığı yazmakta, diğer bir taşta, 45 yıllık bir hayatta sadece 7 gün yaşadığı yazmaktadır.
Ziyaretçi, mezarlığa göz kulak olan bekçiye bu durumu sorduğunda, bekçiden şöyle bir yanıt alır: "Burada insanlar için dünya üzerinde yaşadıkları zamanın miktarı değil, ruhlarında iz bırakan anların değerine göre yaşadıklarını mezar taşlarına yazdırırlar. Gerçekten mutlu olduğunuz, unutamadığınız ve aslında sizde "anı bırakan" günler yaşamınızın asıl ölçüsüdür." der..
Hayatta geçen zamanın uzunluğu, yaşananların değeri kadar önemli değildir aslında.. İnsan ömrü yüz yıl sürebilir, ancak gerçekten anlamlı olan sadece birkaç gün olabilir. Aslında yaşam, hayatımızda gerçekten dolu dolu yaşadığımız, anlam verdiğimiz, mutlu veya unutulmaz anılar biriktirdiğimiz günlerdir. Yaşamızdaki mutlu anlar, sevgi dolu ilişkiler, tutkuyla yapılan işler, keşifler ya da öğrenilen büyük dersler, insan yaşamını değerli kılar. Bu nedenle, hayatımızın her günü aslında "anı biriktirme" için bizlere verilen bir armağandır..
Bazen köy kahvelerinde oturduğunuzda, orada 80'lerine gelmiş insanların hikayelerini dinlediğinizde, bazıları mesela sadece "askerlik anılarından" bahseder. Komutan öyle dedi, arkadaşım böyle yaptı vs. diye. Halbuki askerliğinin üzerinden belki de 60 yıl geçmiştir. Hala taze bir anı olarak anlattığı, aslında o insanın "kendi yaşanmışlığı"dır.
En iyilerinden, en kötülerine, yaşamda başımıza gelen her türlü şeye "bir anı" olarak bakmayı öğrenmek, o anıları bir ders, geleceğe bir katkı olarak görüp, aslında asıl hedefimize, bu yaşama değer katabildiğimiz kadar, çevremizdeki insanların da yaşamlarına değer katabilmeyi öğrenebilme ve bu amaçlar uğruna yaşamayı göze almalıyız diye düşünüyorum.
2025 için çokça dileklerim olacak.. 2025 yılı yaşamın rutinlerine kapılıp, zamanı ve ömrü tüketmediğimiz, yenilik ve anı biriktirme arayışımızın olduğu, yapacaklarımızı asla ötelemediğimiz, hayallerimizi gerçekleştirmek için çaba sarfettiğimiz, hayatta olduğumuz ve nefes aldığımız her saniyeye şükrettiğimiz, ve şükrettiğimiz kadar da ürettiğimiz, çalışkan olduğumuz bir yıl olsun!
Can KAYACILAR
- cankayacilar.com (Kişisel)
- patreon.com/c/CanKAYACILAR (Diğer)











