Yapay Zekânın Görünmeyen Bedeli

Yapay zekâ teknolojilerinin arkasındaki görünmez işçiler, yüksek enerji tüketimi ve algoritmik önyargılar tartışma konusu oluyor.

Yapay Zekânın Görünmeyen Bedeli

Yapay Zeka güzellemesi yerine bugün biraz karanlık tarafını konuşalım mı?

Her devrim, kendi gölgesiyle birlikte geliyor. Buharlı makineler, kömür ocaklarını derinleştirmişti internet ise bizi birbirimize bağlarken veri madenciliği ile mahremiyetimizin sınırlarını zorluyor. Yapay zeka gözümüzü kamaştırırken, arkasında sessizce büyüyen bir karanlık alan olabilir mi? Bilmediğimiz bir yerden gelmiyorum, ancak bu kadar yapay zeka güzellemesi arasında gölgesini de gündeme alsak fena olmaz sanırım.

* Yapay zeka ile sohbet ederken, ondan yeniden aynı soruya cevap vermesini sekizinci kez isterken, onun yorulmadığını kendimize hatılrlatabiliriz...Ancak “bu yorulmasını bilmeyen zeka formunun” ardında çok bin insanın emeği varsa… Bir Filipinli, Venezüellalı ya da Kenyalı içerik filtreleyen, model eğiten ve etik eşikleri ayarlayan görünmez işçilerden bahsediyorum. Hatalı verileri ayıklayan, toksik içerikleri temizleyen ve tüm sistemin “ahlakını” koruyan bu işçiler uzun saatler boyunca travmatik içeriklere maruz kalıyor. Temiz bir algoritmayla cevap verebilmek için, birilerinin internetin karanlık yüzüyle yüzleşmesi gerekiyorsa, Marx’ın dediği gibi her metanın içinde, saklı bir hayalet gibi insan emeği dolaşmaya hala devam ediyor.

* Satır aralarında karşılaşıp sonra muhtemelen unuttuğumuz enerji başlığına yaklaşırsak. Yapay zeka modellerini eğitmek için çalışan büyük veri merkezleri bir insanın birkaç yıllık karbon ayak izine denk gelen enerjiyi tüketiyor, bunu yaparken de muhtemelen fosil yakıtla besleniyor. Dijitalin her zaman o kadar masum ve çevreci olduğunu böylece yeniden tartışabiliriz.

*Üçüncü notum ise daha dolaylı ama etkisi çok daha güçlü bir yerden geliyor, karar alma süreçlerindeki yapay zekanın rolünden… Yapay zekanın ürettiği bir çıktı, ekonomik, sosyal ve kültürel lensle baktığımızda geçmiş verilerden besleniyor. İlk bakışta “veriye dayalı” ve “tarafsız” olarak görülse de, aslında felsefi ve politik bir kırılma söz konusu. Veri geçmişin ürünüyken, adaleti gelecek için istiyoruz. Böylece geçmiş veriler izlerini ve önyargılarını daha da pekiştiriyor olabilir, biz de bilmeden bu duruma destek dahi olabiliriz. Hannah Arendt'e referansla hep birlikte “banal kötülük” böylece büyütebiliriz. Düşünmekten vazgeçmenin “sistemik bir önyargıya” dönüşmesine şahitlik ederiz, eğer yakalayabilirsek tabii ki

Haftanın ortasında ve öğle arasında davetim yapay zekayı güzellemeden önce karanlık tarafına da bakma cesareti gösterebilmeye...

Eğer günün sonunda “bulduğumuzdan daha güzel bir dünya bırakma umudumuz” samimiyse bir kaç soru park etmeyi deneyebilirim. Çünkü mesele bu kadar karmaşıksa kolektif akla ve ruha hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var.

*Yapay zekanın etik kökleri nerede başlıyor?
*Verimliliğin bedelini kim, nasıl ödüyor?
*Tarafsız görülen algoritmalar kimin adına karar veriyor?

Günün devamında merakımız ve sorularımız bol olsun *

#Yapayzeka #Etik #Algoritma #Enerji #DijitalDönüşüm #Gelecek #Teknoloji #Karar

Mine Kobal Ok

Curious Thinker I Reimagining Leadership I Reshaping Culture