Yapay Zeka İroni De Yapabiliyor!

"Kurallar Ne Kadar da Harika, Özellikle de Onlara Uymak Zorunda Olmadığımızda!

Yapay Zeka İroni De Yapabiliyor!

Yapay Zeka İroni De Yapabiliyor!

Geçenlerde bu mecrada HSK üyesi seçimlerine dair paylaştığım yazıyı Gemini sistemine yükledim, "Bu yazıyı ironik bir dille yeniden yazar mısın?" dedim. Sonuç geldi, ağzım açık kaldı. Şimdi bu yazının yazarı ben miyim, Gemini mi?:

"Kurallar Ne Kadar da Harika, Özellikle de Onlara Uymak Zorunda Olmadığımızda!

Yeni bir mutfak robotu aldığınızı düşünün. Kutudan bir kullanma kılavuzu çıkar. Ama kimin kılavuza ihtiyacı var ki? Şöyle bir bakar, parçaları içgüdüsel olarak birleştirir, en parlak düğmeye basarsınız. Çalışmazsa da canı sağ olsun, en azından denedik! Zaten kurallar yaratıcılığımızı kısıtlamak için değil midir?
İşte anayasamız ve onun güzide kurumları da tam olarak böyle. Mesela Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) diye şahane bir icat var. Anayasamızın en parlak sayfalarında yer alıyor. Fikir şu: Yargı mensuplarının kaderi, yürütmenin iki dudağı arasında olmasın. Ne kadar da düşünceli! Böylece yeri geldiğinde yürütmeyi denetleyecek olan hakim ve savcılarımız, "acaba yarın ne olacak?" diye düşünmeden, huzur içinde görev yapabilir. Teoride ne kadar da mükemmel, değil mi?
HSK, adeta adalet sistemimizin kutsal kasesi. Hırsızlığa, zorbalığa karşı son kalemiz. Bu kaleyi koruyan 13 şövalyemiz var. 85 milyonun içinden elenmiş, bağımsızlığın, tarafsızlığın ve insanüstü karakterin vücut bulmuş hali olan 13 nadide insan. Onları seçerken o kadar titiz davranmalıyız ki fısıltıyla bile haklarında şüphe duyulmasın.
Neyse ki bu ağır yükü biz sıradan vatandaşlar taşımıyoruz. Sağ olsunlar, bizim yerimize vekillerimiz ve cumhurbaşkanımız bu meşakkatli görevi üstleniyor. Özellikle Meclis'teki seçim süreci, anayasamızın 159. maddesinde bir dantel gibi işlenmiş. Her üye için ayrı ayrı oylama, gizli oylar... Tam bir demokrasi şöleni! Kullanma kılavuzu o kadar net ki, şaşırmak imkansız.
Geçenlerde Meclisimiz bu 13 şövalyeden 5'ini daha seçti. Duyduğuma göre, komisyondaki seçimlerde "her üyelik için ayrı ayrı seçim yapma" kuralına pek de takılmamışlar. Olsun, olur öyle. Belli ki vekillerimiz süreci hızlandırmak, bürokrasiyi azaltmak istemişler. Ne kadar da pratik ve sonuç odaklı bir yaklaşım! Ana muhalefet partisi de bu durumu Anayasa Mahkemesine taşımış diyorlar ama bu tür dedikodulara kim inanır?
Asıl dahice olan kısım ise şu: Bu seçimlerin anayasaya uygun yapılıp yapılmadığını denetleyecek hiçbir yer yok! Anayasayı yazanlar, "Gazi Meclis'in vekilleri hata yapar mı hiç? Onlara olan güvenimiz tam!" diyerek bizleri ne büyük bir dertten kurtarmışlar. Düşünsenize, bir de bu denetim mekanizmasıyla uğraşacaktık. Ne gereği var?
Ve bir güzellik daha fark ettim: 85 milyon insanı doğrudan ilgilendiren bu hayati seçim süreci, tamamen kapalı kapılar ardında gerçekleşiyor. Adaylar kimdir, necidir, vizyonları nedir gibi sıkıcı detaylarla kafamız meşgul edilmiyor. Bu, vatandaşın zihinsel sağlığını korumaya yönelik ne kadar da incelikli bir düşünce! Bize sadece sonucu alkışlamak kalıyor."
Yine de, sırf fantezi olsun diye şöyle bir öneri atılmış ortaya: Adayların özgeçmişleri açıklansın, mülakatlar canlı yayınlansın, hatta seçimde usulsüzlük olursa Anayasa Mahkemesi'ne gidilebilsin falan... Ne kadar da eğlenceli ve radikal fikirler! Sanki "HSK'ya Kim Girecek?" diye bir reality show yapacağız. Ama belki de haklıdırlar, süreç biraz daha heyecanlı olabilirdi.
Neyse ki şimdilik böyle fantezilere ihtiyacımız yok. Sistemimiz, o kullanma kılavuzuna pek bakılmasa da, bir şekilde tıkır tıkır işliyor gibi görünüyor. Güvenimiz tam, endişeye mahal yok. Her şey kontrol altında. (Göz kırpma emojisi)"

#hskseçimi #anayasa #ironi #yargıbağımsızlığı #meclis #kapalıkapılar #pragmatizm

Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun

Erenköy İlkokulu/Robert Kolej/ İÜHF/ MJur-MSt University of Oxford Doktora-İstanbu

www.turkiyegunlugu.net