“What’s your number?”
“İşinden istifa ettiğinde, o ana kadar ne kadar para kazanmış olman gerekiyor?” Amerika’da özellikle finans dünyasında birbirine yöneltilen bu sorunun İngilizcesi kısa ve çarpıcı: “What’s your number?”
“İşinden istifa ettiğinde, o ana kadar ne kadar para kazanmış olman gerekiyor?” anlamına gelen “What’s your number?” şeklinde bir ifade var İngilizcede. Ve özellikle Amerika’da finansçılar bu soruyu doğal bir şekilde birbirlerine yöneltiyorlar.
Bu bilgiyi bana, Kaliforniya’da yaşayan, piyanist, besteci AyşeDeniz Gökçin vermişti. “Arkadaşlarım bana ‘What’s your number?’ı sorduğunda bunun cevabını hiç düşünmediğimi fark ettim. İnsan yaptığı işte anlam bulunca ne bu soruyu ne de cevabı düşünüyor.” diye anlatmıştı.
Hatırlayanlar olacaktır; AyşeDeniz Gökçin ile bir konser turnesi sırasında bir araya gelmiş, birlikte birkaç gün vakit geçirmiş ve konuştuklarımızı sizlerin de seveceğini düşündüğüm için yaklaşık iki yıl önce burada paylaşmıştım.
*
“Elimizdeki dördüncü ve beşinci yani yüzük ve serçe parmaklarımız en zayıf parmaklarımızdır. Ama piyanoda da tam tersine sağ el dördüncü ve beşinci parmaklar önemlidir. O yüzden sağ el beşinciye özel eğitim vermek gerekir.” diye açıklamıştı AyşeDeniz.
Vücudumuzun bu işleyişini de şirketlerin/organizasyonların yapısıyla şahane bağlantılandırmış:
“Özellikle zayıf parmaklara verilecek o eğitim beyin-omuz-kol-bilek ve hatta parmaklar arasındaki dengeli dağılımı sağlamak üstüne olur. Bu organların her birininin birbiriyle iletişimde olması ve aynı doğrultuda hareket edebilmesi gerekir.
Belki beynimizi kurucu, omzumuzu bir yönetici veya CEO gibi düşünebiliriz. Oradan bir anda aşağıya çok fazla yük gelirse parmaklar onu tek başına kaldıramaz. Ama bu yük eğer alt kademeye inerken ara kademelerde dengeli dağılırsa nihai sonuç o kadar efektif olur.” demişti.
Nitekim, onun bu düşüncesi 1990'larda “Öğrenen Organizasyon” kavramını ortaya koyan Amerikalı yönetim bilimci Peter Senge’in teziyle de paralellik taşıyor.
Özetle der ki Senge: Bir organizasyonun birbiriyle ilişkili parçalarının nasıl bir bütün oluşturduğunu anlamak, sürdürülebilir başarı için temeldir. Gerçek öğrenme, parçaları ayrı ayrı geliştirmekten değil, sistemi bir bütün olarak kavramaktan geçer.
*
Ve son olarak…
“Seyirci karşısında çalarken bir hata yaptığımda, hataya odaklanmadan, hiç durmadan devam etmeyi öğrendim.
… ama sonra eve gelip metanetle, o hatanın üstünden yüzlerce kez geçmeyi de.” demişti AyşeDeniz.
Onun bu prensibini bir yaşam yolculuğuna yayabildiğimizi farz edin.
İşte, o zaman dönüp dolaşıp, hep yazdığım “grit” konusuna geliriz. Yani uzun vadeli hedefler için duyulan tutku ve bu uğurda gösterilen sebat. Geleceğe istikrarlı şekilde bağlanma hâli.
2012 yılı filmi The Dark Knight Rises filminden bir replikle tamamlarsam…
-Neden düşeriz?
-Yeniden kalkmayı öğrenmek için.









