Varoluşçuluk: Sartre’ın "Cehennem Başkalarıdır" Sözü ve Özgürlük Anlayışı
Sartre’ın "Cehennem Başkalarıdır" sözü ne anlama geliyor? Varoluşçuluk ve özgürlük üzerine detaylı bir inceleme.
TÜRKiYE GÜNLÜĞÜ
Varoluşçulara göre insan önce varolur sonra kendi kararları ve dış koşullar yoluyla özünü yani olduğu kişiyi oluşturur, esasen varoluş özden önce gelir.
Malum Jean-Paul Sartre, söylemlerini eylemleriyle desteklemiş bir düşünürdü. Nobel Ödülü'nü red ederken bile söylemlerine ters düşmemek onun için esas olandı.
Meşhur hashtagCehennemBaşkalarıdır sözünü "Gizli Oturum" isimli tiyatro oyununda kullanmıştı.
Hayatları boyunca yaptıkları yanlışlardan dolayı cehenneme giden bir grup insan kendilerini bir arada olmak zorunda oldukları bir ortamda bulurlar ki bu onların aslında kişisel cehennemleridir.
Çünkü birbirlerini kendi gözleriyle gördükleri sürece sürekli olarak yargılayacaklar ve yaptıklarının bedelini durmadan ödemek zorunda kalacaklardır...
Sartre'ın bu cümlesi daha ilk söylediği günden beri tartışılmıştı.
Nasıl tartışılmasın?
O kadar çok tartışılmıştı ki en nihayet Sartre anlatma ihtiyacı hissetmişti:
"Söylemek istediğim şey şu;
pek çok insan kendileri hakkında acı çektikleri ama değiştirmeye bile yeltenmedikleri yargılara sahip olmuş ve bir dizi alışkanlıkla, gelenekle kabuk tutmuştur.
Göstermeye çalıştığım basit.
Böyle insanlar ölü gibidirler. Endişelerinin, kaygılarının ve geleneklerinin çerçevesini kıramadıkları için çoğu zaman onlara yüklenen yargıların kurbanı olarak kalırlar.
Korkak olmaya başladılarsa hiçbir şey onların korkak oldukları gerçeğini değiştiremez. Onlar değiştirmek istenilmeyen yargıların ve eylemlerin bitmez tükenmez kaygısı ile çevrilidirler.
Oysa gerçekte hayattayız.
Herkese absürt bir kavram ile özgürlüğün bizim için önemini, yani eylemleri başka eylemlerle değiştirmenin önemini göstermek istedim.
Hangi cehennem çemberinde yaşarsak yaşayalım, bence onu kırmakta özgürüz. Ve eğer insanlar onu kırmazsa, orada kalıyor olmaları yine özgürcedir, cehenneme gitmelerinin özgürce olması gibi..."
Şöyle bir bakınca, tek başına bir tiyatro oyunundan bir cümle pekala insana yolunu ararken bir ışık yakabilir gibime geliyor. Günümüz pozitif psikolojisinin bile kişinin kendini gerçekleştirmesinde böyle bir ivme yaratabileceğini pek düşünmüyorum doğrusu.
Demem o ki, varoluşçuluk karamsar bir felsefe gibi gelmiyor bana.
Üstelik başkaları yerine kendinize, kader, töre ve otorite gibi kavramlar yerine benliğinize yaşamı bıraktığı için daha iyimser nasıl olabilir ki?
Hayat bizim.
Kimse elimizden alamaz.
Tuval boş.
Renkler sonsuz.
Kimse bizim yerimize o resmi çizemez...











