Türklerin Golden Visa ve vatandaşlık başvuruları 10 kat arttı
Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarında Türkiye kaynaklı talep son dört yılda 10 kat arttı; hacim yıllık 3 milyar dolara yaklaştı.
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İSTANBUL, TÜRKİYE — 25 OCAK 2026
Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programlarına Türkiye’den yapılan başvuruların parasal büyüklüğü son dört yılda 10 kat artarken, yıllık hacim 3 milyar dolara yaklaştı.
Pandemi öncesinde küresel ölçekte 21,4 milyar dolar büyüklüğe sahip olan yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, jeopolitik riskler ve vergisel düzenlemelerin etkisiyle hızla genişliyor. Uzmanlar, pazarın 2026 itibarıyla 100 milyar doları aşmasını beklerken, Türkiye kaynaklı talep artış hızıyla öne çıkıyor.
Küresel pazar 100 milyar dolara yaklaşıyor
Küresel eğilimi değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarının son yıllarda ivme kazandığını söyledi.
Alamarioğlu, “Pandemi öncesinde 21,4 milyar dolar seviyesinde olan bu pazar, 2025 itibarıyla 100 milyar dolara yaklaşmış durumda. Mevcut büyüme trendi korunursa, 2026’da bu eşiğin aşılması kaçınılmaz görünüyor,” dedi.
“Türkiye’den gelen talep dört yılda 10 kat arttı”
Türkiye kaynaklı başvurulara ilişkin rakamları paylaşan Alamarioğlu, artışın dikkat çekici boyutlara ulaştığını belirtti.
“Türkiye’den Golden Visa ve yatırım yoluyla vatandaşlık programlarına yönelen talebin parasal büyüklüğü 2020 yılında yaklaşık 213 milyon dolar seviyesindeydi. Son bir yıl içinde bu rakam 2,4 milyar doları aştı. Yıllık bazda 3 milyar dolara yaklaşan bu tablo, dört yıl içinde 10 katın üzerinde bir artış anlamına geliyor,” ifadelerini kullandı.
Golden Visa artık bir güvenlik aracı
Yatırımcı motivasyonlarının değiştiğine işaret eden Alamarioğlu, Golden Visa programlarının artık yalnızca seyahat kolaylığı sağlamadığını vurguladı.
“Bu programlar geçmişte daha çok vizesiz dolaşım ve ikinci adres ihtiyacıyla tercih ediliyordu. Bugün ise siyasi ve ekonomik belirsizliklere karşı uzun vadeli bir güvenlik mekanizmasına dönüşmüş durumda. Yatırımcılar pasaporttan çok hukuki güvence ve öngörülebilirlik arıyor,” dedi.
Jeopolitik riskler ve vergi planlaması etkili
Küresel talep artışının arkasında birden fazla unsur bulunduğunu belirten Alamarioğlu, artan jeopolitik riskler, vergi politikalarındaki sıkılaşma ve servetin kuşaklar arası transferine yönelik planlamaların yatırımcı davranışlarını değiştirdiğini söyledi.
Alamarioğlu’na göre Türkiye’den gelen talebin temel nedenleri arasında, rezerv para birimleriyle yatırım yapabilme imkânı, çocuklar için yurt dışı eğitim planları ve uzun vadeli vergisel yapılandırma ihtiyacı yer alıyor.
Yunanistan, Portekiz ve Dubai öne çıkıyor
Türk yatırımcıların ülke tercihlerine de değinen Alamarioğlu, Avrupa ve Orta Doğu ekseninde yoğunlaşma yaşandığını belirtti.
“Türkiye’den çıkan yatırımcılar Avrupa’da en çok Portekiz ve Yunanistan’a, Avrupa dışında ise Dubai’ye yöneliyor. Ancak karar sürecinde yalnızca yatırım tutarı ya da başvuru şartları değil, daha geniş kriterler belirleyici oluyor,” dedi.
“Hukuki çerçeve ve sürdürülebilirlik belirleyici”
Program seçiminde çok boyutlu değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Alamarioğlu, yatırımcılara şu uyarılarda bulundu:
“Programın hukuki çerçevesi, uygulamadaki istikrarı, uzun vadeli sürdürülebilirliği ve olası düzenleme değişikliklerine karşı sunduğu öngörülebilirlik mutlaka dikkate alınmalı. Yatırımın hangi varlık üzerinden yapıldığı ve ilerleyen dönemde doğabilecek yükümlülükler de karar sürecinin önemli parçalarıdır.”
Alamarioğlu, bu pazarda kısa vadeli maliyet avantajlarından ziyade, hukuki güvenlik ve şeffaf süreçlerin belirleyici hale geldiğini söyledi.













