Türk Hemşireler Derneği: Güçlendirilmiş hemşireler hayat kurtarır
Türk Hemşireler Derneği, 2026 Hemşireler Haftası bildirgesinde çalışma koşulları, hemşire açığı ve sağlık politikalarına ilişkin taleplerini açıkladı.
2026 YILI HEMŞİRELER HAFTASI BASIN BİLDİRGESİ
Güçlendirilmiş Hemşireler, Güçlü Toplum, Güçlü Gelecek
12 Mayıs 2026
Kamuoyuna,
Ülkemizdeki hemşireleri 93 yıldır temsil eden Türk Hemşireler Derneği olarak, yıllardır olduğu gibi bu yıl da
halkımıza, meslektaşlarımıza ve karar vericilere sesleniyoruz: “GÜÇLENDİRİLMİŞ HEMŞİRELER
HAYAT KURTARIR”.
Ancak yıllardır dile getirdiğimiz engeller kaldırılmadığı gibi, artarak devam ederken, günümüz koşulları bir
an önce bu engellerin kaldırılması için bizleri zorluyor. Artan jeopolitik çatışmalar, yanı başımızdaki savaşlar,
hepimizi kaygılandıran eski ve yeni salgın hastalıklar, iklim değişikliğiyle beraber artan felaketler, sağlık
bütçesindeki kesintiler ve derinleşen eşitsizlikler, sağlık sistemleri üzerinde muazzam bir baskı oluşturuyor.
Bu arada, sağlık talepleri de artıyor, kronik hastalıklar çoğalıyor, ruh sağlığı ihtiyaçları hızla artıyor ve nüfus
yapımız giderek karmaşıklaşıyor ve yaşlanıyor. Bizler ise sağlıklı bir toplumun anahtarı olan güçlü bir
hemşirelik için mücadele ederken, ihtiyaç duyduğumuz desteği alamıyor, ihtiyaç bu kadar göz önündeyken
halkımıza hak ettiği nitelikte hemşirelik hizmetini sunamıyoruz.
Bizler, sağlık çalışanlarının neredeyse yarısını oluşturan hemşireleriz. Toplum sağlığının güvencesi, halk
sağlığının savunucuyuz. Halkımızın gece gündüz yanı başında olanlarız. Doğumda ve ölümde, acıda,
ızdırapta, kederde, mutlulukta, umutta ve umutsuzlukta elinizi tutanlarız. Taleplerimiz basit bir mesleki
talepler değil; güvenli bakım ve halk sağlığı için yerine getirilmesi gereken kaçınılmaz zorunluluklardır.
Bizler 24 saat kesintisiz hizmet verirken; sağlıklı kararlar alabilmemizi ve sağlıklı uygulamalar yapabilmemizi
engelleyecek süreler boyunca mesai yaparken; hasta güvenliği açısından risk oluşturacak kadar fazla sayıda
canın sorumluluğunu almak zorunda kalırken; kamu tedbirleri kapsamında yapılan ani çalışma düzenlemeleri
nedeniyle öngörülemez çalışma koşullarına maruz kalırken; mesleki eğitim ve yetkinliklerimizle örtüşmeyen
kapasitemizin çok çok altında işlerle meşgul edilirken; hemşire olmayan sağlık çalışanları hemşire gibi
çalıştırılır, yasa ve yönetmelikler yok sayılırken; mesleki kararlarımız engellenir ve sesimizin duyulmasına
karşı direnç gösterilirken; hemşireler görünmez ve tükenmez bir iş gücü kaynağı olarak görülmekte ısrar
edilirken; bütün bunlar deneyimli hemşireleri meslekten uzaklaşmaya veya yurtdışına göçe iterken, toplumun
hak ettiği ve ihtiyaç duyduğu bakımının sunamıyoruz. Bizler okullarda öğrendiğimiz hemşireliği sahada
yapamıyor, hastalarımıza, yani bize emanet edilen canlara arzu ettiğimiz ve olması gereken bakımı veremiyor,
hak ettikleri gibi dokunamıyoruz.
Oysa hemşireler için iyi çalışma koşullarının hasta ve toplum için de iyi bakım ve yaşam koşulları olduğu
bilimsel çalışmalarla defalarca ortaya konulmuştur. Hemşire başına düşen hasta sayısı olması gereken düzeyde
tutulduğunda, o hastanenin hastane ölüm oranlarının düştüğü ve hastanelerin ciddi oranda tasarruf ettiği
ispatlandı. Hemşirelere yeteneklerini sonuna kadar kullanabilme fırsatı sunulduğunda ve adil ve güvenli
çalışma koşulları sağlandığında hastalarda görülen zararların, hastaneye tekrarlı yatışların azaldığı biliniyor.
Hemşirelere güvenen toplumun sağlık sistemlerine de güvendiği, hemşirelere güven duyulmasının yolunun
ise hemşirelere yeterli personel ve hastalarıyla geçirebilecekleri süreyi sağlayacak çalışma ortamları
sunmaktan geçtiği biliniyor.
Bizler sayısı her gün artan, gerekli uygulama sahası, laboratuvarı, öğretim üyesi olmayan okullarla,
hemşireliği bilmeyen, hastaya bakmamış, insana dokunmamış, bir gün nöbet tutmamış hemşirelik dışı,
veteriner, biyolog, psikolog gibi alan dışı öğretim kadrolarıyla, okul yöneticileriyle, yüzlerce kişilik sınıflarda,
ikinci öğretimle, uygulama sahası olmayan, hocası olmayan yaz okullarıyla sürdürülen eğitimle, sınırlı sayıda,
akademik ilerleme kriteri baskısı altında ezilen, bağımsız bilimsel araştırma yapmaları dahi engellenen, haksız
yazarlığa göz yummadan, emeklerinin gasp edilmesine ses çıkarmadan bilimsel amaçla hastanelere giremeyen
hocalarla hayal ettiğimiz, halkımızın ihtiyacı olan hak ettiği hemşireliği sunacak hemşireler yetiştiremiyoruz.
Mesleğimizin insanı bedeni, aklı, ruhu ve çevresiyle bir bütün olarak gören, insanı merkeze alan, insanın
değerini kutsayan meslek felsefemizi, hemşire adaylarına aşılamakta, insan onurunu, sosyal eşitliği, adaleti,
hesap verebilir olmayı sorumluluk almayı gerektiren değerleri onlara aşılamakta zorlanıyoruz.
Oysa biliyoruz ki hemşireliği hemşireler öğretir, nasıl hemşire olacağını öğrenciler hemşire hoclarından,
sahadaki meslektaşlarından öğrenir. Uygulamalı bir meslek olan hemşirelik, bir hocanın sorumlu olduğu 20-
30 öğrenciye birden öğretebileceği bir meslek değildir. Hemşirelik mesleğinin eğitimine yönelik sorunlar
mesleğin doğası ile mesleğin sahada uygulanması ile meslektaşların sorunları ile doğrudan ilişkilidir. Mesleği
bilmeyen, meslek kimliğini ve değerlerini benimsemeyen yöneticiler, eğitim sorunlarının önemini
kavrayamaz. Nitelikli hemşirelik için nitelikli hemşirelik eğitimi olmazsa olmazdır.
Bizler hemşirelik hizmetlerini hemşireler olarak yönetmedikçe, meslek dışı yöneticilerle hemşirelik hizmetleri
yönetilmeye çalışıldıkça, yönetim süreçleri erkek hakimiyetine geçtikçe, hemşirelik yöneticileri hastanelerin
yönetim yapısında giderek daha alt kademelere itildikçe, sayısı 400.000’e varan hemşirelerin sağlık
bakanlığında bir temsiliyeti hala olmadıkça, karar süreçlerinde hemşireler yok sayıldıkça, bize dair kararlar
bizsiz alındıkça, halkımıza ihtiyaç duyduğu hak ettiği bakımı veremiyoruz.
Hemşirelik bakımına ülkemizin ve dünyanın ihtiyacının hiç olmadığı kadar attığı bu günlerde karar vericilere
sesleniyoruz;
1. Hemşire istihdamı mali bir tercih değil siyasi bir tercihtir ve bu tercihin bedelini her gün hastalar
ödemektedir. Hemşire başına düşen hasta sayısı bilimsel standartlara göre yasal güvence altına
alarak, toplumun ihtiyaç duyduğu hemşire istihdamı bir an önce sağlanmalıdır.
2. Hemşirelere halkımızın ihtiyaç duyduğu hizmetleri sunabilmeleri için gerekli yetkiler, araçlar,
veriler, kaynaklar verilmeli; adil ve güvenli çalışma koşullarını sağlanmalıdır.
3. Hemşirelerin yeteneklerini sonuna kadar kullanabilmelerini sağlayacak yatırımlar ve politikalar acil
olarak devreye sokulmalı, özlük haklarına yönelik gerekli düzenlemeler yapılmalı, uzman hemşirelik
düzenlemesini hayata geçirilmelidir.
4. Hemşirelerin yeteneklerini sonuna kadar kullanabilmelerini sağlayacak yatırımlar, politikaları acil
olarak devreye sokulmalı, uzman hemşirelik düzenlemesini hayata geçirilmelidir.
5. Hemşire ücretleri insanca yaşamayı karşılamaktan uzaktır. Emekliliğe yansıyan, eğitim düzeyi ve
uzmanlıkla orantılı, insanca yaşamayı mümkün kılan adil bir ücret sistemi oluşturulmalı, güvenceli
kadrolarla istihdam sağlanmalıdır. Özel hastanelerde çalışan hemşirelere yönelik asgari taban ücret
belirlenmesine yönelik bir çalışma başlatılmalıdır.
6. Sahada mevzuatın, hemşirelik yasası ve yönetmeliklerinin eksiksiz uygulanmasını sağlayacak,
hemşire olmayanların yetkisi dışında uygulama yapmasını, hemşirelerin ise görev dışı işlerle meşgul
edilmesini önleyecek denetim sistemleri kurulmalıdır.
7. Şiddet, mobbing ve baskıya karşı caydırıcı yasal düzenlemeler hayata geçirilmeli; şiddete uğrayan
sağlık çalışanı hukuki süreçlerde yalnız bırakılmamalıdır.
8. Hemşire göçünü dizginlemeye yönelik kapsamlı bir ulusal tutunma stratejisi geliştirilmelidir.
9. Hemşirelik eğitiminin asgari koşulları YÖK tarafından yeniden çalışılmalı, hemşirelik okullarında
hemşire dışı öğretim elamanı istihdamı net bir şekilde önlenmeli, öğrenci kontenjanları nitelik esas
alınarak belirlenmeli; sınıf büyüklükleri, uygulama alanı kapasitesi ve öğretim elemanı sayısı
standarda bağlanmalıdır. Rutin denetim sistemleri devreye sokularak açılan okulların mevcut
kriterleri karşılama durumları değerlendirilmeli, asgari koşulları karışılmayan okulların eğitimlerine
devam etmeleri engellenmelidir.
10. Hemşirelik hizmetlerinin yönetiminde, sözleşmeli yöneticilik modelinden vaz geçilmeli,
başhemşirelik uyulmasına geri dönülmeli ve yönetici hemşireler belirlenmiş ve ilan edilmiş seçilme
kriterlerine göre, şeffaf bir süreçte liyakat esas alınarak atanmalıdır.
11. Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatında hemşirelik daire başkanlığı acilen kurulmalıdır.
12. Türk Hemşireler Birliği bir an önce teşkil edilmeli, bu süreçte ise Sağlık politikası kararlarında Türk
Hemşireler Derneği aktif biçimde yer almalı; hemşirelerin sesi karar masalarında duyulmalıdır.
Türkiye hemşire açığını kapatmadan, hemşireleri güçlendirmeden sağlıklı bir gelecek inşa edemez. Bu
gerçekle yüzleşmek ve harekete geçmek için EN GEÇ AN BUGÜNDÜR.
Bizler güçlendirilmedikçe; saatlik planlamalarla işe çağrıldığımız, mesaimizin iptal edildiği, 24 saat
aralıksız çalışmak zorunda bırakıldığımız, insani olmayan iş yükü altında ezildiğimiz, şiddete karşı
korunmadığımız koşullar sürdükçe, özlük haklarımızdaki aksaklıklar devam ettikçe, sağlık
politikalarının geliştirilmesinde bizler aktif olarak yer almadıkça; sağlıklı kalamıyoruz, halkımızı
sağlıklı kılamıyoruz.
Güçlendirilmiş Hemşirelerin Hayatlara dokunduğunu, hayatları kurtardığını bir kez daha vurguluyor, 12
Mayıs Dünya Hemşireler Gününü kutluyoruz. Halkımızın sağlığını ve hemşirelerin onurlu çalışma hakkını
savunma kararlıyız. Halkımıza ve meslektaşlarımıza söz veriyoruz, bu kararlılığımız artarak devam edecektir.
Saygılarımızla,
Türk Hemşireler Derneği
Mayıs 202









