Taksim’de Bir Zamanlar: Vardiyadan Alanlara Taşan Emek Hikâyesi

Fabrikada başlayan bir kariyerin, emek ve dayanışma temelli bir bilince dönüşümünü anlatan bu yazı, 1 Mayıs yürüyüşlerinde çekilen fotoğraflar üzerinden emeğin değerine ışık tutuyor. Vardiyalı çalışmanın görünmeyen yüzü ve işçi haklarının tarihsel önemi etkileyici bir dille ele alınıyor.

Taksim’de Bir Zamanlar: Vardiyadan Alanlara Taşan Emek Hikâyesi

TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İSTANBUL

Ben hep fabrikalarda çalıştım...

İş hayatıma 7/24 mesaisi olan bir fabrikada Proses Uzmanı olarak başladım. Yüksek lisansa devam ettiğimden vardiyalı çalışmak avantajlıydı çünkü vardiya ölü zamanlarda yaşamak demekti.

Bu düzende çalışanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır; hayat sizin için normal mesaisi olanlardan çok farklı akar. Bir vardiyada bunalmış ve yıpranmış hissedersiniz, öbür vardiyada tüy kadar hafif ve özgür olursunuz. Gece mesaisinde Vardiya Amiri ve sizin gibi üretimde çalışanlar dışındaki tüm beyaz yakalılar evlerinde mışıl mışıl uyumaktadırlar.

Sosyal ilişkileriniz gitgide azalır.
Uyku düzeniniz bozulur. En zorlayıcı tarafı da, insana öylesine tuhaf bir dışlanmışlık hissi verir ki bu duruma alışması da uzun sürer.

"Mavi yaka nasıl yönetilir?" sorusuna verilecek cevap benim için vardiyadadır. Çünkü aynı gemide aynı sahada hatta aynı yorgunlukta ve uykusuzlukta olduğunuzu görenlerle aranızda yazılı olmayan bir sözleşme imzalanır artık ve eylem birliği, amaç birliğine dönüşür.

Bu sistemde neredeyse 2 yıl boyunca çalıştım. Dönüp iş hayatıma baktığımda oradaki tecrübelerimden daha sonra her mânâda misliyle istifade ettiğimi ve devasa makinaların ve gürültünün arasında içtiğim çaydan daha lezzetli başka hiçbir çay içmediğimi anımsıyorum.

Bana sorarsanız John Locke tespitinde yanılmıyor:
Tüm farkı yaratan emektir!

Belki fabrikalarda omuz omuza çalıştığımdan, emekçinin itibarını ve emeğinin değerli görüldüğü bir çalışma hayatını çok önemsiyorum.
Yalnız bu değil; her daim haklarını bilen, savunan işçilerin, emekçilerin var olmasını da çok önemsiyorum.

Kurumsalda çalıştığım dönemde çok sonraları hashtag1Mayıs tatil ilan edilmişti, hatırlayanlar vardır muhakkak, 2009'dan evvel o gün normal mesai günüydü ve çalışılırdı.

Fotoğraf çekmeye ilgim ve alakam, tarihe belge bırakabilecek, not düşecek türden fotoğraflar çekmekten hoşlanmam tâ o zamanlara dayanıyor.

Şanslıydım; halden anlayan yöneticilerim oldu benim. Merakımı bildiklerinden, izinli oldum hep 1 Mayıslarda.
Bu da bana Taksim'e yürüyen konvoyla birlikte diğer fotoğrafçı arkadaşlarımla, hem aralarına karışma hem de görüntüleme fırsatı verdi.

O zamanlardaki organizasyonu, tüm sektörlerden işçilerin, emekçilerin, sendikacıların ve tüm diğerlerinin kardeşçe kol kola yürüme motivasyonunu herkes görsün, bilsin çok isterdim.

Benim bu sayede bildiklerimi, tanık olduklarımı ve yorumlarımı, görüntünün diliyle tercüme ederek, derinlemesine bütünlük taşıyan bir metin kadar etkili biçimde fotoğraflarımla anlatmam mümkün oldu. Bugün sergi açacak kadar yakın tarih arşivim varsa bunu yöneticilerime de borçluyum.

Zihninin bereketiyle, elinin emeğiyle, alnının teriyle, madende kapkara, denizde sevdiklerine hasretiyle, inşaatlarda baretiyle, hastanelerde mangal yüreğiyle, okullarda bilgisiyle, her meslekten daha niceleriyle, kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle, tüm emekçilerin dayanışma gününü kutluyorum.
Hepinize selam olsun.

Bir zamanlar Taksim
Bir zamanlar 1Mayıs

Onur Küçükkaramıklı

 Co-Founder at SONA Underwater Dive Technology

www.turkiyegunlugu.net