Sinsi Hastalık Glokom Körlüğe Kadar Götürebilir

Glokom hastalığı sinsice ilerliyor ve hastaların yarısı hasta olduğunun farkında değil. Erken teşhisle görme kaybının önüne geçilebiliyor. Göz uzmanı Sedat Selim’den önemli uyarılar…

Sinsi Hastalık Glokom Körlüğe Kadar Götürebilir

TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İSTANBUL

Görme kaybına yol açan glokom hastalığı, sinsice ilerlemesi nedeniyle hastaların yaklaşık yarısı tarafından fark edilmiyor. Uzmanlar, erken teşhisin tedavi başarısını büyük oranda artırdığını belirterek, özellikle 40 yaş üzeri bireyleri düzenli göz muayenelerine davet ediyor.

Göz Tansiyonu Yavaş Yavaş Görme Kaybına Neden Oluyor

Glokom, halk arasında “göz tansiyonu” olarak da bilinen ve göz içi basıncının artarak görme sinirine zarar vermesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir hastalık. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Sedat Selim, hastalığın başlangıçta hiçbir belirti vermediğini, bu nedenle glokom hastalarının yarıya yakınının hasta olduklarından habersiz yaşadıklarını belirtti. Glokomda göz içi sıvısının boşaltım yolları tıkanarak basıncın yükselmesine neden olur. Bu durum, özellikle açık açılı glokom tipinde uzun yıllar fark edilmeyebilirken, kapalı açılı glokomda ani basınç yükselmesi şiddetli ağrı ve bulanık görme ile kendini gösterebilir.

Ağrısız İlerleyen Sessiz Tehlike

Glokomun en tehlikeli yönlerinden biri, sinsi ve ağrısız ilerlemesidir. Op. Dr. Selim, “Glokomun başlangıç dönemlerinde hasta herhangi bir belirti hissetmez. Ancak hastalık ilerledikçe, görme alanında kör noktalar oluşur. Bu durum tedavi edilmediği takdirde, hasta yalnızca merkezdeki görüntüyü görebilir hale gelir; etrafındaki her şey silikleşir. Bu aşamaya gelen bir hastada görme sinirleri %50 oranında kayba uğramıştır” dedi. Görme kaybı genellikle kalıcı olduğundan, erken teşhis hayati önem taşıyor.

Glokomun Risk Faktörlerine Dikkat

Op. Dr. Selim, glokoma yakalanma riskini artıran birçok faktör olduğuna da dikkat çekti. Ailede glokom öyküsü bulunması, ileri yaş, uzun süreli kortizon tedavileri, şeker hastalığı, yüksek ya da düşük tansiyon, göz içi iltihapları (üveit), yüksek miyopi ya da hipermetropi, migren, kansızlık ve geçmişte yaşanan göz yaralanmaları bu faktörler arasında yer alıyor. Özellikle genetik yatkınlığı olan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Selim, “Risk grubundaki kişilerin yılda en az bir kez detaylı göz muayenesinden geçmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Teşhis İçin Sadece Göz Tansiyonu Ölçümü Yeterli Değil

Glokom tanısı koymak için yalnızca göz içi basıncının ölçülmesi yeterli olmuyor. Optik sinir başı değerlendirmesi, görme alanı testleri ve kornea kalınlığı ölçümü gibi çeşitli ileri tetkiklerin de yapılması gerekiyor. Bu nedenle, tanı sürecinin deneyimli bir göz hastalıkları uzmanı tarafından yönetilmesi büyük önem taşıyor.

Tedavide Yüzde 90 Başarı Mümkün

Glokomun ilerlemesini durdurmak için üç temel tedavi yöntemi uygulanıyor: damla ve ilaç tedavisi, SLT lazer tedavisi ve cerrahi müdahale. Op. Dr. Selim, bu yöntemlerle göz içi basıncının kontrol altına alınarak sinir hasarının engellenebileceğini ifade etti. “Erken teşhis durumunda tedavide başarı oranı %90’lara ulaşabiliyor. Bu nedenle özellikle 40 yaş üzeri bireylerin ihmal etmeden bir göz hekimine başvurmaları gerekiyor” dedi.

Glokom tedavi edilebilen ama tedavi edilmezse kalıcı körlüğe neden olabilen ciddi bir göz hastalığı. Toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi, görme kayıplarının önlenmesinde en etkili adım olarak öne çıkıyor. Sessizce gelen bu hastalığa karşı en büyük silah, erken teşhis ve düzenli göz kontrolleridir.

www.turkiyegunlugu.net