“Sigarayı bırakmak hayatımda yaptığım en kolay şeydi. Bunu yüzlerce kez yaptım.”

“Değiştirme iradeniz yoksa eleştirme ve söylenme hakkınız da yoktur.”

“Sigarayı bırakmak hayatımda yaptığım en kolay şeydi. Bunu yüzlerce kez yaptım.”
“Sigarayı bırakmak hayatımda yaptığım en kolay şeydi.
Bunu yüzlerce kez yaptım.”

Alışkanlıkların ve iradenin gücünü iyi ifade eden yukarıdaki söz Mark Twain’in. Kendisinin bir sözü daha var; şöyle diyor:

“Değiştirme iradeniz yoksa eleştirme hakkınız da yoktur.”

*

Bu yazıda, konforlu alandan çıkma cesareti, iradenin kaderimiz üstündeki etkisi, kendi yaşamımızın kahramanı olma hâli ve gerçeğin bilgisine ulaşma üstünde düşünelim isterim.

*

Belki siz de izlemişsinizdir; 2006 yapımı “Stranger Than Fiction” adında bir film vardır. Filmin kahramanı olan hesap uzmanı Harold Crick, yaşamın rutinlerine ve sıkıcılığına saplanıp kalmış, “ezberden” hayat yaşayan, yalnız bir kişidir.

Ta ki zihninde bir ses duymaya başlayana kadar.

Bu ses Harold’a yapması gerekenleri söyleyen bir iç ses gibi değil de; daha çok ona yaptıklarını, yaşam hikayesini özetleyen bir anlatıcı gibidir. Ve bir kadın sesi şeklindeki anlatıcı, çok da edebî bir dille yapar bunu.

Fakat anlatıcı, Harold’a öleceğini söylemektedir.

Bu yüzden Harold’ın başrolünde olduğu hikayenin sonunu değiştirmek için bir an evvel harekete geçmesi gerekir.

Şu andan itibaren aldığımız her kararın, attığımız her adımın bundan sonraki yaşam hikayemizi nasıl belirlediğini ve hikayemizi bu kararlarla değiştirebileceğimizi gösteren ve hatta kader konusu üstünde de düşünmemizi sağlayan bir film bu.

*

Yönetmen, filmde Platon’un Mağara Alegorisi’ne de gönderme yapar.

Antik Yunan filozofu Platon’un Devlet eserindeki Mağara Alegorisi, bir mağarada yaşayan insanların mağaranın duvarına yansıyan gölgeleri gerçek sanmalarını anlatır. Bu kişiler arkalarındaki ışık kaynağını görmemekte, ışığın duvarda oluşturduğu gölgeleri izleyerek ve onları gerçek sanarak hayatlarını geçirmektedirler.

Mağaradakiler toplumdaki insanları, ışık kaynağı ise gerçeğin kendisini temsil etmektedir ve bu insanlar kabul ettikleri gerçekliklerin ve alışılagelen doğruların dışına çıkmakta zorlanmaktadırlar.

Ancak mağaradan çıkma cesaretine sahip olanlar bilginin gerçek doğasını kavrayabilecektir.

Fakat bu yolculuk zorludur; zihinsel bir çaba, derin düşünme gerektirir.

*

Bahsettiğim filmde geçen ve ana temanın içine yerleşen İngilizce bir ifade var:
“Little did he know…”

Türkçeye “Henüz bilmiyordu ki…” şeklinde çevirebileceğimiz bu kalıp, genellikle kahramanın yaşayacaklarından habersiz oluşunun ve hikayenin ilerleyişinde büyük değişiklikler olacağının ifadesidir.

Platon’un metaforundaki mağarada gölgeleri izleyen kişi misiniz yoksa mağaradan çıkma cesareti gösteren ve hatta mağaraya dönüp diğerlerine gerçeği anlatmaya çalışan kişi mi?

Yaşam yolunda kurduğumuz cümleye “Little did I know…” diye başladığımızda bütün hikayeyi değiştirebileceğimizi ne kadar farkındayız?

Mark Twain’in cümlesine, bir küçük ekleme de ben yaparak sözü size bırakayım:

“Değiştirme iradeniz yoksa eleştirme ve söylenme hakkınız da yoktur.”


 (Fotoğraflarla da bir hikaye anlatmaya çalıştım; bakalım olmuş mu...)
Druskininkai, Litvanya

Damla Ömür Tantekin

Founder of D Strategy | Advisor&Writer | Speaker