Sessizlik Ne Anlatıyor? Kurumlarda Sessizliğin Dili ve Liderliğin Sınavı
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İZMİR
Bir soruyla başlayalım: Bir odada herkes susuyorsa, orada ne oluyor olabilir?
Belki kimse söyleyecek bir şey bulamamıştır.
Belki herkes aynı anda hissetmiştir: “Bunu şimdi konuşmanın anlamı yok.”
Ya da belki, o anlık sessizlik bir şeyin kırıldığını ama kimsenin elini uzatıp toplamaya niyetli olmadığını fısıldıyordur.
Geçtiğimiz hafta dijital merakın gürültüsünü konuşmuştuk. Sürekli ekranların bir köşesinden bizleri yakalamaya çalışan bildirimler, sürekli “neyi kaçırdım” kaygısı ve dikkat ekonomisi içinde kaybolan halimiz. Şimdi bu gürültünün karşısında duran sessizliğe dönüyoruz. Ancak bu bir “dinginlik” vaadi değil, çünkü hepimiz çok iyi biliyoruz ki kurumlarda karşılaştığımız sessizlik çoğu zaman huzurun değil, bastırılan şeylerin yankısıdır.
Sessiz Kalmak: Protesto mu, Koruma mı, Kopuş mu?
Sessizlik sanıldığı gibi tek bir hâl değil. Aynı eylemsizlik, bambaşka duyguların ifadesi olabilir:
* Bir kişi konuşmaz çünkü içeride fırtına kopuyordur.
* Başkası konuşmaz çünkü çok şey denemiştir, artık vazgeçmiştir.
* Bir diğeri ise konuşmamayı bilinçli seçmiştir: “Beni izleyin, ama ne düşündüğümü söylemeyeceğim.”
Burada sizi davet etmek istediğim bir yol ayrımı; Bazı sessizlikler ilişki kurar. Bazıları ise ilişkiyi koparır. Ve liderliğe konuyu taşıdığımızda, altta yatan nedeni sezebilmenin, belki de biraz kokusunu alabilmenin önemli bir sorumluluk olduğuna dair ne kadar birbirimize yaklaşabiliyorsak…
Sessiz İstifa mı, Derin Katılım mı?
Pandemi ve sonrasında “köpürtmeyi” sevdiğimiz bir başlık oldu “sessiz istifa”. Tabii ki yeni keşfedilmedi, ancak yeniden pazarlanmasına hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyuldu. Hem çalışanın, hem liderin, hem de sistem olarak değerlendirdiğimizde organizasyonun sesini yeniden almamız gerektiğini hatırlatan bir başlık olarak karşılık bulmakta da hiç zorlanmadı.
Kişi işinden ayrılmaz ama sadece fiziksel olarak bir alan kaplamanın önüne geçmemeyi “profesyonellik” olarak görür. Toplantılara katılır, sunum yapar, hatta hiç geç bile kalmaz, gülümser, ancak ruhu “artık buraya ait değilim” der. Bu bir tür görünürlük illüzyonudur.
Diğer taraftan biri de gerçekten oradadır ve sadece o an susmayı seçmiştir. Liderlik duruşu için nefis bir farkındalık anı olarak da okuyabiliriz, içine biraz sezgi de katma cesaretiyle…
Dışarıdan aynı görünen iki sessizlik tablosuna biraz daha derinden ve anlama niyetiyle bakmaya çalışırsak… İpucu diye sorarsanız, beden dili ve mikro davranış kodlarını cümle içinde alabiliriz. Küçük bir meraklı soru eşliğinde “Geçmişte konuşmuş muydu, yoksa hep mi böyleydi?” Bir tabloyu okumaya çalışırken, öncesi- sonrası gibi dinamik notları ve çevreyi de katmaya çalışmanın temel notu …
Sessizliğin Dört Hali
“Hangi haller daha tanıdık geliyor?” Fonda bu soruyla devam edebiliriz…
1. Kırgın Sessizlik:
Eskiden konuşan kişi artık konuşmuyorsa… Bu bir uyarıdır. “Konuştum ama karşılık bulamadım.” Bu sessizlik, sessiz istifaya dönüşme riski taşır.
2. Bilinçli Sessizlik:
Kişi oradadır. Dikkatlidir. Dinliyordur. Ama konuşmaz. “Konuşmadan önce biraz daha dinlemek istiyorum.” Bu, merakın sessiz biçimidir. İlişki hâlâ canlıdır.
3. Korku Sessizliği: İfade etmek risklidir. Yargılanma ya da dışlanma korkusu yüksektir. “Yanlış bir şey söylersem sonuçlarına katlanırım.” Bu sessizlik kültürel bir aynadır. Dinlemek yetmez, alan açmak gerekir.
4. Stratejik Sessizlik: Özellikle üst düzeyde görülür. “Şimdi konuşmak akıllıca değil.” Şeffaflığa değil, kontrole hizmet eder.
Lider lensiyle üç meraklı soru:













