"SANCI" kırk yıl sonra kimin "karın ağrısı" oldu?!
EMİNE IŞINSU ve ölümsüz eseri SANCI hakkındaki mesajım büyük ilgi gördü.
Ülkücü harekete mal olmuş bu kitabını -her kim tarafından ihmal edilirse edilsin, gündeme getirilmesini kim "sakıncalı" görürse görsün- unutmayacağız.
Binlerce ülkücü şehidimiz arasında SANCI romanı ile adı kıyamete kadar yaşayacak olan Dursun Önkuzu'yu ön plana çıkartma düşüncesi aklımın da, gönlümün de kenarından geçmedi; böyle bir fikrim hiç olmadı.
Ancak edebi esere konu edilmiş kaç şehidimiz olduğunu sorgularsanız Emine Işınsu'nun ülkücü harekete yaptığı hizmetin değeri daha iyi anlaşılır.
***
Genç yazarlarımıza hep hatırlattım: "Emine Işınsu ablamız SANCI romanını yayınladığında 30'lu yaşlarda bir genç yazar idi. Okurken bunu da göz önüne alın. Sonra da kendi yaşınız ile kıyaslayın."
***
Bir başka husus ise Emine Işınsu için yazdığım mesajda neden "dervişe-i nakşbend" sıfatını kullandığımdır.
Emine Işınsu, ömrünün ahirinde Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde Hacı Hasan köyündeki türbesinde medfun bulunan Hasan Burkay k.s.'dan biat almış bir müride idi.
Âlem-i manâda "pirdaş" olduğum Emine Işınsu, çektiği tesbihat hürmetine Allah'ın vasî rahmeti ile "hoşça bir muamele"ye muhatap olmuştur.
Bilmeyenler bilsin; duymayanlar duysun.
***
Şeyh Hasan Burkay k.s. bağlısı "Nakşbendi dervişesi Emine Işınsu" gerçeğini kimler gizlemeye, her kim üzerini küllendirmeye çalışsa da, (ikisi ile beraber Hacc yapmış olsa bile) umurumda değildir. Âlem-i manâda kayda girmiş bir nasibi hiç kimse yok edemez.
Bilmeyenler bilsin; duymayanlar duysun.
Yanı başında "gönül gözü" Hakk'a kapatılmış halde yaşayanlara ise Tanrı Teala, ahir ömründe hidayet versin.