Ruh, Zihin ve Beden Dengesi: İnsanlığın Geleceği İçin Bir Yol Haritası

Ruh-Zihin-Beden 3’lemesine eşit düzeyde değer verilir.

Ruh, Zihin ve Beden Dengesi: İnsanlığın Geleceği İçin Bir Yol Haritası

TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / TÜRKİYE

Ruh-Zihin-Beden 3’lemesine eşit düzeyde değer verilir.

Ruh elle tutulup, gözle görülemeyen, kimilerine göre görmesek de varlığı bedenimizde 21 gr olan, kimlerine göre bunu ispatlananın imkansız olduğu bir bilinmez.

Her ne ise, çoğu insan ruhla bağ kurmanın, başta kendiyle, sonra da tüm yaradılışla bağ kurmanın yolu olduğuna inanır.

Bu uğurda kimleri bazı tinsel öğretileri ve pratikleri takip eder, kimileri nefes-meditasyon-yoga veya çeşitli ruhani çalışmaları bazı rehberler aracılığıyla gerçekleştirir. Bunun kimse için bir tane doğru formülü yoktur.

Peki ruhla meşgul olmak gerçekten önemli midir? Önemlidir.

Zihin dışarıdan aldığı verileri zihninde lego parçaları gibi birleştirerek bazı bilgileri oluşturur. Sağdan soldan topladığı verilerin doğruluğu / geçerliliği göreceli / değişken olabileceği gibi, zarar verici düşünce / inançları da şekillendirir.

Bir kişi kendi kendine durup dururken düşünce / inanç geliştiremez. Dışarıdan kopyalayarak, deneyerek, bazen yanılarak emanetçi gibi şekillendirir.

Ruh ise özde varolan koskoca bir evrenin gerçek hakikatini taşır. Yaratım yoktan varolmuştur. (Big bang) Bunun içinde ahlak-etik dışı-değişken-muğlak bilgi yoktur. İnsanlarda ışık/renk/kısık bir ses olarak kalbinin oralarda bir yerde yokdan varolur.

Sufileri “Çıkar aklı aradan, zuhur etsin yaradan” sözü de bunu güçlendirir.

Eğer ruhtan (yaratıcılıktan) gelen bilgi ile zihindeki büyük verimiz ve bilgimiz şekillenirse, o zaman zihnin inanç / düşünce / davranışlarına bilgelik, iyilik, güzellik yansır. Evrensel değerlere kişi uyumlanır ve ona göre yaşar - Kıyaslamaz, kıskanmaz, kötülük yapmaz, arsızlaşmaz, kibire düşmez… karşısına hangi zorlayıcı deneyim çıkarsa çıksın değerlerin yolundan 1 mm bile şaşmaz.

Eğer bedenimizin ve yaşamımızın fani olduğu bu dünyanın zihnine ve hazlarına odaklanıp yaşarsak Carl Gustav Jung’un dediğini gibi ruhumunun konumlandığı kalbimizde ejderler ve şeytanlar besleriz.

——

Şimdi insanlığın en büyük sınavı olan yapay zeka ile karşı karşıyayız. Sağdan soldan toplanan verilerde her kanaldan her an beslenen bu sistemden dünya için bir takım kolaylıklar ve gelişimler yaratma peşindeyiz.

Ancak yapay olan bir şeyin ruhu yoktur. Ruhu olmayan bir şey doğadan ve dünyanın gerçeğinden kopuktur. Yapay veya gerçek zekanın işlevini bilmek, değerlendirmek ve aynı zamanda ruhumuzda varolan öz ve gerçek veriden kopmadan “denge”yi bulmak zorundayız. Yapay zekadan mahrum olmamalı, ama işlevi ve etkileri hakkında duygularımızı ve arzularımızı dizginlemeyi bilmeliyiz.

Gerçek hayranlık duymamız gereken yer/kaynak her daim ruh olmaz ise, distopyayı el birliği ile yaratmaya hizmet ederiz.

Büyük bir buhranın / depresyonun / anksiyetenin her ülkede şaha kaldığı bu dönemde ihtiyacımız olan ruhun rengi / ışığı / sesidir; unutmayalım.

Deniz (İnce) Günaydın

Management Consultant