Piyanist Can Çakmur: Kariyer, Mutluluk ve Aidiyet Üzerine
Piyanist Can Çakmur’un kariyer yolculuğu ve Schubert’in müziği üzerine düşünceler. Sanatta anlam ve aidiyetin önemi.
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / KÜLTÜR SANAT
Kariyer sözcüğü Latincedeki “cararia”dan geliyor; “carrus” yük arabası, cararia da arabanın gittiği yol demek. Yani, kariyer dediğimiz şey esasen derin bir anlama sahip; “çizilen rota, gidilen yol” mânâsını taşıyor.
İnsan hangi kariyeri çizeceğine en erken hangi yaşta karar verebilir? Ve bunun kendisi için en “doğru yol” olduğunu nasıl anlayabilir?
*
“14 yaşındayken bu yola girip girmeyeceğime karar vermek zorundaydım.” diye anlattı piyanist, sanatçı Can Çakmur.
Fotoğrafta gördüğünüz “Yılın Genç Sanatçısı Ödülü”ne sahip olan Can 27 yaşında ve onun yeteneğine, duygularını piyano aracılığıyla aktarış şekline hayran olmamak mümkün değil. Başka bir konseri için Litvanya’ya gelmişti; bizi kırmadı ve onu Büyükelçiliğimizde de dinleme şansı elde ettik.
Can’dan duyduğum Avusturyalı besteci Franz Schubert’e ilişkin hikâyeler hem beni “kariyer, mutluluk ve aidiyet” konusunda daha fazla düşünmeye hem de Schubert hakkında daha fazla öğrenmeye teşvik etti. İlginç bulduğum birkaç anekdotu sizlerle de paylaşayım.
*
Kısacık bir ömür aslında Schubert’inki… Sadece 31 yıl süren hayatı hep ekonomik zorluklarla geçiyor. Kendine “güvenli” bir kariyer seçmek yerine anlam odaklı bir tercih yapıyor ve yaşamında 600'den fazla lied, senfoni, piyano eseri besteliyor. Yaşarken hak ettiği üne kavuşamayan pek çok sanatçı gibi, Schubert’in eserleri de dönemin popüler eğilimlerine uymadığı için yayımcılar tarafından çoğunlukla geri çevriliyor.
Bestelediği bir eseri; 8. senfonisi ya ömrü yetmediği için ya da bilinmeyen başka bir sebeple yarım kalıyor. Fakat çok ilginçtir; bu senfoni tamamlanmamış olmasına rağmen klasik müzik tarihinin en büyük şaheserlerinden biri hâline geliyor.
“Lied” Almancada “şarkı” demek; genellikle bir solo ses için piyano eşliğiyle bestelenmiş şiirsel metinlere dayanan klasik bir müzik formu.
19. yüzyılda Almanya’da ve Avusturya’da zirveye ulaşan liedler şiirsel ifadeyi müzikle ustaca birleştirme becerisine dayanıyor. İşte Franz Schubert de 600'den fazla lied bestesiyle bu formun en büyük ustalarından biri.
Can Çakmur’un piyanosuyla şahane yorumladığı ve benim çok sevdiğim “Der Wanderer” lied’i de Schubert’in 1816 yılında bestelediği bir şiire dayanıyor.
Şiirde “der wanderer” yani "gezgin kişi", kendini yabancı hissettiği bir yerdedir. Ortamın doğal güzelliklerine rağmen huzursuzluk, melankoli içerisindedir ve aidiyetini sorgular. Ve şöyle biter şiir:
Sessizce dolaşıyorum, pek mutlu değilim.
İç çekişlerim hep soruyor: Nerede?
Ve ruhların fısıltısı bana yanıt veriyor:
“Mutluluk, senin olmadığın yerde!”
*
Hani, hep çok para kazanmakla, havalı ünvanlarla, sosyal statüyle tanımlıyoruz ya “iyi kariyer”i. Belki de kariyer, başarı ve mutluluk dediğimiz şey, sadece ve sadece içine anlam ve değer katabildiğimiz bir yaşam yolunda ilerlemektir.
Çünkü Schubert’in gezgininden de anlıyoruz ki, “mutluluk nerede?” sorusunun peşinde ve iç çekişlerle geçecek bir yolculukta yanıt belli ki hep aynı olacak…
Mutluluk, senin olmadığın yerde.











