Otizmli çocukların annelerinin yükü: “Biraz anlayış yeter”

Otizmli iki çocuğuyla tek başına mücadele eden bir annenin yaşadıkları, toplu taşımadan nafakaya kadar birçok alanda ailelerin karşılaştığı görünmez yükü ortaya koyuyor.

Otizmli çocukların annelerinin yükü: “Biraz anlayış yeter”

Bir kucağa iki engelli çocuk sığar mı? Kucak annenin kucağıysa… sığar!
Ablamın iki otizmli çocuğu var. Onlarla birlikte toplu taşımaya binmek bazen bir yolculuktan çok daha fazlası…

Geçen gün yeğenim, üzerinde özel durumunu belirten yeleğiyle otobüse bindiğinde bir yolcu ona bir çiçek uzatmış.
Yeğenim yol boyunca çiçeği veren kişiye hayran hayran bakmış…

O küçük anlar, bir annenin omzundaki görünmez yükü hafifleten kocaman iyilikler oluyor.

Ama her yol iyi insanlarla kesişmiyor.

Yıllar önce mecburi bir seyahat için iki küçük çocukla, valizlerle İzmir’den Ankara’ya otobüse yetişmeye çalışıyorlarken koşturmacada çocuğun düşürdüğü oyuncağı fark edememiş ablam.

Otobüse bindiklerinde ablam çocuğu sakinleştirmeye çalışırken otobüsden bir hanımefendi, konuşamadığı her hâlinden belli olan çocuğuna bakıp ablama şöyle demiş:
“Çocuğunun huyunu biliyorsun madem otobüste ne işin var?”

Bu cümlenin kime, ne faydası var?
Bir anneye zaten ağır olan bu hayatı daha da mı zorlaştırmak istiyoruz?
Engelliler için değil, aslında toplum olarak hepimiz için dönüştürmemiz gereken tam da bu bakış açısı…

Genelleme yapmayı sevmem, çünkü genelde istisnaları üzer.
Ama bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya çıkmış olan sonuçları paylaşacağım sizinle.

◾ Otizmli ya da özel gereksinimli çocuğu olan ailelerde babaların büyük kısmı sürecin dışına çekiliyor.
◾ Birçok araştırma, bu ailelerde boşanma oranlarının genel nüfusa göre daha yüksek olduğunu gösteriyor.
◾ ABD’de yapılan çalışmalarda otizmli çocuğu olan ailelerde babaların evi terk etme oranı %80’e kadar çıkabiliyor.
(Kültür ülkeden ülkeye değişse de tablo ne yazık ki çok tanıdık.)
Bizde resmi bir istatistik bulamadım ama sahadaki uzmanlar aynı şeyi söylüyor:

Maddi-manevi yükün büyük kısmı çoğu zaman annenin üzerinde kalıyor.

Ablamın çocuklarının babası da uluslararası bir bankada yönetici. Maddi imkânı yerinde.

Sağolsun yılda 1 defa gelir çocukları görür ve gider.

Ama çocukların tüm sorumluluğu yıllardır sadece annelerinde.

Mahkeme de çocuklarının bakımı dolayısıyla çalışamayan bir anneye nafaka olarak çocuk başına aylık 1.500 TL değer biçmiş…

Bu ülkenin pek çok güçlü annesi gibi, o da tüm yükü tek başına taşıyor.

Bugün bir farkındalık günü ise, şunu hatırlamak gerek:
Bir çocuğun farklılıkları, bir annenin yalnızlığı, bir ailenin mücadelesi…
Bunlar toplumun merhamet sınavıdır.

Kimse kimseden mucizeler beklemiyor.
Sadece…
Biraz anlayış. Biraz sabır. Biraz insanlık.

Ve belki bir gün, bir çiçek uzatan o yolcu gibi…
Bir çocuğun kalbinde kocaman bir iz bırakabiliriz.

Zehra Ece ÖZ

Yatırım Teşvik ve İhracat Destekleri