''NÖROBİLİM''

İnsanın "kendini tanıma yolculuğu"nda en güçlü rehberi bana kalırsa "nörobilim" ve bu bilimin araştırmaları oluyor.

''NÖROBİLİM''

İnsanın "kendini tanıma yolculuğu"nda en güçlü rehberi bana kalırsa "nörobilim" ve bu bilimin araştırmaları oluyor. Ben bu bilim dalından çokça faydalandım ve faydalanmaya da devam ediyorum. Bir kuralım var mesela, yıllardır uyguladığım: Her güne 1 nörobilim makalesi okumadan başlamıyorum. Çünkü o kadar enteresan bilgiler, o kadar enteresan araştırmalar oluyor ki, diyorum ki gerçekten "biz buyuz"..

Mesela insan beyinlerinin diğer benzer sosyal canlılara göre ortalama 2 kat daha fazla nöron içerdiğini okuduğunuzda, hayatımızın neden "dopaminerjik" olduğunu anlıyorsunuz. Dopamin, tutkunun, hırsın, azmin, hareketin, yenilikçiliğin de ana temel bileşeni. Dün akşam bahsettiğim kedilerin hayatından, bizim hayatımıza baktığımızda, bizler insan canlısı olarak sürekli yeni yeni yeni bir sürü yeni şeyler yapmışız. Evler, yollar, bilgisayarlar, gökdelenler, muazzam eğlence yerleri, çok büyük ve görkemli yapılar, güçlü teknolojiler geliştirmişiz hep.. Peki ya neden? Dünya'daki diğer tüm canlılar yaşamlarını kendi çerçevelerinde ve bize göre "belli sınırlar içerisinde" yaşarken, biz neden "sınırsız" olmayı tercih etmişiz. Neden hala geliştirmeye, farklılık yaratmaya devam ediyoruz? İşte bunun arkasında hiç dur durak bilmeyen, bizlere "haz/zevk dediğimiz olguları da yaşatan" aslında dopaminerjik nöron "fazlalığı" var diyebilirim. https://lnkd.in/dhAm7b45. İnsanın keşfetme, yenilik üretme, kendisini ve çevresini geliştirme ve etkileme aşkı hiç bir zaman bitmeyecek, bu net. Çünkü böyle bir doğadayız. Teknoloji geliştirmeye, ilerlemeye, üretmeye devam edecek insan canlısı. Nöronlar dopaminerjik olunca, uzaya füze gönderen, yetmeyip kendini de uzaya gönderen bir doğada oluyor yaşam :)

İkinci bir yayın stres üzerine.. Stresi yoğun bir şekilde yaşayan insanlarda "genel kaçınma davranışı" adına bir araştırma yapılmış. Yani şöyle ki, çok stres altındaysanız ve ocaktaki tencerede bir kere eliniz yandıysa, stresinizin yoğunluğu nedeniyle artık eliniz yanacak diye yemek pişirmekten ve hatta mutfağa girmekten kaçınabiliyorsunuz. Bu genele yayılan anlamsız kaçınma davranışının moleküler mekanizmalarını araştırmışlar (https://lnkd.in/d26aiaGC). Ve şunu bulmuşlar, özellikle bu "sorunlu" davranışları geliştiren ve yaygınlaştıran mekanizmalar hep "endocannabinoid" sistem üzerinden işliyor. Yani küçük başlayıp, giderek büyüyen ve absürtleşen davranış kalıplarının temelinde, stresin temelinde yine aynı sistem söz konusu. Ve bunun modülasyonu aslında yaşamlarımızı da değiştirebilecek türde. Tam da bu yüzden aslında tıbbi kenevirde bulunan CBD bileşeni, doğrudan endocannabinoid sistemimiz üzerinden iş yaptığı için, aslında günlük hayatta yaşadığımız bir çok davranış sorununu da çözebilecek büyük bir potansiyel içeriyor. Örneğin, panik ataklarımızı dindirebilecek bir potansiyelde. Ya da kaygılarımızı azaltıp, bizleri daha güçlü mental problemlere sürükleyebilecek alt yapıları engelleyebilecek potansiyelde.

Keyifli Cumartesiler ^^

Can KAYACILAR

Endüstriyel Bilim İnsanı | @Biyoteknoloji