Nitelikli Annelik: Doğurmanın Ötesinde Bir Emek ve Sevgi Sanatı

Anneliğin kutsallaştırılması yerine, nitelikli anneliğin şefkat, özveri ve koşulsuz sevgiyle nasıl şekillendiği tartışılıyor.

Nitelikli Annelik: Doğurmanın Ötesinde Bir Emek ve Sevgi Sanatı

Günün anlam ve önemine atfen …

Eric Fromm “Sevme Sanatı” adlı yapıtında, şuna benzer bir ifade kullanır. “Senden olanı sevmek kolaydır, önemli olan ise önceden hiç tanımadığın bir çocuğa duyduğun sevgidir.”

Anneliği kutsal olarak görmek, onu yüceltmek, anneliğin nasıl yapıldığını ve niteliğini atlamaktır. Bu da doğuranın sonradan anne olana gölge etmesi demektir.

“Ben anayım ana” söyleminin arkasında beni kutsallaştırın ben doğurdum, karnımda taşıdım anlamı çıkabilir. Egolu bir ifadedir. “Beni sevmek zorundasın” demeye çalışır. Çocuğun ise seçme şansı yoktur; ölene kadar kendini, annesi nasıl olursa olsun, onu sevmeye zorlar. Sevemediği zamanlarda ise belki vicdan azabı bile duyar.

Gerçekten nitelikli annelik ise bir ömür sürecek benzersiz bir şefkatle, özden “verme” işidir. Kalbi, zamanı, ilgiyi vermektir. Bir çocuğun geleceğinin senin hayallerinin en büyüğü olması demektir. Ne olursa olsun, ona “koşulsuz” sahip çıkmaktır ve bunu ona hissettirebilmektir. Çocuğun yanında yer yer “hiç” olabilmektir. Bazense kendinden vazgeçebilmektir. Büyüttüğünü önceliklendirebilmektir.

Annelik, büyüttüğün çocuğun en önemli anlarında ilk seni arama dürtüsüdür.

Hanene girdiğinde en huysuz hallerini gösterdiği liman olmaktır. Tüm gölgelerinin şahitliğini yapmaktır.

Annelik; var olmak, kol kanat germek, kafasını okşamak, özenle büyütmek ve sınırsız sevme işidir.

Böyle bir anneye sahip olan ve elinde büyümüş herkes şanslıdır.

Nesli (Atalay) Üner MBA

Liderlik & Yönetici Takım Koçu, CCL Global Eğitimcisi. Coachhub Global Koçu