Mevsimi geliyor.. "Ne olacak bu narenciyelerin hali" tartışmalarının yapılmasına..
Ne yapıyoruz biliyor musunuz? Bir şeyleri araştırırken, hep diğer şeyleri kaçırıyoruz.
Mevsimi geliyor.. "Ne olacak bu narenciyelerin hali" tartışmalarının yapılmasına.. Tonlarca portakalın sokaklara, akarsu kenarlarına döküldüğü, limonların dalından toplanamazken, sofralara tarladan alınma fiyatının 50 katına geldiği zamanlara.. Bizler bu konuları usanmadan her yıl tartışaduralım, asla çözüm yolları üzerinde düşünmeden ve harekete geçmeden zaman geçirmeyi tercih edelim, Dünya'nın uğraş alanı çok farklı bir eksende ilerliyor. Belki bizler de yönümüzü biraz daha bahsedeceğim konulara doğru çeviririz, kim bilir..
Konu yine araştırmacı gençleri ve ruhu genç kalan araştırmacıları ilgilendiriyor. Bileşenin ismi "limonoid"ler. İsmi çok tanıdık geliyor değil mi? Bizim limon dediğimiz meyveden sanki elde ediliyormuş gibi ya da biz o bileşenin keşfinden sonra o meyveye "limon" demişiz, bilmiyorum :)
1800'lü yıllarda bilim insanları narenciye çekirdeği yağında acılık veren, çok özel bileşenler keşfediyorlar. Bu bileşenlere "limonoid" ismini veriyorlar. Limonoidler genişçe bir aile ve son yıllarda özellikle limonoid bileşenlerinin "nomilin" etken maddesine odaklanmışlar. Nedeni, özellikle limonoidlerin çok farklı biyolojik etkilerinin olması. Güçlü antiviral özellikler sergilemesi, narenciye kabuğu yağları gibi insanlar için toksik özellikler sergilememesi, daha kararlı yapıda olmaları, uçmamaları gibi bir çok üstün özellikten dolayı limonoidler, özellikle son yıllarda bilim dünyasının radarına güçlü güçlü takılmış durumda.
Ne yapıyoruz biliyor musunuz? Bir şeyleri araştırırken, hep diğer şeyleri kaçırıyoruz. Mesela portakal atığı olarak portakal kabuğuna yoğunlaşıyoruz. Diyoruz ki işte yağı var, hesperidin gibi antioksidanları var, lifleri var vs.. Peki ya milyonlarca ton portakalın çekirdekleri? Eh çekirdek işte, biyogaz tesislerinde yanar gider diyoruz. Ama işte bazen kabuklardan çok daha değerli bileşenler çekirdeklerde olabiliyor. Ya da daha nadir, daha değerli bileşenleri. Limonoidler de bence bunlardan biri.. Çekirdeklerde ve yapraklarda yoğun olarak var.
Mesela bir ara Neem oil çok popüler olmuştu. Antibakteriyel özellikleri nedeniyle. Peki etken bileşen neydi? Yine aynı aileydi aslında limonoidler.. Mesela bana kalırsa limonoidlere sivilce giderilmede bakılmalı, antienflamatuvar özelliklerine bakılmalı, antiobezite özelliklerine bakılmalı, antiviral özelliklerine bakılmalı (hele ki gelecek için ne denli kıymetli).. Araştırılmalı yani.. Detaylıca hem de.
Limon mesela, ülkemizde 1.2 milyon ton civarlarında üretimi var. Çoğu konsantre tesislerinde muhteşem bir şekilde işleniyor. Çekirdekler, limon ağırlığının %1 ile 5'ini oluşturuyor. Mesela %3'ü çekirdek kabul etsek bu oranı.. 36.000 ton çekirdek atığı var elimizde. Çekirdeklerin bu arada dışarısındaki sert kabuk ayrıldığında, içeriğinde yüksek oranda bitkisel protein ve yağ olan bir kaynak ile karşılaşıyorsunuz. "Limon çekirdeği bitkisel proteinlerinden elde edilen peptitler" acaba ne işe yarıyor? Kimbilir belki de "antidiyabetik"tir. Bakmamışız ki, bilmiyoruz o nedenle.
Resmi daha büyük görmek için etkinleştirin,









