MAYMUN KİMİN SIRTINDA?
‘Efendim X müşteriden şöyle bir şikayet geldi. Ne öneriyorsunuz?’
Öğle vakti geldi. Odanızdan çıktınız. Yemeğe doğru gidiyorsunuz. Çalışanlarınızdan biri yolunuzu kesti ve:
‘Efendim X müşteriden şöyle bir şikayet geldi. Ne öneriyorsunuz?’
şeklinde bir soru sordu.
‘Masama bırakıver. Yemekten sonra bakarım’
dediniz. Ve hooooop maymun şimdi sizin sırtınızda.
Çoğu yönetici, astlarının sorunlarını çözmek için farkında olmadan çok fazla zaman harcar. Sonunda yöneticinin vakti olmaz. Astın da işi olmaz.
Halbuki şöyle deseydiniz:
‘Konu ile ilgili çözüm önerilerinle birlikte öğleden sonra bir rapor hazırlayıp masama bırak lütfen.’
Bu durumda ne olurdu? Çalışanınız maymunu sizin sırtınıza yüklemek üzereyken hoooop yine kendi sırtına geri dönerdi.
"Maymun kimin sırtında?" ifadesi, genellikle sorumluluk, baskı veya problem çözme yükünün kimde olduğunu ifade eden bir deyimdir. Bu deyim, özellikle iş dünyasında veya ekip çalışmasında, bir problemin kimin çözmesi gerektiği konusunda belirsizlik olduğu zamanlarda kullanılır. Kimse "maymunu" sırtına almak istemez, çünkü sorumluluk zorlayıcı olabilir.
Bir kişi, üzerine aldığı sorumluluk ya da çözmesi gereken problem yüzünden baskı altında hissediyorsa, "maymunun sırtında" olduğu söylenebilir. Bu durumda kişi, sorun çözülene kadar sürekli bir stres altındadır.
İş dünyasında sürekli problem çözen kişi olmak bazı avantajlar sağlasa da, uzun vadede çeşitli sakıncalara yol açabilir.
Maymunu Sürekli Sırtlanmak Neden Tehlikeli?
Problem çözen kişi olmanın en belirgin sakıncaları şunlardır:
1. Sürekli Yük Altında Olmak: Problem çözen kişi genellikle stresli ve yoğun bir tempoda çalışır. İş yerinde karşılaşılan sorunların çözülmesi gerektiğinde tüm gözler bu kişiye döner. Bu da, sürekli bir baskı ve tükenmişlik hissi yaratır. Her sorun çözüldüğünde ise yeni problemler ortaya çıkar ve iş yükünün sürekli artmasına neden olur. İşlerin büyük kısmı bu kişiye yüklendiği için, başkaları sorunları çözme becerilerini geliştiremez.
2. Başkalarının Sorumluluk Almamasına Yol Açmak: Diğer çalışanlar veya ekip üyeleri, problemlerin çözülmesi için hep aynı kişiye güvenirlerse, kendileri sorumluluk alma konusunda isteksiz olur. Bu durum, uzun vadede ekip içinde pasiflik yaratır. Ekibin diğer üyeleri, sorumluluk almaktan kaçınarak kendi problem çözme yeteneklerini geliştiremez. Sonuçta organizasyonda beceri çeşitliliğinin azalmasına yol açar.
3. Yönetim ve Stratejiye Odaklanamamak: Problem çözücü kişi, sürekli mikro düzeydeki sorunlarla meşgul olduğunda, uzun vadeli strateji geliştirme ve planlama için yeterli zaman bulamaz. Bu işin genel yönünü görmeyi zorlaştırır. Sürekli problem çözen bir yönetici, liderlik rolünde stratejik kararlar almak yerine operasyonel detaylarda boğulur. Lider daha büyük ve önemli işlere odaklanamaz.
4. İş Hayatında Dengesizlik Yaratmak: Sürekli problem çözücü olmak, iş hayatında bir denge sorunu yaratır. Kişi kendi kariyer gelişimine veya iş-yaşam dengesine yeterince zaman ayıramaz. Problemler sürekli olarak bir kişinin üzerine yıkıldığında, bu kişi duygusal açıdan yıpranır ve işine olan motivasyonu düşer.
5. Takdir Edilmeme ve Yüksek Beklenti: Sürekli problem çözen kişi olarak bilindiğinizde, başarılarınız ve katkılarınız göz ardı edilir. Bu kişilerden problem çözmek zaten beklendiği için yaptıkları işler doğal karşılanır ve yeterince takdir görmez. Sürekli problem çözen biriyseniz, başkaları daima sizin çözüm üretmenizi bekler hale gelir. Zamanla aşırı yüksek beklentiler oluşur ve başarısızlık durumunda ağır eleştirilere maruz kalabilirsiniz.
6. Tükenmişlik Sendromu: Devamlı olarak problem çözen bir kişinin stres seviyesi yüksektir ve bu da uzun vadede tükenmişliğe yol açabilir. Bu durum, hem iş performansını hem de kişisel hayatı olumsuz etkiler.
Çözüm Önerileri:
1. Delege Etme: Problemleri tek başınıza çözmeye çalışmak yerine, görev ve sorumlulukları ekibin diğer üyelerine devredin. Hem onların becerilerini geliştirmelerine yardımcı olun, hem de iş yükünüzü azaltın.
2. Ekip Eğitimi: Ekibin problem çözme yeteneklerini geliştirecek eğitim ve mentorluk programları oluşturun. Takımın sorumluluk almasını ve daha bağımsız çalışmasını teşvik edin.
3. Stratejik Liderlik: Problemlerle sürekli uğraşmak yerine, daha geniş bir bakış açısıyla stratejik kararlar almaya odaklanın. İşinizin sürdürülebilirliğini artırarak daha değerli bir yönetici olmaya çalışın.
4. Proaktif Olun: Problemler çıkmadan önce onların oluşmasını önleyecek tebdirler alın. İş yerinde yaşadığınız olumsuzlukları, müşteri şikayetlerini bir geribildirim aracı olarak kabul edin ve gerekli düzeltmeleri yapın. Tekrarını önlemek için kontrol noktaları oluşturun.
5. Süreçlerinizi Tarif Edin: 5N1K prensibini uygulayarak süreçleriniz içinde kimin ne yapacağını; nasıl, neden, ne zaman ve nerede yapacağını tarif edin.
6. Çalışanlarınızın Yeni Şeyler Denemelerine İzin Verin: Hatanın da insani olduğunu, herkesin hata yapabileceğini, hata olmadan gelişme olmayacağını kabul edin. Hataları bir gelişme ve ilerleme ölçütü olarak ele alın. Her seferinde başka hatalar yapın.
7. Performansı Ödüllendirin: Her şey para demek değildir. Çalışanlarınızı motive etmek için onları başarıları karşısında nasıl ödüllendireceğinizi keşfedin.
Problemleri çözmek iş dünyasında değerli bir yetenektir, ancak bu görevin tek bir kişi üzerinde yoğunlaşması hem bireysel hem de kurumsal açıdan uzun vadede sorunlara yol açabilir. Bu yüzden, sorumluluk paylaşımı ve stratejik yönetim dengesi önemlidir.
Bu haftaki yazıma ilham olan orijinal içeriğe buradan ulaşabilirsiniz. Yönetim Zamanı: Maymun Kimin Sırtında? William Oncken, Jr. ve Donald L. Wass tarafından kaleme alınmış, Harvard Business Review’da yayınlanmıştır.
Bereketli ve bol kazançlı günleriniz olsun.
NOT: Yeni yazılarımız için bildirim almak isterseniz haber bültenimize üye olunuz. Fayda sağlayacağını düşündüğünüz yönetici ve işletme sahipleri ile bültenimizi paylaşınız.
ActionCOACH – İşletme Koçu













