Lizbon yakınlarındaki Mafra Sarayı Kütüphanesi
Bu kütüphanenin enteresan bir özelliği var, yarasa kolonilerine de ev sahipliği yapıyor...
Lizbon yakınlarındaki Mafra Sarayı Kütüphanesi'nde 1493'de yazılan Nürnberg Günlükleri'nden, ilk modern coğrafya atlası olarak kabul edilen 1595 tarihli Theatrum Orbis Terrarum'a kadar 36 bin deri kaplı eser var.
Bu kütüphanenin enteresan bir özelliği var, yarasa kolonilerine de ev sahipliği yapıyor...
Yüzyıllardır eserlerini en iyi biçimde korumaya kendini adamış bu kütüphanede, onların nemden, böceklerden uzak mükemmel durumda kalmasını sağlamak için insanlardan başka çalışanlara güveniyor.
Bu çalışanlar yüzyıllardır gündüzleri en yüksek raflara asılarak uyuyorlar lakin hava karardığında ve kütüphane kapılarını kapattığında dışarı çıkıyorlar.
Düşünsenize Avrupa'nın en önemlilerinden biri olarak kabul edilen bu barok tarzı, aydınlanma Çağı kütüphanesinin rafların arasından çıkıyorlar, Halikarnaslı Dionysius'un ilk baskısının üzerinden uçuyorlar, Homeros'un "Opera Omnia"sının yanından geçerken hop böcekleri kapıyorlar.
Bir gecede antik el yazmalarının arasındaki binlerce böcekle besleniyorlar.
Yarasalar bu kütüphanelerde kendilerine yuva edinmişler; buradaki varlıkları sadece hoş karşılanmaķla kalmıyor aynı zamanda rahat etmeleri için çaba sarfediliyor. Sonuçta barınma karşılığında insanlığın hafızasına katkı sunan çok önemli bir iş yapıyorlar.⚘️
Bu işbirliği size de insanlığın doğaya karşı değil, doğayla birlikte var olabildiğini göstermiyor mu?
Bu sadece yarasalar ve kütüphanelerle sınırlı değil bana göre, esasen doğanın ve insanların etkileşimi birlikte nasıl bir bütün olduğuna sadece bir örnek.
Biz çoğu zaman insan kaynaklı teknolojiye, sistemlere güveniyoruz ama doğanın sürdürülebilir çözümleri insana unuttuğu dengeyi hatırlatıyor.











