KURUMSALDA 'MIŞ GİBİ.....
Kurumların sıkça dile getirdiği insan odaklılık, şeffaflık ve liyakat söylemleri neden pratikte karşılık bulmuyor? Kurumsal kör noktalar mercek altında.
Selam dostlar güne güzel bir dostun reels içeriği ile başladım. Öyle güzel bir gerçek analiz yapmış ki hemen bu hafta konu bu olmalı diyerek kör noktalara temas etmek istedim.
Hani şu meşhur kurumsal ekosistemde şu yağmur gibi kiri tozu alacak olan asıl nedir biliyor musun değerli dostum, ihtiyacımız olan değerlerin kavramlarını önce doğru şekilde bilmek ve onları yaşayabilmek, yaşatabilmek.
Şimdiden söyleyeyim okudukların sende bir rahatsızlık oluşturuyorsa bir yere temas etmiş demektir. Gelişim alanımıza odaklanalım probleme değil problemin çözümüne etki alanımızda ne yapabiliriz bakarak.
Hadi çayını, suyunu, kahveni al gel bu hafta ki sohbetimizi gerçekleştirelim ;
O zaman Blindsight Lens başlasın!
Kurumsalda geçen sözlerden biri İNSAN ODAKLI 'yız derler.
- Dinlenmez,
- Duygu değil sadece sonuç konuşulur,
- Tükenmişlik “kişisel zayıflık” gibi görülür.
Kör nokta: İnsan odaklılık, slogan değil; zorda kalan insana verilen tepkidir.
Bir çalışan uzun süredir zorlandığını söyledi. Dinlendi. Anlaşıldı. Sonra hedefler değişmedi.
Uzun yıllar satış ve pazarlama alanında çalıştım. Öyle şeyler yaşadım ki anlat anlat hikaye. Hedef dağılımı yapacak bölge müdürü, ısrarla diyor ki satışcı dost, müdürüm bu hedef tutmaz geçen seneki durum belli, lokasyon belli, şubenin portföy performansı maksimize edilse olabileceği belli. Geçen senede hedef kitlendi bana ( tabiri caizse ) Müdüründen cevap ses tonu biraz sertleşerek, 'Seni anlıyorum diğer arkadaşlarına haksızlık olur bu hedefi sana vermek zorundayım. NOKTA.'
Kör nokta: Dinlemek, insan odaklılık değildir; yükü birlikte taşımak insan odaklılıktır.
Şeffafız denir ama....
Bununla birlikte:
- Kararlar kapalı kapılar ardında alınır,
- Bilgi güç olarak tutulur,
- Sonuç açıklanır, gerekçe açıklanmaz. Yada gerekçe açıklanır lakin karşı taraf yemez. Mecbur kabul eder.
Kör nokta: Şeffaflık, her şeyi paylaşmak değil; neden paylaşmadığını da dürüstçe söyleyebilmektir. Arkadan gol atmak örtük bir niyetle hareket etmek şeffaflık değildir.
Strateji değişti. Ekip bilgilendirildi. Sorular “zamanı değil” denilerek ertelendi.
Şeffaflık bilgilendirme yapmak değil, soruya alan açabilmektir dostlar.
Karar açıklandı. “Şirketin menfaati” denildi. Neden sorulmadı, sorulamadı.
Kör nokta: Şeffaflık sonucu paylaşmak değil, süreci görünür kılmaktır.
Liyakat esastır” denir...
Bununla birlikte;
- Yakınlık, uyum ve sessizlik ödüllendirilir,
- Soran, zorlayan, düşünen “zor insan” olur.
Kör nokta: Liyakat, sadece yetkinlik değil; rahatsız edici gerçeğe alan açabilmektir.
Yetkin olan hazırdı. Uyumlu olan seçildi. Gerekçe “takım dengesi” oldu.
Kör nokta: Liyakat bazen bilgiyle değil, sessizlikle ölçülür.
E dostum buraya kadar nasıl gidiyor bilemiyorum, tanıdık geliyor mu?
Geri bildirime açığız” denir....
Bununla birlikte;
- Geri bildirim kişisel algılanır,
- Eleştiren etiketlenir,
- Sessizlik güvenli alan olur.
Kör nokta: Geri bildirim kültürü, konuşanları korumuyorsan, geri bildirim konuşanı korumuyorsa yoktur.
Toplantıda “fikrinizi duymak isteriz” dendi. Bir kişi konuştu. Sonraki toplantıya davet edilmedi.
Performans görüşmesinde “açık konuşalım” dendi. Geri bildirim yazıldı, kayda geçti. Bir daha gündeme gelmedi. Sana çok güveniyorum sırtımı sana rahatlıkla yaslayabileceğimi işini aksatmadan en iyi şekilde yapacağını biliyorum dendi, arkadan üst yönetime bambaşka geri bildirim verdiği sonra açığa çıktı.
Kör nokta: Geri bildirim almak değil, geri bildirime doğru niyetle temas edebilmek kültürdür.
“Değerlerimiz var” denir..
Bununla birlikte;
- Kriz anında ilk feda edilen şey yine değerler olur,
- Hedef baskısı her şeyin önüne geçer.
Kör nokta: Değerler, iyi günde değil; zor günde ortaya çıkar. Değerler iyi günde süs değil, zor günde pusuladır.
Değerler web sitesinde vardı. Kriz geldiğinde ilk rafa kaldırılan onlar oldu. Sonra tekrar hatırlandı.
Kurum “saygı” değerini benimsediğini söyledi. Saygısız bir davranış tolere edildi. Sonra kültür sorgulandı.
Kör nokta: Değerler ihlal edildiğinde değil, tolere edildiğinde zayıflar.
Değerler herkese aitti. Ama herkes için aynı şekilde çalışmadı. Bazıları için esnetildi.
Kör nokta: Değerler eşit uygulanmıyorsa, değer olmaktan çıkar.
Değerler deyince bende akan sular duruyor, sende nasıl bilmiyorum ard arda yaza yaza bitiremedim. Dostum şu cümle ile bitireyim birde açıklama getireyim ,
Bir kurum değerlerini beyan eder: etik, saygı, şeffaflık, insan odaklılık, adalet…
Ama kurumun gerçek değerleri, bu değerlerle çelişen bir davranış ortaya çıktığında ne yaptığıyla anlaşılır.
- Görmezden mi geliyor?
- Gerekçelendiriyor mu?
- “Şimdi sırası değil” mi diyor?
- Yoksa bedeli olsa bile sınır mı koyuyor?
İşte o an, posterler değil refleksler konuşur.
Değerler kurumun söylediği değil katlandığı davranıştır. katlandığı diyorum çünkü kurumlar açıkca 'bu davranışı onaylıyoruz' demez.
- Tepki vermez
- Müdahale etmez
- Normalleştirir
- Korur
- Üzerini örter
Bu sessiz kabul, en güçlü mesajdır.
Çalışanlar şunu öğrenir:
“Demek ki burada aslında bu da kabul edilebilir.”
Ve kültür, söylenenle değil, tolere edilenle şekillenir.
Kurum “saygı” der. Ama yüksek performanslı bir yöneticinin kırıcı diline katlanır.
Resmî değer: saygı Fiilî değer: sonuç alıyorsan her şey serbest
Kurum bunu söylemez. Ama yaşatır.
Ben yaşadım var mı arttıran?
Kurum kurum diyoruz dostlar kruumları kurum yapan insandır. Bizleriz. Baş nereye ayaklar oraya diye bir atasözü var bilirsiniz.
Eğer istediğiniz kadar eğitim organize edin, anlayışı doğru kavramla ortaya koyarak bir kültür inşa edemezseniz. sadece MIŞ gibi bir ekosistem inşa edersiniz.
Mecburen çalışan performansını açığa çıkarmayanlar, mış gibi yapan personeller, profesyoneller, ağaç değilim yerimi değiştireyim daha fazla para vermesede huzurumu koruyayım diyenşer turn- over'lar akar akar akar...
Buraya sığamayacak çok örnek var.
- Mesela yeni evli bir satışcı işe alınacak. direktör satış müdürü soruyor , Yeni evlenmişsin hayırlı olsun, çocuk düşünüyor musunuz? Satışcı tabi anlıyor, daha yeni evliyiz düşünmüyoruz bir kaç sene gezip istediğimiz ne varsa birlikte gezip görmek istiyoruz.... ve yönetici ekliyor. 2 sene çocuk yapmamanı istiyoruz.
Etik? Değerler? Kapsayıcılık? Sürdürülebilirlilik?
- Bir ik dostum iş arıyor. 5 aylık hamile, eski genel müdürü gel bizimle çalış bereket getirirsin şirketimize diyor. Ve uzun zaman o şirkette keyifle çalışıyor.
Biri buram buram değerlere saldırırken, yok sayarken, diğeri sahip çıkıyor...
Değerli dostlar insan olmanın etik gereklilikleri ister kurumsalda, ister özel hayatta dışarda her yerde bize lazım.
insan olduğumuzu unutmadan etiğe sahip çıkarakda hedefler tutuyor, güzel işler yapılıyor.
Dünyaya güzellikler ekmek her zaman mümkün diyerek bu hafta katkı dolu ünvanlardan ari insanlık için güzel tohumlar ekildiğine denk gelelim.
Bakış açımız değişirse biliyoruz ki dünya da değişiyor.
Bir kaç soru bırakıyorum, katkı sağlamak iz bırakmak değerimle buyurunuz, geri bildirimlerinizi beklerim efenim.
- Bir çalışan bu kurumun değerlerini davranışlara bakarak öğrense ne görürdü?
- Son zor kararımızda hangi değerimiz sessiz kaldı?
- Hangi davranışlar ödüllendiriliyor, hangileri tolere ediliyor?
- Doğruyu söylemek bu kurumda gerçekten güvenli mi?
- Değerler hedeflerle çatıştığında hangisi kazanıyor?
- İnsanlar buradan ayrılırken ne hissederek gidiyor?
Haftaya görüşmek üzere,
Sevgilerimle,
Ayşe Gül Özerel
- coachozerel.com (Kişisel)
- stayonway.com.tr/ (Diğer)
- ctosacademy.com/ (Diğer)













