Rüzgarın sesi camları titretiyor, katreler kirpiklere dizilecekti...
İlk sınıf " 5/B "
İlk Okul " Bağlum İlkokulu "
Bu sınıfta 2. dersime giriyorum.
Tahtada kalp içinde
"Öğretmenler gününüz kutlu olsun!"
Sizi çoook sevdik.
Şaşkındım, lohusaydım, ilk atama yerim, sınıf öğretmenleri ile sürpriz hazırlamışlardı.
Sevginin derecesi belli edilmiş, bakışlar özeldi.
Gülümsedim, damlalar süzüldü yanaklarıma
İlk öğretmenler günüm aralık ayında kutlanıyor, şaşkındım.
Sıraya girdiler, el öpen hediyesini veriyor, öğrenciler etrafımda, lakin iki öğrenci sırasında oturuyordu.
Biri duvar dibinde en arkada erkek, diğeri cam kenarında en arkada kız öğrenci...
Yirmi dakika sonra herkes yerine oturdu, gözüm ikisine takıldı, çaktırmadan onları izliyor, günün anlam ve önemi ile ilgili teşekkürlerimi iletiyordum.
Bir masa dolusu hediye, zil çalması ile öğrencilerin kapıdan dışarısı fırlaması bir oldu.
Cam kenarında arkada oturan kız çocuğu mahcup, çekingen hali ile eski bir gazeteye sarılı küçük bir paket uzattı.
Aldım, titreyen bir çift göz, eller yıpranmış, bakımsız, önlüğü eski, saçlar dağınık, hâli perişan bir yavrucak, yanaklarını öptüm, koşarak çıktı sınıftan...
Diğer çocuk erkek, göz göze geldik.
Öğretmenim;
_ Size hediye alamadım, en çok neyi seversiniz?
_ Çiçeklerden mi?
_ Hı hı
_ Papatya
_ Tamam dedi ve oda koşarak sınıftan çıktı.
Hediyeleri poşetleyip sınıftan çıkıp, iki ders sonra okuldan ayrıldım.
Bağlum'un köy okulundayım, dolmuş durağına yürüme mesafesi 15 dakika, sert lodos göz açtırmıyor, iki elimde çanta, biran önce eve gidip hediyeleri açmak istiyorumdum, merak, ilk heyecan, duygusal halimle adımlarımı hızlandırıyordum.
Birden bir ses, arkamı döndüğümde bana doğru koşan bir eşşek, üzerinde iki ders önce hediyeler aldığım sınıfta ki erkek çocuğu, kucağında kökünden yeni çıkarılmış, çamurlu, kurumuş papatya demeti ile bana doğru yaklaştı.
Korkmuş, olduğum yerde durmuştum.
Eşşekle gelen çocuk;
_ Öğretmenim papatyaları annemde çok severdi, kız kardeşim size onun tokasını verdi, bende onun bahçeye diktiği papatyalardan getirdim.
Çamurlu papatyaları kucağıma verdi.
Ne tepki vereceğimi bilemedim, teşekkür edip, bir elimde iki poşet, diğer elimle ilk fırsatta bir kenara atacağım kökleri çamurlu kurumuş papatyalar, arkama baktığımda çocuğun beni izlediğini gördüm, çiçekleri atamadan dolmuş sırasına girdim.
Önümde duran amca bana dönüp;
_ Hoca hanım köyümüze hoş geldiniz.
_ Buralarda bana Kubbeddin Dedenin oğlu derler, kime sorsanız bizi bilmeyen yoktur. Kucağında tuttuğun çiçekleri diken kadın 8 ay önce doğum yaparken vefat etti, bebekte yaşamadı, iki öksüz amca elinde kaldı.
Onlar bir kız bir erkek, ikizler, aynı sınıftılar, size emanet...
Duyduklarım soğuktan beter üşüttü yüreğimi
En güzel hediye kucağımda idi.
Biri annesinin tokasını, diğeri diktiği çiçeğinimi vermişti.
Zor yolculuktu, Bağlum'dan Dikmen İlker'e varmak iki saatimi aldı, eve vardığımda bayılacaktım.
Bu ne hal diyen aileme cevap veremedim.
İlk işim gazeteye sarılı hediyeyi arayıp buldum.
_ İki dişi kırık saç tokası
_ Bir demet kurumuş papatya
Diğer hediyeler umurumda değildi, açmadan hepsini geri poşetledim.
Kurumuş papatyaları makasla itina ile kökleri temizleyip, bir küp içine dekor amaçlı koydum.
Ertesi günü Müdür Yardımcımıza okul kermesinde satılması için hediyeleri teslim ettim, girdiğim sınıflarda şahsıma hediye verilmesini yasakladım.
24 yıllık mesleki hayatımda "Öğretmenler Günü" için hediye kabul etmeyip, gelen çiçekleri o gün gördüğüm velilere veriyorum.
Evimde vitrinimde duran iki dişi kırık toka, içinden eksilmiş selpak mendil ve kurumuş papatyalar kıymetli hatıralarımdandır.
Çocukluğumu, öğretmenlerime, yılbaşı için hediye çekilişlerinde bana çıkan arkadaşıma hediye veremeyişimi, alay edenler yüzünden geceleri hıçkırdığımı hatırlatan üç hediye...
Topluluk içinde yaşanan mahcubiyetin anlamını bir kez daha öğrendim o aralık vaktinde
ve akademik belgeyle öğretmenlik yapılamayacaģını...
Kimse bize iki ay tatil yapıyorsunuz demesin, her öğrencinin ailesi oluyor, hatta vefat eden annesinin hatırasını feda edecek kadar bizden sevgi bekleyen küçük yüreklere anne baba oluyoruz, adanıyoruz!
En güzel hediye; umut dolu gülümseyen gençlik yetiştirmek, yıllar sonra ismini hatırlayamasakta onların bizleri unutmaması...
Bizler işe gidiyoruz demeyiz, okula gidiyoruz deriz.