“Karanlık Çağ” tartışması: Tarih tek hat mı?

Ortaçağ’ın “Karanlık Çağ” olarak tanımlanmasının Avrupa merkezli bir anlatı olup olmadığı yeniden tartışılıyor; Semerkand ve Bağdat örnekleri öne çıkıyor.

“Karanlık Çağ” tartışması: Tarih tek hat mı?

Batıyı referans alan tarih anlatısı, medeniyeti sanki bir bayrak yarışı gibi anlatmayı seviyor.

Antik Yunan’dan Roma’ya, oradan Rönesans üzerinden modern Avrupa’ya geçen bir tek hatmış gibi ortaya koyuyor.

Oysa tarih, aynı anda binlerce yerde bambaşka biçimde tezahür ediyordu.

Misâl Karanlık Çağ olarak anılan Ortaçağ Sadece Avrupa'nın karanlığıydı.
Yani Avrupa bağnaz bir cehalet altında iken; Semerkand, Bağdat ve Buhara ışıl ışıldı. Avrupalı yıkanmayı dahi günah sayarken, Doğu’da Uluğ Bey gökyüzünün haritasını çıkarıyor, İbn-i Sina tıbbın kitabını yazıyor, El-Cezeri otomasyonun temellerini atıyordu.

Karanlık çağ kavramı, Batı'nın kendi tarihsel dönemini, tüm dünyaya genel bir cehalet dönemi gibi pazarlamasından başka bir şey değil...

Misâl o vakitler Semerkand bir dünya metropolüydü. Devasa medreseleri ve dünyanın en büyük kütüphaneleriyle, astronomiden tıbba kadar her alanda gelişmiş modern cağı yaşıyorken; Paris, sokakları kanalizasyon sisteminin dahi olmadığı, halkın salgın hastalıklarla boğuştuğu, çamur içinde, insanın değersiz olduğu, fakir ve küçük bir yerleşim yeriydi.

Dünyayı gezdikçe idrak ettiğim en çarpıcı gerçeği sizlerle de paylaşmak isterim.
Bana göre, bize dayatılan hiçbir tanım, hiçbir kavram bir doğa kanunu değil, güçlünün yazdığı bir hikayeden ibaret...

Demem o ki; son iki yüzyılda dünyayı ekonomik ve askeri olarak yöneten güç, sadece paraya sahip olmakla kalmadı, kavramları ve algıyı da yönetti. Kendini yüceltip geçmişini aklarken, geri kalan her şeyi ya değersiz yahut egzotik olarak etiketlemeyi seçti.

Bana sorarsanız dayatmaya tabi olan, bu tek pencereli her türlü algı, içten içe, "zaten bizden bir şey çıkmaz" duygusunu bize sirayet ettiriyor.

​"Zaten bizden bir şey çıkmaz" demeden evvel Uluğ Bey’in 600 küsür yıl evvel gökyüzüne bakıp bugünkü NASA verileriyle yarışacak ölçümler yaptığını bilmemiz gerekiyor.

Tarih ilkel çağdan modern çağa doğru tek bir çizgide ilerlemiş ve lokomotifi de Batı mı yani?

Yalnız Avrupa’nın son ikiyüz yılına bakınca elimizde olan öğrenilmiş çaresizlik değil de nedir?

Bana kalırsa ihtiyacımız olan şey, dayatılanların önüne geçerek kendi iddiamızı ve özgün düşünme biçimimizi yeniden farketme etme iradesi.
​Bu yalnız geçmişle gurur duymak için değil, geleceği inşa etmek için gerekli gibime geliyor.

Semerkand

Onur Küçükkaramıklı

www.divesona.com

turkiyegunlugu.net