Kadınların Eşitlik Mücadelesi: 8 Mart’tan Günümüze
Kadınların toplumsal hak mücadelesi, 8 Mart’tan günümüze nasıl evrildi? Çalışma hayatında, evde ve eğitimde kadınların varoluş mücadelesi üzerine düşündüren bir analiz.
Toplumsal cinsiyet rolleri hakkında bildiklerimiz bilmediklerimiz, farkında olduklarımız ve farkında olmadıklarımız aşama aşamadır.
İş dünyasında kadının maruz kaldığı ayrımcılıktan başlar 8 Mart, bir isyandır. Takip eden zamanlarda yavaş yavaş kadınlar oy kullanma hakkı elde eder. Kadının çalışma hayatına katılımı biraz daha geç gerçekleşir, kadın evde zaten üretmektedir, emekçidir. Ne demek istediğimi anlamıyorsunuz bekar olan ya da bekarlığa terfi etmiş erkeklere sorabilirsiniz. Hayatlarında kadın olmadığında ev ile ilgili, neler sırtlarına kambur olmuştur.
Hayat düz bir doğru olmadığı gibi haklar noktasında toplumların da gelişimi düz doğru şeklinde olmamıştır.
Kadın anne olduğunda yaşadıklarına bir iki cümle ile dokunacağım. Çocuğa analık yapmaya çalışırken, kocaya karılık, evde temizlikçilik, aşçılık, patrona işveren olmak kolay değildir zordur. Çoğu zaman kadınlığınızdan nefret edersiniz. Bir de bunca gayrete rağmen insan muamelesi bile görmüyorsanız!
Düşünelim.
Özel günleri çiçeklere, hediyelere, etkinliklere ayırmak yerine düşünmek yapılacak en anlamlı eylemdir. Hepimiz kendi küfelerimize bakmak, davranışlarımıza odaklanmak zorundayız.
Çevremizdeki kadınlara nasıl davranıyoruz?
Benim üçüncü evladım Sedef'i görüyorsunuz resimde. Ve kendisi bu hafta, okuldaki satranç turnuvasına katıldı. Daha önce iki defa okul birincisi olan arkadaşı ile yaptığı maçta galibiyet elde etti. Turnuvayı yöneten Öğretmeni "Sana ihtiyacımız var" demiş ve gururla anlattı Okullararası Turnuvaya, okulunu temsilen katılacağını.
Çocuklar genel olarak satrançla ilgilenmiyor, kızlardan ilgilenen yok denecek kadar az. Düşünelim, neden yok!
Diyeceğim o ki kadın da insandır. Ve en öncelikli ihtiyacı, var olmaktır. İzin verin kadınlarımız da var olsun.
Var olan kadın güzelleştirir hayatı, engelleyemezsiniz









