Kadıköy'deki Boğa Heykeli
Kızgınlığı ve iriliğiyle Fransızların gücünü simgeler boğa heykeli, lakin bu durum pek uzun sürmez.
Tarihin izini sürmekten muthiş bir keyif alıyorum...
Kadıköy'deki Boğa Heykeli'ni çoğunuz bilirsiniz değil mi ?
Ne dersiniz, şimdi de birlikte bir iz sürelim mi?
* * *
Geçtiğimiz günlerde önce Alsas-Loren'den, sonra Demir Şansölye Otto von Bismarck'tan bahsetmiştim...
19.Yüzyılda Almanlar ve Fransızlar arasında evvela stratejik konumu sebebiyle sonrasında bitmek bilmeyen düşmanlığın ve milliyetçiliğin giderek artan şiddetini temsil etmesi bakımdan bir mihenk taşı, üstelik yalnız I.Dünya Savaşı'na değil, II.Dünya Savaşı'na giden yolu hazırlayan bir bölgedir Alsas-Loren, demiştim.
Aralarında bir türlü çözüme kavuşamayan bu meseleyi gelin Kadıköy'deki o çok meşhur Boğa Heykeli'ne bağlayalım bugün de
Biliyorsunuz Alsas-Loren tarih boyunca Fransız ve Almanlar arasında sürekli el değiştirir. 1860'larda, Fransızların Almanları yendiği savaş büyük çoskuya neden olur. Fransızların gücünü simgelemesi için heykeltraş Isidore Bonheure'ya bir heykel sipariş edilir.
Kızgınlığı ve iriliğiyle Fransızların gücünü simgeler boğa heykeli, lakin bu durum pek uzun sürmez.
Çok değil 10 yıl sonra Sedan Muharebesi'yle Otto von Bismarck tarafından Alsas-Loren yeniden alınır.
Bismarck, Fransızların gücünü simgeleyen heykeli söktürür, Almanya'ya götürür...
Bismarck ile tohumları atılan ve II.Wilheim ile devam eden Alman-Osmanlı muhabetinin ve İttihat Terakki Cemiyeti ile sıkı ilişkilerin bir nişanesi olarak heykel Enver Paşa'ya hediye edilir.
Boğa heykeli evvela Beylerbeyi Sarayı’nın bahçesine, daha sonra Yıldız Sarayı Şale Köşkü’nde bulunan büyük seranın önüne yerleştirilir.
Daha sonra Enver Paşa ve Naciye Sultan’ın Bilezikçi Çiftliği’ne getirilir. Savaşın ardından Enver Paşa memlekete dönmeyince yaklaşık 50 yıl boyunca Bilezikçi Çiftliği’nde unutulup gider.
Hatırlandığı vakit ilk olarak Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nın önüne, daha sonra kısa bir süre Taksim Gezi Parkı’na yerleştirilir.
1970’lere geldiğimizde bugün Kadıköy Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi olan binanın önüne konur. Tarihler 1987 yılını gösterdiğinde ise Kadıköy’ün göbeği Altıyol’a yani bugün olduğu yere yerleştirilerek ilçenin ikonik sembolü ve buluşma noktası haline gelir..











