İzmir’de Yıllarca Fark Edilmeyen Ölüm: 87 Yaşındaki Kadın Çöp Evde Bulundu

İzmir’de 87 yaşındaki bir kadın, yıllar sonra evinde ölü bulundu. Olayın detayları, toplumsal duyarsızlık ve sosyal medyadaki yankılar haberimizde.

İzmir’de Yıllarca Fark Edilmeyen Ölüm: 87 Yaşındaki Kadın Çöp Evde Bulundu

TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / TÜRKİYE

İzmir’de birkaç gün önce seksen yedi yaşında bir kadın evinde ölü bulundu. Önce kadının üç yıl evvel öldüğü söylendi. Pandemi döneminde üvey evladıyla kopan iletişimi neticesinde ölümünden haberdar olunamadığı açıklandı. Ardından kadının aslında on yıl önce evinde ölüp gittiği, evin de bir çöp ev olduğu ortaya çıktı.

Haberin sosyal medyada yarattığı etki ben öyle şaşırttı ki. Seksen yedi yaşında ölüp gitmiş kadının durumu için herkes birer duygu dolu, yürekli insanlara dönüşüverdi. Ve herkesin aklında o soru: kokmadı mı? Oysa diri gömülenler kimsenin umurunda değil. Daha yaşayamadıkları hayatlarını da alıp evinin bir köşesinde küçüldükçe küçülenler, henüz çürümeyen derileriyle, diri organlarıyla kimsenin dikkatini çekmedi. Çekmez de. İnsan dramatize edeceği şeyi seçerken şeytandan bile bencildir çünkü.

Bir de yine herkesin odaklandığı diğer konu: komşuluk ölmüş. Ulan ölüp giden tüm sosyokültürel mekanizmanın arasında, elinde kalan etik ve ahlakın kemiklerine bakarken tüm derdin komşuluk mu senin? Tüm bu çürümenin arasında aklına gele gele yitirilen komşuluk mu geldi? Yukarıda da dedim ya; insan işine geleni dramatize eder. İki kilo kaliteli çikolata almayı hayal bile edemeyenler, yitip giden eski bayramlara üzülür ah çeker. Paramparça olmuş hayatı görmez ama “komşuluk da kalmadı” diye bıdılanır durur.

Öyle ya kokmadı mı? Tüm hakikati anlamana yetecek şey burnundu sanki. Ama kokmak leziz bir konudur. Dişe gelen mevzudur, sündüre sündüre dedikodusu edilir. Sonra insan akşam olur evine gider; yıllardır iki lafın belini kırmadığı karısıyla, bir odada işsiz evladıyla, hatta kıçındaki seksenyedi senelik çürümüş pantolonuyla kendisini diri zanneder.

Ramazanda bazı akşamlar külah şekerler dağıtırlardı. Nerde o eski ramazanlar…

t. can küçükşahin