İSVEÇ KÖFTESİ....

IKEA restoranlarında İsveç köftesi olarak satılan köfteyi bilirsiniz; o köftenin tarifi bizden gitmedir.

İSVEÇ KÖFTESİ....

IKEA restoranlarında İsveç köftesi olarak satılan köfteyi bilirsiniz; o köftenin tarifi bizden gitmedir.

315 yıl önce Poltava Meydan Savaşı’nı Ruslara karşı kaybeden İsveç Kralı XII. Karl kaçarak Osmanlı’ya sığınır. Beş yıl Osmanlı’nın konuğu olarak kalan Kral, ülkesine dönerken sevdiği iki yemeğin tarifini de beraberinde götürür.

Bunlardan biri etli lahana sarması diğeri ise köftedir.

İsveç damak tadıyla uyumlaştırılan Osmanlı köftesi “köttbullar” adıyla, kremalı bir sos ve patates püresi eşliğinde servis edilmeye başlanır. Ve Osmanlı topraklarından taşınan bu lezzet İsveç kültürünün bir parçası hâline gelir.

*

Hız kesmeden, geçen gün eşimin kızıma anlattığı bir hikâyeyi anlatayım… Bunu büyük ihtimalle sizler biliyorsunuzdur ama çocuklara anlatınca şaşırıyorlar.

Osmanlı ordusu 1683 yılında Viyana’yı kuşatır ve askerler şehrin surlarını delmek için geceleyin yer altından tüneller kazmaya başlarlar. Ancak, gece çalışan Viyanalı bir grup fırıncı bunu duyar ve Osmanlıların kuşatması erken fark edilerek, önlenir.

İşte fırıncılar zaferi kutlamak için Osmanlı bayrağındaki ayı temsil eden hilâl şeklinde bir hamur işi hazırlarlar ve buna da “kipferl” adını verirler. Viyana mutfağının bir parçası hâline gelen “kipferl” daha sonra Marie Antoinette gibi Avusturyalı kraliyet üyeleri aracılığıyla Fransa’ya taşınır.

Fransız fırıncılar ise çöreği hazırlarken daha farklı bir yorum katarak onu ikonik bir lezzete dönüştürürler.

İşte “croissant” (bizdeki adıyla kuruvasan) böyle doğar.

*

Bugün size kültürlerin doğal seyahatlerinin insanlık için ne kadar vazgeçilmez olduğunu anlatmaya çalışacağım.

*

“Rizom”, dallanarak yayılan bitki yapıları için kullanılan bir terim. Rizomun özelliği, merkezi bir yapıdan bağımsız olarak yayılması ve yeni bitkiler oluşturabilmesidir. Mesela, zencefilin yediğimiz kısmı onun rizomudur ve bunun bir kısmı toprağa ekildiğinde yeni bir zencefil bitkisi büyüyebilir.
Veya bambuların hızlı ve geniş alanlara yayılarak büyümesinin nedeni de rizomlarıdır.

1980 yılında iki Fransız düşünür Gilles Deleuze ve Félix Guattari, “rizom”a dayalı bir metafor geliştirir ve “kültürlerin rizomatik yapısı”nı bu metaforla anlatır.

Özetle derler ki:

Bir kültürün unsurları diğer kültürlere yayıldıkça yeni bağlamlarla birleşecek, bazen onlarla çelişecek ama nihayetinde insanlık zenginleşecektir.

Düşünürseniz, kahve, Etiyopya'dan, Arap Yarımadası’ndan Osmanlı’ya gelmiş, sonra oradan Avrupa’ya ulaşmış ve filtre kahve, espresso gibi yeni formlara ilham vermiştir.
Çin’den çıkan ve Avrupa’ya giden ipek de öyle.

"Rizomatik yapı" bize daimi bir dönüşüm, bağlantı ve çoğalma sürecini hatırlatır.

*

Yeni yılın ilk günleri olması nedeniyle, rizomatik yapının içerdiği “değişimi, esnekliği” bireysel hayatlarımıza nasıl uyarlayabiliriz diye düşünmek de icap eder, değil mi?

Beraber bunu düşünürken, 112 yıl önce Marcel Proust’un koyduğu çerçeveden ilham alalım isterim:

Gerçek keşif yolculuğu, yeni manzaralar aramak değil; yeni gözlere sahip olmaktır.

Damla Ömür Tantekin

Advisor | Writer | Speaker | Cross-Cultural Communication